<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GENNARATION &#187; ALINTILAR</title>
	<atom:link href="http://www.gennaration.com.tr/category/alinti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gennaration.com.tr</link>
	<description>Genna MCG tarafından yayımlanan aylık reklamcılık gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Jan 2012 20:20:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Üretim</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/uretim/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/uretim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2012 13:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4563</guid>
		<description><![CDATA[Biz bir hizmet şirketi değiliz, bir bakıma üretim sürecinin bir parçasıyız. Bir markayı diğerinden farklı kılacak fikirler üretiyoruz. Bir markanın gerçekten farklı olmasına yardım ediyoruz. Üzerinde diğerlerinde olmayan bir tertibata sahip ürünler sattığımız için değil, ürüne karşı farklı hisler duymanızı sağladığımız için. Ürünle ilgili kendinizi daha emin ve daha ikna olmuş hissedebilirsiniz. Hatta ona âşık olabilir ve daha tutkulu da hissedebilirsiniz. Çünkü duygusal farklılıklar bir anda gerçek farklılıklara dönüşür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2012/01/Rene-Magritte-Paintings-bgi.jpg" alt="" title="Rene-Magritte-Paintings-bgi" width="528" height="738" class="alignnone size-full wp-image-4564" /></p>
<p>Biz bir hizmet şirketi değiliz, bir bakıma üretim sürecinin bir parçasıyız. Bir markayı diğerinden farklı kılacak fikirler üretiyoruz. Bir markanın gerçekten farklı olmasına yardım ediyoruz. Üzerinde diğerlerinde olmayan bir tertibata sahip ürünler sattığımız için değil, ürüne karşı farklı hisler duymanızı sağladığımız için. Ürünle ilgili kendinizi daha emin ve daha ikna olmuş hissedebilirsiniz. Hatta ona âşık olabilir ve daha tutkulu da hissedebilirsiniz. Çünkü duygusal farklılıklar bir anda gerçek farklılıklara dönüşür.</p>
<p><center><em>JOHN HEGARTY</em></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/uretim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sessiz yığınların gölgesinde</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/sessiz-yiginlarin-golgesinde/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/sessiz-yiginlarin-golgesinde/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 13:39:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4459</guid>
		<description><![CDATA[İster politik ister eğitici isterse kültürel içerikli olsun, sonuçta niyet, anlam ileterek kitleleri anlamın egemenliği altında tutmaktır. Bir başka deyişle kendini haberin sürekli olarak ahlaksallaştırılması zorunluluğu biçiminde dışavuran anlam üretimi zorunluluğu. Daha iyi haber verebilmek, daha iyi toplumsallaştırmak için, kitlelerin kültürel düzeylerini yükseltmeye çalışmak için vb. vb. Hepsi palavra. Çünkü kitleler bu akılcı iletişim zorlamasına insanı aptallaştıracak bir biçimde karşı koymaktadırlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/12/rene-magritte.jpg" alt="" title="rene-magritte" width="528" height="643" class="alignnone size-full wp-image-4460" /></p>
<p>İster politik ister eğitici isterse kültürel içerikli olsun, sonuçta niyet, anlam ileterek kitleleri anlamın egemenliği altında tutmaktır. Bir başka deyişle kendini haberin sürekli olarak ahlaksallaştırılması zorunluluğu biçiminde dışavuran anlam üretimi zorunluluğu. Daha iyi haber verebilmek, daha iyi toplumsallaştırmak için, kitlelerin kültürel düzeylerini yükseltmeye çalışmak için vb. vb. Hepsi palavra. Çünkü kitleler bu akılcı iletişim zorlamasına insanı aptallaştıracak bir biçimde karşı koymaktadırlar.</p>
<p><center><em>JEAN BAUDRILLARD<br />
SESSİZ YIĞINLARIN GÖLGESİNDE<br />
RESİM YANI IMZASI<br />
RENÉ MAGRITTE</em></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/sessiz-yiginlarin-golgesinde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kelime</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kelime/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kelime/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 10:46:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4349</guid>
		<description><![CDATA[Söylem kendisi dışında, bir hayatta kalma dürtüsüyle, bir objeye tutunmaya çalışarak yaşar. Eğer kendimizi bu dürtüden tamamen ayırırsak, elimizde kalan yegane şey, kelimenin çıplak cesedi olur. Bu cesetten de o kelimenin sosyal konumuna veya hayatta olduğu zamandaki kaderine dair hiçbir şey öğrenemeyiz. Böylesi bir kelimenin, kendisinden öteye yansıyan bu dürtüyü göz ardı ederek çalışılması, bir psikolojik vakanın kendisini ortaya çıkaran, belirleyen ve yönlendiren gerçek yaşantısal bağlamının dışında incelenmesi kadar saçma olacaktır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/11/shutterstock_16432831.jpg" alt="" title="shutterstock_16432831" width="528" height="772" class="alignnone size-full wp-image-4350" /></p>
<p>Söylem kendisi dışında, bir hayatta kalma dürtüsüyle, bir objeye tutunmaya çalışarak yaşar. Eğer kendimizi bu dürtüden tamamen ayırırsak, elimizde kalan yegane şey, kelimenin çıplak cesedi olur. Bu cesetten de o kelimenin sosyal konumuna veya hayatta olduğu zamandaki kaderine dair hiçbir şey öğrenemeyiz. Böylesi bir kelimenin, kendisinden öteye yansıyan bu dürtüyü göz ardı ederek çalışılması, bir psikolojik vakanın kendisini ortaya çıkaran, belirleyen ve yönlendiren gerçek yaşantısal bağlamının dışında incelenmesi kadar saçma olacaktır.</p>
<p><center><em>Mikhail Bakhtin<br />
Romanda Söylev</em></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kelime/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Görünmez el üzerine</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/gorunmez-el-uzerine/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/gorunmez-el-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 13:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4241</guid>
		<description><![CDATA[Her birey, sahip olduğu sermayeyi en yüksek üretim sağlayacağı sanayiye yönlendirir, bunun bir sonucu olarak emek, toplumun gelirinden alabileceği en yüksek payı alır. Birey bunu yaparken ne toplumun çıkarını artırmayı amaçlar ne de bunu ne ölçüde yaptığını bilir. Birey, sadece kendi özel çıkarını gözetir ve bu amacını gerçekleştirirken görünmez bir el onun hiç düşünmediği başka amaçlara da hizmet etmesini sağlar. Birey, kendi çıkarını gözeterek toplumun çıkarına hizmet etmiş olur ve bireyin bu hizmeti eğer topluma hizmet etmeyi amaçlamış olsaydı yapacağı hizmetten ve katkıdan daha fazla olur.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/10/alinti5.jpg" alt="" title="alinti5" width="528" height="660" class="alignnone size-full wp-image-4242" /></p>
<p>Her birey, sahip olduğu sermayeyi en yüksek üretim sağlayacağı sanayiye yönlendirir, bunun bir sonucu olarak emek, toplumun gelirinden alabileceği en yüksek payı alır. Birey bunu yaparken ne toplumun çıkarını artırmayı amaçlar ne de bunu ne ölçüde yaptığını bilir. Birey, sadece kendi özel çıkarını gözetir ve bu amacını gerçekleştirirken görünmez bir el onun hiç düşünmediği başka amaçlara da hizmet etmesini sağlar. Birey, kendi çıkarını gözeterek toplumun çıkarına hizmet etmiş olur ve bireyin bu hizmeti eğer topluma hizmet etmeyi amaçlamış olsaydı yapacağı hizmetten ve katkıdan daha fazla olur.</p>
<p><center>ADAM SMITH<br />
YARATILIŞIN SORGULANMASI VE ULUSLARIN ZENGİNLİĞİNİN NEDENLERİ</center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/gorunmez-el-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kazanmanın ögeleri</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kazanmanin-ogeleri/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kazanmanin-ogeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 10:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4094</guid>
		<description><![CDATA[Hiç kimse her zaman kazanamaz. Teniste bütün sayıları almak, golf turnuvasında her delikte birinci gelmek olanaksızdır. Bir işadamının yaptığı her anlaşma çok kârlı olamaz ve büyük bir satıcı bile zaman zaman eli boş dönebilir. Kazanmayı bilenleri diğerlerinden ayıran yetenek, ne zaman kaybetmeyi göze alabileceklerini ve ne zaman da kazanmaları gerektiğini bilme içgüdüsüdür. Bu kişiler, çabalarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/08/tenisalinti.jpg" alt="" title="tenisalinti" width="528" height="657" class="alignnone size-full wp-image-4095" /></p>
<p>Hiç kimse her zaman kazanamaz. Teniste bütün sayıları almak, golf turnuvasında her delikte birinci gelmek olanaksızdır. Bir işadamının yaptığı her anlaşma çok kârlı olamaz ve büyük bir satıcı bile zaman zaman eli boş dönebilir. Kazanmayı bilenleri diğerlerinden ayıran yetenek, ne zaman kaybetmeyi göze alabileceklerini ve ne zaman da kazanmaları gerektiğini bilme içgüdüsüdür. Bu kişiler, çabalarını gereken yerde yoğunlaştırabilirler.</p>
<p><center>MARK H. McCORMACK<br />
%110 ÇÖZÜM</center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kazanmanin-ogeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Renk çılgını</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/renk-cilgini/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/renk-cilgini/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jul 2011 17:32:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4059</guid>
