http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

GENNARATION
GENNARATION
01 Aralık 2011
0 Yorum

PAYLAŞ

Yılın en başarılı 25 pazarlama yöneticisi nasıl seçildi?


Geçtiğimiz yıl, herkesin yeni tüketiciyi, iletişim kanallarında meydana gelen değişimi, özetle pazarlamanın ‘yeni normal’ini anlamakla geçirdiği bir yıl oldu. Capital Dergisi de bu yıl 10’uncusunu gerçekleştirdiği “Yılın En Başarılı 25 Pazarlama Yöneticisi” araştırmasını, bu trendlerin ışığında değerlendirdi.

Jack Trout, 2010’un en önemli pazarlama trendinin ‘değer’ satmak olduğunu, bu trendi yaratanın da dünyanın dört bir yanında kendini gösteren global durgunluk ve tüketicilerin değişen satın alma davranışları olduğunu savunuyor. Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi Direktörü Dr. Cüneyt Evirgen de bu konuda Trout’la aynı fikirde. Müşteri memnuniyeti kavramının yerini artık “müşterinin algıladığı değeri yönetme” yaklaşımının aldığını söyleyen Evirgen, tüketicilerin artık alacakları değeri maksimize etmeye çalıştıklarını belirtiyor.

Geçen yılın en önemli trendlerinden birisi de şüphesiz sosyal medya. Dijital mecra uygulamalarında inanılmaz artışlar yaşandı. ABD’de dijital mecraların reklam bütçelerinden aldığı pay yüzde 40’a ulaştı. Türkiye’de de pazarlama yöneticileri, dijital mecralarda markalarını daha görünür hale getirdi. Reklamverenler Derneği Başkanı Ahmet Pura, markaların online kanallardaki yüzlerini yenilemek üzere, yeni atılımlar yapmaya özen gösterdiklerini söylüyor. Şirketlerde pazarlama yöneticileri arasına, “dijital pazarlama müdürlerinin de katılması” bunun kanıtı. Ünlü pazarlama gurusu Al Ries, “Her yer Twitter, Facebook ve Youtube’dan bahsediyor. ‘Eğer bir şirket sosyal medyada yer almazsa başarısız olur’ duygusu bile yaratıldı. Medyanın bu ayağı büyümeye devam edecek” diyor. Ancak Ries, pazarlamacıları uyarmadan da geçemiyor: “Henüz bu medyada yaratılan hiçbir marka yok. Bu mecranın değerinin üstünde ilgi gördüğünü ve pazarlamacıların sıkıntı yaşayacağını düşünüyorum.”

GAP, 20 yıllık logosunu değiştirdi. Sosyal medya ayaklandı. Markanın tüketicileri, Twitter’da, Facebook’ta ve bloglarda yeni logoya açıkça karşı çıktı. Ve şirket, tüketicinin baskısına dayanamadı, eski logoya döndü. 2010’da artık tüketicinin markanın pazarlama stratejilerine müdahale ettiği bir sürece girildi. Zira beğenileri kadar yergilerini de anında bloglarına, tweet’lerine taşıyanların sayısı azımsanacak gibi değil. Bu nedenle 2010’da yaklaşımlar, hep doğru ilişki kurma ve onu yönetme üzerine gelişti.

Pazarlama uzmanları, 2011’de pazarlamacıların odaklanacağı en önemli konunun tüketicinin yarattığı ve kontrol edilemeyen medyayı kontrol etme olacağı konusunda hemfikir.

Tüketici, bir ürünü satın alırken her yönü ile araştırıyor, sorguluyor. En önemli yardımı bilgiye hızla ulaşmaktan alıyor. Ancak orada da bir tehdit var, çünkü her ulaştığı bilgi ya da yorum aslında ürünü doğru yansıtmayabiliyor. Ahmet Pura, “Bu nedenle markaların rekabette daha hızlı ve proaktif olmaları gereken bir yıl kapımızı çalmak üzere” diyor.

“Yeniliklere açık, tarafsız, dürüst, dinleyen, fark yaratmaya özen gösteren, analiz gücü yüksek, girişimci, küçük adımlarla başlayan ama büyük düşünen, sonuca odaklanan, geri bildirim alan bir lider.” Uzmanlar, yeni pazarlama liderini böyle tanımlıyor. Pazarlama Danışmanı Hakan Senbir ise pazarlamanın artık organizasyonun tamamıyla ilgili bir konu olduğunu vurguluyor ve topyekun bir savaş olduğunun kabul edildiğini ifade ediyor.

DİĞER GENNARATION YAZILARI

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol