http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press
Previous Next
Saray’dan “Bayram Defteri”
Marka ve tasarım
Marka, kendisi için tasarlananların toplamıdır
Selva Şipşak, bu kez Zeytinli Rock Festivali’ndeydi!
Selva, Ambalaj Ay Yıldızları Yarışması'nda ödüle layık görüldü
Selva Şipşak ile “Yaz Ramazanı”na uygun hafif ve zengin lezzetler!
Tam kadro Sabiha Gökçen’deyiz!

Saray’dan “Bayram Defteri”

Saray Gıda’nın bayramları bayram yapan tatları, GENNA MCG tarafından Şeker Bayramı’na özel olarak hazırlanan yeni reklam kampanyasıyla görücüye çıktı. “Bayram Defteri” başlığını taşıyan reklam filmi hem çocukları hem de yetişkinleri hedef alan esprili anlatımıyla eğlenceli bir öykü sunuyor.

Continue Reading

Marka ve tasarım

The Brand Age, “Tasarım konusu, ürünün oluşturulmasından satış noktasında sunumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor.” diyerek Türkiye’nin önde gelen markalarının tasarım anlayışlarıyla ilgili bir dizi röportaja yer veriyor.

Continue Reading

Marka, kendisi için tasarlananların toplamıdır

“Ürünün kendisi, tasarımı, satılacağı yerler, fiyatı, grafik tasarımı bir bütündür. Birlikte düşünülüp, birlikte tasarlanmalıdır.”

Continue Reading

Selva Şipşak, bu kez Zeytinli Rock Festivali’ndeydi!

Makarna sektörünün en yenilikçi markası Selva da yaklaşık 8.000 kişinin takip ettiği Zeytinli Rock Fest’in sponsorlarından biri oldu. Türkiye’nin en hızlı pişen makarnası Şipşak, katılımcılardan büyük ilgi gördü.

Continue Reading

Selva, Ambalaj Ay Yıldızları Yarışması'nda ödüle layık görüldü

Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) tarafından bu yıl ilki düzenlenen Ambalaj Ay Yıldızları Yarışması 2010'un sonuçları belli oldu.

Continue Reading

Selva Şipşak ile “Yaz Ramazanı”na uygun hafif ve zengin lezzetler!

Bu yıl Ramazan Ayı’nın yaz günlerine denk gelmesiyle hünerli hanımlar, Ramazan sofralarına yakışacak ve aynı zamanda hafif lezzetleri tercih ediyor.

Continue Reading

Tam kadro Sabiha Gökçen’deyiz!

Anadolu halkını hızlı ve ekonomik uçuşla tanıştıran Anadolu Jet, şimdi tam kadro İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’nda! Anadolu Jet Sabiha Gökçen lansman filmi “İstanbul’u yerde arayan gökte buluyor” sloganıyla yayına girdi.

Continue Reading
  • Beş dakikada Beşiktaş!

    Beş dakikada Beşiktaş!

    Makarna sektöründe yenilikleriyle adından sık sık söz ettiren Selva’nın üç dakikada hazır olan yeni ürünü Şipşak Makarna, modern hayatın hızına yetişmekte zorlananlar ve dar zamanların telaşına düşenler için yepyeni bir çözüm sunuyor. Farklı semtlerdeki Metro istasyonlarını can alıcı renkleriyle ve naif mesajlarıyla donatan Selva Şipşak, şimdi de trafikte karşımıza çıkmaya başladı.

    Devam
  • Selva, Türkiye’nin en büyük beş yüz şirketi arasında

    Selva, Türkiye’nin en büyük beş yüz şirketi arasında

    Ekonomi Dergisi Fortune’ın düzenlediği ve Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği” Fortune 500” geçtiğimiz günlerde açıklandı. Fortune Dergisi’nin 2009 yılı net satışlar üzerinden yaptığı sıralamaya göre Selva Gıda, Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında. Sektörlere göre olan dağılımda “Tahıl, süt, et ve su ürünleri” kategorisinde Selva Gıda 91.953.161 TL. net satışı ile 27. sırada yer aldı. Yaptığı yenilik ve yatırımlarla son dönemde yükseliş gösteren Selva, aynı sıralamada 26.186.012 TL’lik ihracat rakamı ile ihracatta 10. sırayı aldı.

    Devam
  • ‘Baskı’nın kısa tarihi

    ‘Baskı’nın kısa tarihi

    O zamanki Almanya’nın Mainz şehrinde doğan Johannes Gutenberg’in asıl mesleği kuyum ustalığıdır. Bir kuyum ustası olarak belki bir yüzük imal ederken harf de yontabileceğini fark eden Gutenberg, modern matbaanın kurucusu olmuştur. Bugün çoğunlukla matbaanın icadı diye bilinen bu olay, Rönesans ve Reform Dönemlerinin, bilim devriminin tetikleyicisi olmuş; daha ucuza mal olabilen kitaplar yoluyla informasyonun çoğalmasını sağlamıştır. Gutenberg’den önce kitapların elle yazılması işi, çoğunlukla sadece bu işle görevlendirilen keşişler ve kiliselerin bu işe ayrılmış bölümlerinde yapılıyordu. Bazı seçkinler arasında din kitapları haricindeki kitapların elle yazılmasına himayelik etmek yaygındı. Daha önce sadece bu seçkin sınıf mensuplarının erişebildiği kitaplar, Gutenberg’den sonra matbaa yoluyla çoğaltılabilmeleri sayesinde daha alt sınıflara mensup kimselerin erişimine de açılmış oldu. Din kitaplarının çoğalmasıyla din adamlarının hüküm ve hikmetinden kurtulan Hristiyanlık, bölünmüş ve değişime uğramıştır. Ünlü Amerikan yazarlarından Mark Twain, tanımı daha da genişleterek, “Bugün dünya ne ise, iyi veya kötü, bunu Gutenberg’e borçludur.” demiştir.

    Devam
  • Aydınlık oda

    Aydınlık oda

    Fotoğraf, tam anlamıyla göndergenin fışkırmasıdır. Oradaki gerçek bir bedenden çıkan ışınım en sonunda burada olan bana değer; aktarımın süresi önemsizdir; yitik varlığın fotoğrafı, bir yıldızın geciken ışınları gibi bana dokunur. (...) Her fotoğraf orada bulunmanın bir sertifikasıdır. Bu sertifika, ‘fotoğraf’ın icadının görüntüler ailesine getirdiği yeni bir utançtır. Bir insanın tasarladığı ilk fotoğraflar ona tıpkı bazı resimler gibi gelmiş olmalıdır; oysa o yine de değişmekte olan bir şeyle yüz yüze olduğunu biliyordu; onun bilinci, aynı “bu vardı” ektoplazmı gibi her türlü andırım dışında karşılaşılan nesneyi saptamıştır: Ne görüntü, ne de gerçeklik. Gerçekten yeni bir varlık; artık kimsenin dokunamayacağı bir gerçeklik.

    Continue Reading
  • Biz de her insan gibi işimizi yaparız

    Biz de her insan gibi işimizi yaparız

    Bizler, fikir ve estetik yaratıcıları olarak her anlamın ya da fikrin en az bir tane henüz üretilmemiş biçimi olduğunu biliriz. İçinde “anlam” yer almadığı sürece hiçbir “form”un ve hiçbir “söz”ün hiçbir biçimde bir “iletişim kodlaması” olarak tasarlanamaz ve önerilemez olduğunun farkındayız. Arada kendimiz için yaptığımız olursa da, eseri, onun muhatabıyla birlikte, onun algısında ve onun için yarattığımızı hiç unutmayız. Daha önce ulaşılmış hiçbir hedef, üretilmiş hiçbir fikir “mükemmel”i ve “biricik” olanı arayışta cesaretimizi kırmaz. Düşlediğimiz “mükemmel” ile gerçekleşen “mükemmel” arasında her zaman bir mesafe olacağını, bu mesafeyi kapatma eyleminin kendisinin de yaratımın bir parçası olduğunu düşünürüz. Her şeyin sadece sınırlarıyla kavranmadığını, sınırsızlığın ya da sonsuzluğun da kavranabilir ve kavratılabilir bir şey olduğuna inanırız. Hiçbir tasarım nihai ve mükemmel değildir... Öyle düşünürüz. Ancak en geniş kitlenin ortak beğenisine razı olmayı da biliriz. Bildiğimiz her şeyi, gerektiğinde yeniden düşünme, gözden geçirme cesaretinin gerekliliğini umursarız. Bilginin, derin karanlıklardaki yaratıcılık cevherini çıkarmak için şart olduğuna inanırız. Kafa lambamızı takmadan ocağa inmeyiz. “Cin fikir-hin fikir” kurnazlıkları peşinden koşmayız. Zekanın parıltısını, daima bilginin ve yaratıcılığın, güzelliğin ve iyiliğin kollarına emanet ederiz.

    Continue Reading