		<description><![CDATA[Sali’nin gördüğüm her resmini sevdim. Bir tat uyandı içimde. Renkten korkmuyor hiç. Renk çizgiyi aşıyor, ama asıl önemlisi, yaratıyor da onu. Bir araç değil renk Sali’de, bir ortam. Matisse gibi çalışır. Bir tabloda yanlış gördüğü şeyi düzeltmez, yeni bir tablo yapar onun yerine. Figüratife soyuttan damlalar da akıtıyor sanki. Sadece dünya içinde değil, aynı zamanda uzay içinde... Yeni iletişim araçlarının doğrudan görselliği, resim sanatını ayrı bir esnekliğe götürdü. Bireysel odak, kişisel bakış güçlendi yeni kuﬂak sanatçılarında. Bunu Sali’nin yapıtlarında da çok belirgin bir biçimde görüyoruz. Salih Turan’dı adı. Bunu Sali olarak değiştirdi. Ben ona 'Dalvador Sali' diyorum. Bu adı seviyor mu, sevmiyor mu, bilmiyorum. Renk çılgını! Evet,öyle.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/07/imageHandler-2.ashx_.jpg" alt="" title="imageHandler-2.ashx" width="528" height="407" class="alignnone size-full wp-image-4063" /></p>
<p>Sali’nin gördüğüm her resmini sevdim. Bir tat uyandı içimde. Renkten korkmuyor hiç. Renk çizgiyi aşıyor, ama asıl önemlisi, yaratıyor da onu. Bir araç değil renk Sali’de, bir ortam. Matisse gibi çalışır. Bir tabloda yanlış gördüğü şeyi düzeltmez, yeni bir tablo yapar onun yerine. Figüratife soyuttan damlalar da akıtıyor sanki. Sadece dünya içinde değil, aynı zamanda uzay içinde&#8230; Yeni iletişim araçlarının doğrudan görselliği, resim sanatını ayrı bir esnekliğe götürdü. Bireysel odak, kişisel bakış güçlendi yeni kuşak sanatçılarında. Bunu Sali’nin yapıtlarında da çok belirgin bir biçimde görüyoruz. Salih Turan’dı adı. Bunu Sali olarak değiştirdi. Ben ona &#8216;Dalvador Sali&#8217; diyorum. Bu adı seviyor mu, sevmiyor mu, bilmiyorum. Renk çılgını! Evet,öyle.</p>
<p><center>CEMAL SÜREYYA<br />
RENK ÇILGINI SALİ</center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/renk-cilgini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatı seç</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/hayati-sec/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/hayati-sec/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 13:34:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3928</guid>
		<description><![CDATA[Bir iş seç. Bir kariyer seç. Bir aile seç. Kocaman bir TV seç; çamaşır makineleri, DVD çalarlar ve elektrikli konserve açacaklarını seç. Sağlıklı yaşamı, düşük kolesterolu ve ağız sağlığı sigortasını seç. Ödemeleri sabit faizli konut kredisi seç. Başını sokacağın bir ev seç. Arkadaşlarını seç. Bavulunla uyumlu tatil giysileri seç. Zengin renk ve desenleriyle, taksit taksit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/hayat.jpg" alt="" title="hayat" width="528" height="794" class="alignnone size-full wp-image-3929" /></p>
<p>Bir iş seç. Bir kariyer seç. Bir aile seç. Kocaman bir TV seç; çamaşır makineleri, DVD çalarlar ve elektrikli konserve açacaklarını seç. Sağlıklı yaşamı, düşük kolesterolu ve ağız sağlığı sigortasını seç. Ödemeleri sabit faizli konut kredisi seç. Başını sokacağın bir ev seç. Arkadaşlarını seç. Bavulunla uyumlu tatil giysileri seç. Zengin renk ve desenleriyle, taksit taksit alacağın bir üçlü koltuk seç. Kendin monte edeceğin eşyalar ve bir pazar sabahı &#8220;şu hayatta ben kimim&#8221; diye düşünmeyi seç. Kanepede oturup; kafa uyuşturan, ruh daraltan diziler seyrederken, berbat şeyler tıkınmayı seç. Ve nihayetinde, sefil bir evde çürüyüp, kendi sonuna &#8220;gel gel&#8221; yaparken, soyunu sürdürsün diye peydahladığın, bencil, yozlaşmış veletlerin için bir utanç kaynağından başka bir şey olmamayı seç. Geleceğini seç.</p>
<p align="center">JOHN HODGE<br />
‘TRAİNSPOTTİNG’ FİLMİNDEN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/hayati-sec/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çarpıtma</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/carpitma/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/carpitma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 May 2011 12:49:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3787</guid>
		<description><![CDATA[Sağduyu, öznel algıların önyargısını giderip “gerçek durumu” saptamanın kolay olduğunu söyler: Bir helikopter kiralayıp köyü tam yukarıdan fotoğraflarız. Bu şekilde gerçekliğe ilişkin çarpıtılmamış bir görüş elde ederiz, ama toplumsal antagonizmanın gerçeğini, tam da gerçekliğin çarpıtılmalarında, evlerin “fiili” düzeninin fantazilerdeki yerdeğiştirmelerinde dışavurulan simgeleştirilemeyen travmatik çekirdeğini tamamen gözden kaçırırız. SLAVOJ ŽIŽEK KIRILGAN TEMAS]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/05/gogh.village-stairs.jpg" alt="" title="gogh.village-stairs" width="528" height="735" class="alignnone size-full wp-image-3789" /></p>
<p>Sağduyu, öznel algıların önyargısını giderip “gerçek durumu” saptamanın kolay olduğunu söyler: Bir helikopter kiralayıp köyü tam yukarıdan fotoğraflarız. Bu şekilde gerçekliğe ilişkin çarpıtılmamış bir görüş elde ederiz, ama toplumsal antagonizmanın gerçeğini, tam da gerçekliğin çarpıtılmalarında, evlerin “fiili” düzeninin fantazilerdeki yerdeğiştirmelerinde dışavurulan simgeleştirilemeyen travmatik çekirdeğini tamamen gözden kaçırırız.</p>
<p align="center">SLAVOJ ŽIŽEK<br />
KIRILGAN TEMAS</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/carpitma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Renk</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/renk/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/renk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 17:13:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3457</guid>
		<description><![CDATA[Sorgulanması gereken bir konu: renkli yazılar – oldukça az bulunan renkli yazılar. Renk, bir gerilimdir; iletilerimizde rengin izinin bulunmasından korkarız; bu nedenle siyah yazarız; sadece genel kabul gören, dolaysız belirtileri bulunan ayrıcalıklara izin veririz: dikkat çekmek için mavi, düzeltme yapmak için kırmızı. Renk kullanımında yapılacak herhangi bir değişiklik, apaçık münasebetsizliktir: sarı, pembe ya da gri renkte yazılmış bir mektup, kızıl-kahverengi, asker yeşili, okyanus mavisi kitaplar düşünülebilir mi? Ama yine de: sözcüklerin anlamlarının da renklerle birlikte değişmeyeceğini kim bilebilir?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/renk.jpg" alt="" title="alinti-sb" width="528" height="674" class="alignnone size-full wp-image-3380" /></p>
<p>Sorgulanması gereken bir konu: renkli yazılar – oldukça az bulunan renkli yazılar. Renk, bir gerilimdir; iletilerimizde rengin izinin bulunmasından korkarız; bu nedenle siyah yazarız; sadece genel kabul gören, dolaysız belirtileri bulunan ayrıcalıklara izin veririz: dikkat çekmek için mavi, düzeltme yapmak için kırmızı. Renk kullanımında yapılacak herhangi bir değişiklik, apaçık münasebetsizliktir: sarı, pembe ya da gri renkte yazılmış bir mektup, kızıl-kahverengi, asker yeşili, okyanus mavisi kitaplar düşünülebilir mi? Ama yine de: sözcüklerin anlamlarının da renklerle birlikte değişmeyeceğini kim bilebilir?</p>
<p align="center">ROLAND BARTHES<br />
YAZI ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/renk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüketirken üretmek</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/tuketirken-uretmek/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/tuketirken-uretmek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2011 16:58:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3324</guid>
		<description><![CDATA[Prosumer’in yükselişi—tüketicinin üretime yeniden dahil edilme süreci—bizi böylesi geçişken ilişkilere daha yakından bakmaya mecbur bırakacak. Aynı güçlü değişim, bizi etkinlik kavramını yeniden gözden geçirmeye yönlendirecek. Ekonomistler, giderek artan bir şekilde, aynı ürünü üretebilecekleri alternatif yöntemler geliştirmeye çalışıyorlar. (...) Bu, belki de hiç ekonomi bilmeyen, milyonlarca insanın da yapmaya çalıştığı şeyin aynısı. Bu insanlar anlıyorlar ki, belli seviyedeki parasal kazanç garantilendikten sonra, üreterek tüketmek hem ekonomik hem de psikolojik anlamda, daha fazla para kazanmaktan çok daha faydalı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/03/alinti-sb.jpg" alt="" title="alinti-sb" width="528" height="702" class="alignnone size-full wp-image-3380" /></p>
<p>Prosumer’in yükselişi—tüketicinin üretime yeniden dahil edilme süreci—bizi böylesi geçişken ilişkilere daha yakından bakmaya mecbur bırakacak. Aynı güçlü değişim, bizi etkinlik kavramını yeniden gözden geçirmeye yönlendirecek. Ekonomistler, giderek artan bir şekilde, aynı ürünü üretebilecekleri alternatif yöntemler geliştirmeye çalışıyorlar. (&#8230;) Bu, belki de hiç ekonomi bilmeyen, milyonlarca insanın da yapmaya çalıştığı şeyin aynısı. Bu insanlar anlıyorlar ki, belli seviyedeki parasal kazanç garantilendikten sonra, üreterek tüketmek hem ekonomik hem de psikolojik anlamda, daha fazla para kazanmaktan çok daha faydalı.</p>
<p align="center">ALVIN TOFFLER<br />
ÜÇÜNCÜ DALGA</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/tuketirken-uretmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deneyim ve tavır</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/deneyim-ve-tavir/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/deneyim-ve-tavir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2011 10:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3183</guid>
		<description><![CDATA[Bir şeyi deneyimleyen kişi, yaşadığı deneyimi kesin bir şey olarak deneyimleyemez. Yaşanılan bir deneyim belirli bir anlama, nesneye, ilişki durumuna yönelim gösterir; fakat bizzat kendisine yönlendirilmez. Bu deneyim, kişinin ruhunun mevcut varlığının kesinliği ve bütünlüğü üzerine yönlendirilmez. Ben kendi korkularımın nesnesini korkunç bir şekilde, sevgimin nesnesini sevgi dolu bir şekilde, acılarımın nesnesini de acı dolu bir şekilde deneyimlerim (…), ama kendi korkumu, sevgimi, acımı deneyimlemem. Benim yaşadığım bu deneyim, kendi bütünlüğüm içinde bir nesne ile ilişkilendirerek benimsediğim bir aksiyolojik yaklaşım veya tavırdır. Bu şartlar altında sergilediğim kendi “duruş”um benim elimde olan bir şey değildir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/02/metamorphosis-of-narcissus_dali.jpg" alt="" title="metamorphosis-of-narcissus_dali" width="528" height="414" class="alignnone size-full wp-image-3257" /></p>
<p>Bir şeyi deneyimleyen kişi, yaşadığı deneyimi kesin bir şey olarak deneyimleyemez. Yaşanılan bir deneyim belirli bir anlama, nesneye, ilişki durumuna yönelim gösterir; fakat bizzat kendisine yönlendirilmez. Bu deneyim, kişinin ruhunun mevcut varlığının kesinliği ve bütünlüğü üzerine yönlendirilmez. Ben kendi korkularımın nesnesini korkunç bir şekilde, sevgimin nesnesini sevgi dolu bir şekilde, acılarımın nesnesini de acı dolu bir şekilde deneyimlerim (…), ama kendi korkumu, sevgimi, acımı deneyimlemem. Benim yaşadığım bu deneyim, kendi bütünlüğüm içinde bir nesne ile ilişkilendirerek benimsediğim bir aksiyolojik yaklaşım veya tavırdır. Bu şartlar altında sergilediğim kendi “duruş”um benim elimde olan bir şey değildir.</p>
<p align="center">MIKHAIL BAKHTIN<br />
SANAT VE SORUMLULUK</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/deneyim-ve-tavir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Metanın imajlaşması</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/metanin-imajlasmasi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/metanin-imajlasmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Jan 2011 11:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3048</guid>
		<description><![CDATA[Toplu biçimde üretilen tüketim mallarının promosyonu, hem kültürel çağrışımları bir propaganda yaparcasına ürünlere taşıyarak hem de cisimlerine kazıyarak, görünüşte yalnızca satılmasına yardımcı olan şeyin biçimi ve çehresini değiştirir. Demek ki sanayi kapitalizminin getirdiği yenilik salt daha fazla mal, daha fazla meta değildir. Sanayi kapitalizminin bolluk yaratarak getirdiği yenilik, özgüllüğü yeni türde bir kültürel ifadeyle (tanıtımın, meta-simgesiyle ortakyaşar [symbiosis] bir iç içe geçmişlikle toplu biçimde yayılması) kopmaz bağları bulunmasından kaynaklanan yeni türde bir üründür. Son olarak, bir bütün olarak toplumsal yapı düzeyinde önemli bir ekleme yapabiliriz buna. Metanın imajlaşmasının erken sanayileşme çağının beşiğindeki doğuşu, piyasa toplumunun yapısındaki bir değişikliğin ilk işaretlerini göstermekteydi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/01/magritte_clear-ideas.jpg" alt="" title="magritte_clear-ideas" width="528" height="444" class="alignnone size-full wp-image-3109" /></p>
<p>Toplu biçimde üretilen tüketim mallarının promosyonu, hem kültürel çağrışımları bir propaganda yaparcasına ürünlere taşıyarak hem de cisimlerine kazıyarak, görünüşte yalnızca satılmasına yardımcı olan şeyin biçimi ve çehresini değiştirir. Demek ki sanayi kapitalizminin getirdiği yenilik salt daha fazla mal, daha fazla meta değildir. Sanayi kapitalizminin bolluk yaratarak getirdiği yenilik, özgüllüğü yeni türde bir kültürel ifadeyle (tanıtımın, meta-simgesiyle ortakyaşar [symbiosis] bir iç içe geçmişlikle toplu biçimde yayılması) kopmaz bağları bulunmasından kaynaklanan yeni türde bir üründür. Son olarak, bir bütün olarak toplumsal yapı düzeyinde önemli bir ekleme yapabiliriz buna. Metanın imajlaşmasının erken sanayileşme çağının beşiğindeki doğuşu, piyasa toplumunun yapısındaki bir değişikliğin ilk işaretlerini göstermekteydi. Ve bu, Adam Smith’in farketmediği, Marx’ın ise gözardı ettiği bir değişikliktir. Söz konusu yapısal değişikliğin daha kapsamlı yansımaları da kapitalist gelişmenin ancak çok daha ilerideki bir evresinde gözle görülmeye başlamıştır.</p>
<p align="center">ANDREW WERNICK<br />
PROMOSYON KÜLTÜRÜ</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/metanin-imajlasmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Telgrafın telleri</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/telgrafin-telleri/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/telgrafin-telleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 2010 16:07:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2898</guid>
		<description><![CDATA[Sinirler çoğu zaman haklı olarak telgraf telleriyle karşılaştırılmışlardır. Bu tür bir tel, kimi zaman güçlü, kimi zaman daha zayıf ya da bazen ters yönde olmakla beraber niteliksel açıdan başka farklılıklar taşımayan aynı türdeki elektrik akımını aktarır. Ancak bu tele ait uçların bağlandığı farklı farklı aygıtlara göre telgraf mesajları gönderebilir, zil çalabilir, maden ocaklarını patlatabilir, demiri mıknatıslaştırabilir, ışık üretebiliriz, vb. Benzer durum sinirler için de söz konusudur. Sinirlerde oluşturulan ve sinirler tarafından iletilen uyarı durumu her yerde... hep aynıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/12/telgrafin-telleri.jpg" alt="" title="telgrafin-telleri" width="528" height="780" class="alignnone size-full wp-image-2964" /></p>
<p>Sinirler çoğu zaman haklı olarak telgraf telleriyle karşılaştırılmışlardır. Bu tür bir tel, kimi zaman güçlü, kimi zaman daha zayıf ya da bazen ters yönde olmakla beraber niteliksel açıdan başka farklılıklar taşımayan aynı türdeki elektrik akımını aktarır. Ancak bu tele ait uçların bağlandığı farklı farklı aygıtlara göre telgraf mesajları gönderebilir, zil çalabilir, maden ocaklarını patlatabilir, demiri mıknatıslaştırabilir, ışık üretebiliriz, vb. Benzer durum sinirler için de söz konusudur. Sinirlerde oluşturulan ve sinirler tarafından iletilen uyarı durumu her yerde&#8230; hep aynıdır.</p>
<p align="center">HERMANN VON HELMHOLTZ<br />
ON THE SENSATIONS OF TONE</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/telgrafin-telleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taş</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/tas/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/tas/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2010 19:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2719</guid>
		<description><![CDATA[Muzaffer Katolik iktidarı Cordoba Camisi’ni istila edince orada bulunan bin sütunun yarısını kırdı ve caminin içini acı çeken azizlerle doldurdu. Cordoba Katedrali bugün onun resmî ismi, ama hiç kimse onu bu isimle anmıyor. Orası bir cami. Ayakta kalan sütunlardan oluşan bu taştan sütunlar ormanı, içinde Allah’a yakarmak yasak olsa da, bir Müslüman mabedi olmayı sürdürüyor. Kutsal bir alan olan tören merkezinde kocaman bir çıplak taş var. Papazlar onu orada bırakmışlar. Dilsiz olduğunu düşünmüşler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/11/tash.jpg" alt="" title="tash" width="528" height="582" class="alignnone size-full wp-image-2832" /></p>
<p>Muzaffer Katolik iktidarı Cordoba Camisi’ni istila edince orada bulunan bin sütunun yarısını kırdı ve caminin içini acı çeken azizlerle doldurdu. Cordoba Katedrali bugün onun resmî ismi, ama hiç kimse onu bu isimle anmıyor. Orası bir cami. Ayakta kalan sütunlardan oluşan bu taştan sütunlar ormanı, içinde Allah’a yakarmak yasak olsa da, bir Müslüman mabedi olmayı sürdürüyor. Kutsal bir alan olan tören merkezinde kocaman bir çıplak taş var. Papazlar onu orada bırakmışlar. Dilsiz olduğunu düşünmüşler.</p>
<p align="center">EDUARDO GALEANO<br />
AYNALAR</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/tas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İfade sonsuzluğu</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/ifade-sonsuzlugu/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/ifade-sonsuzlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Oct 2010 16:52:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2592</guid>
		<description><![CDATA[Galileo, insan dilinin temel niteliğini ve onun en önemli özelliğini, yani “sınırsız düşünceler zincirini dile getirmek için sınırlı sayıda araçların kullanıldığını” fark eden ilk kişidir herhalde. <em>Dialogo</em> adlı yapıtında Galileo, insanların “altı üstü yirmi dört tanecik harfin kâğıt üzerine farklı şekillerde yan yana dizilmesiyle en gizli düşüncelerini ifade etmelerini sağlayan bir iletişim aracının keşfini” hayranlıkla anlatmaktadır. Galileo, “Bu keşif insanoğlunun en büyük buluşudur ve Michelangelo’nun yapıtlarıyla kıyaslanabilir” demektedir. (…) Galileo’nun ölümünden kısa bir süre sonra Port Royal’li filozof-dilbilimciler, “düşüncelerimizi ve ruhumuzun çeşitli kımıldanışlarını dile getirmemizi sağlayan ifade sonsuzluğunu, aslında zihnimizde olup bitenlerle hiçbir benzerliği bulunmayan 25 ya da 30 sesle” kurmayı sağlayan bir aracın “müthiş buluşundan” söz ettiler. “İfadelerin sonsuzluğu”, doğal sayıların sonsuzluğuna benzeyen farklı bir sonsuzluktur. (…) Galileo’nun ve ondan sonrakilerin tanımladığı haliyle dil, şu anki kavrayışımızın ötesine geçen yollardan ilerleyen biyolojik evrimin bir ürünü olarak “muhteşemliği”nden hiçbir şey kaybetmemiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/michelangelo_sistinec.jpg" alt="" title="michelangelo_sistinec" width="528" height="554" class="alignnone size-full wp-image-2601" /></p>
<p>Galileo, insan dilinin temel niteliğini ve onun en önemli özelliğini, yani “sınırsız düşünceler zincirini dile getirmek için sınırlı sayıda araçların kullanıldığını” fark eden ilk kişidir herhalde. <em>Dialogo</em> adlı yapıtında Galileo, insanların “altı üstü yirmi dört tanecik harfin kâğıt üzerine farklı şekillerde yan yana dizilmesiyle en gizli düşüncelerini ifade etmelerini sağlayan bir iletişim aracının keşfini” hayranlıkla anlatmaktadır. Galileo, “Bu keşif insanoğlunun en büyük buluşudur ve Michelangelo’nun yapıtlarıyla kıyaslanabilir” demektedir. (…) Galileo’nun ölümünden kısa bir süre sonra Port Royal’li filozof-dilbilimciler, “düşüncelerimizi ve ruhumuzun çeşitli kımıldanışlarını dile getirmemizi sağlayan ifade sonsuzluğunu, aslında zihnimizde olup bitenlerle hiçbir benzerliği bulunmayan 25 ya da 30 sesle” kurmayı sağlayan bir aracın “müthiş buluşundan” söz ettiler. “İfadelerin sonsuzluğu”, doğal sayıların sonsuzluğuna benzeyen farklı bir sonsuzluktur. (…) Galileo’nun ve ondan sonrakilerin tanımladığı haliyle dil, şu anki kavrayışımızın ötesine geçen yollardan ilerleyen biyolojik evrimin bir ürünü olarak “muhteşemliği”nden hiçbir şey kaybetmemiştir.</p>
<p align="center">NOAM CHOMSKY<br />
DOĞA VE DİL ÜZERİNE</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/ifade-sonsuzlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu bir pipo değildir</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/bu-bir-pipo-degildir/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/bu-bir-pipo-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Oct 2010 16:11:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2381</guid>
		<description><![CDATA[Önce piponun kendisi şöyle diyebilir: “Burada gördüğünüz şey, benim oluşturduğum ya da beni oluşturan bu çizgiler; evet bütün bunlar, hiç kuşkusuz sizin sandığınız gibi bir pipo değildir, ama öteki pipoyla, gerçek olduğunu ya da olmadığını, doğru ya da yanlış olduğunu hiç bilmediğim ve bakınız, benim yalın ve yapayalnız bir andırış olduğum tablonun tam üstündeki öteki pipoyla düşey bir andırış bağıntısı içinde bulunan bir desendir.”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/magritte-pipe.jpg" alt="" title="magritte-pipe" width="528" height="402" class="alignnone size-full wp-image-2391" /></p>
<p>Önce piponun kendisi şöyle diyebilir: “Burada gördüğünüz şey, benim oluşturduğum ya da beni oluşturan bu çizgiler; evet bütün bunlar, hiç kuşkusuz sizin sandığınız gibi bir pipo değildir, ama öteki pipoyla, gerçek olduğunu ya da olmadığını, doğru ya da yanlış olduğunu hiç bilmediğim ve bakınız, benim yalın ve yapayalnız bir andırış olduğum tablonun tam üstündeki öteki pipoyla düşey bir andırış bağıntısı içinde bulunan bir desendir.” Yukarıdaki pipo da aynı cümle içinde şöyle cevap verebilir: <span id="more-2381"></span>“Gözlerinizin önünde her mekândan ve her sabit kaideden sıyrılmış olarak yüzüp duran şey, ne bir tuval ne de bir sayfa üzerine yerleşmiş olmayan bu sis, nasıl olur da gerçek bir pipo olabilir; aldanmayın sakın; ben andıranım, pipoya benzeyen bir şey değilim, ama hiçbir şeye gönderim yapmadan şu okuyabildiğiniz metin gibi bir metni ve orada aşağıda bulunan desen gibi bir deseni bir baştan öteki başa geçen ve ilişki içine sokan bir andırışım.” Ama farklı sesler tarafından bu şekilde iki kez yinelenmiş olan bu cümle, bu sefer kendisinden söz etmek için söz alır: “Beni oluşturan ve onları okumaya çalıştığınız an, pipoyu adlandırmalarını kendilerinden beklediğiniz harfler; evet, adlandırdıkları şeyden o kadar uzak olan bu harfler, nasıl olur da bir pipo olduklarını söylemeye kalkışabilirler? Bu sadece kendine benzeyen bir yazıdır ve sözünü ettiği şeyin yerine hiçbir zaman geçemez.”</p>
<p align="center">MICHEL FOUCAULT<br />
BU BİR PİPO DEĞİLDİR</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/bu-bir-pipo-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aydınlık oda</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/aydinlik-oda/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/aydinlik-oda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 13:58:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2235</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf, tam anlamıyla göndergenin fışkırmasıdır. Oradaki gerçek bir bedenden çıkan ışınım en sonunda burada olan bana değer; aktarımın süresi önemsizdir; yitik varlığın fotoğrafı, bir yıldızın geciken ışınları gibi bana dokunur. (...) Her fotoğraf orada bulunmanın bir sertifikasıdır. Bu sertifika, ‘fotoğraf’ın icadının görüntüler ailesine getirdiği yeni bir utançtır. Bir insanın tasarladığı ilk fotoğraflar ona tıpkı bazı resimler gibi gelmiş olmalıdır; oysa o yine de değişmekte olan bir şeyle yüz yüze olduğunu biliyordu; onun bilinci, aynı “bu vardı” ektoplazmı gibi her türlü andırım dışında karşılaşılan nesneyi saptamıştır: Ne görüntü, ne de gerçeklik. Gerçekten yeni bir varlık; artık kimsenin dokunamayacağı bir gerçeklik.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/karanlik_oda1.jpg" alt="" title="karanlik_oda" width="528" height="760" class="alignnone size-full wp-image-2236" /></p>
<p>Fotoğraf, tam anlamıyla göndergenin fışkırmasıdır. Oradaki gerçek bir bedenden çıkan ışınım en sonunda burada olan bana değer; aktarımın süresi önemsizdir; yitik varlığın fotoğrafı, bir yıldızın geciken ışınları gibi bana dokunur. (&#8230;) Her fotoğraf orada bulunmanın bir sertifikasıdır. Bu sertifika, ‘fotoğraf’ın icadının görüntüler ailesine getirdiği yeni bir utançtır. <span id="more-2235"></span>Bir insanın tasarladığı ilk fotoğraflar ona tıpkı bazı resimler gibi gelmiş olmalıdır; oysa o yine de değişmekte olan bir şeyle yüz yüze olduğunu biliyordu; onun bilinci, aynı “bu vardı” ektoplazmı gibi her türlü andırım dışında karşılaşılan nesneyi saptamıştır: Ne görüntü, ne de gerçeklik. Gerçekten yeni bir varlık; artık kimsenin dokunamayacağı bir gerçeklik.<!--more--></p>
<p align="center">ROLAND BARTHES<br />
CAMERA LUCIDA</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/aydinlik-oda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük bir çay fincanından…</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kucuk-bir-cay-fincanindan/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kucuk-bir-cay-fincanindan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 11:15:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1869</guid>
		<description><![CDATA[“Hem bizim bahçedeki hem M. Swann’ın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonna Nehri’nin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Cobray ve civarı şekillenip hacim kazandı, bahçeleriyle bütün kent çay fincanından dışarı fırladı.”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/vincent-vangogh_starry_night1.jpg" alt="" title="Vincent Van Gogh Starry Night" width="528" height="419" class="alignleft size-full wp-image-1872" /></p>
<p>“Hem bizim bahçedeki hem M. Swann’ın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonna Nehri’nin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Combray ve civarı şekillenip hacim kazandı, bahçeleriyle bütün kent çay fincanından dışarı fırladı.”</p>
<p align="center">MARCEL PROUST<br />
KAYIP ZAMANIN İZİNDE</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/kucuk-bir-cay-fincanindan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir sobayla söyleşi</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/bir-sobayla-soylesi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/bir-sobayla-soylesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 09:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1689</guid>
		<description><![CDATA[Kendini tanıştırdı: Şişman, geniş, ağzı ateş dolu. “Adım Franklin,” dedi. “Yoksa Benjamin Franklin misin?” diye sordum. “Hayır, yalnızca Franklin ya da Francolino. İtalyan malı bir sobayım ben. Olağanüstü bir buluş sayılırım. Ama öyle aman aman ısıtmam çünkü.” “Evet, bunu biliyorum,” dedim. “Çok güzel adları olan sobaların tümü olağanüstü buluşlardır, ama pek iyi ısıtmazlar. Ben de onları çok severim. Hayran olmaya değer onlara. Ama söylesene Franklin! Nasıl olur da bir İtalyan sobası bir İngiliz adı taşır? Biraz garip değil mi bu?” “Niye garip olsun ki? Gizli yasalar vardır, bilmiyor musun? Doğada da bir sürü gizli yasa var. Bu da bağlantılar ve bağlantılara ek olarak kullanılan dille ilgili gizli bir yasa. Korkak halkların yürekliliği göklere çıkaran halk ezgileri vardır. Sevgi nedir bilmeyenlerin de sevginin yüceliği üzerine yazılmış tiyatro yapıtları. Biz sobaların da durumu böyle. Genellikle İtalyan malı bir sobanın adı İngilizce, Alman malı bir sobanınki de Yunanca olur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/06/soba1.jpg" alt="" title="Emerson Burkhart, 1969" width="528" height="394" class="alignnone size-full wp-image-1691" /></p>
<p>Kendini tanıştırdı: Şişman, geniş, ağzı ateş dolu. “Adım Franklin,” dedi. “Yoksa Benjamin Franklin misin?” diye sordum. “Hayır, yalnızca Franklin ya da Francolino. İtalyan malı bir sobayım ben. Olağanüstü bir buluş sayılırım. Ama öyle aman aman ısıtmam çünkü.” “Evet, bunu biliyorum,” dedim. “Çok güzel adları olan sobaların tümü olağanüstü buluşlardır, ama pek iyi ısıtmazlar. Ben de onları çok severim. Hayran olmaya değer onlara. Ama söylesene Franklin! Nasıl olur da bir İtalyan sobası bir İngiliz adı taşır? Biraz garip değil mi bu?” “Niye garip olsun ki? Gizli yasalar vardır, bilmiyor musun? Doğada da bir sürü gizli yasa var. Bu da bağlantılar ve bağlantılara ek olarak kullanılan dille ilgili gizli bir yasa. Korkak halkların yürekliliği göklere çıkaran halk ezgileri vardır. Sevgi nedir bilmeyenlerin de sevginin yüceliği üzerine yazılmış tiyatro yapıtları. Biz sobaların da durumu böyle. Genellikle İtalyan malı bir sobanın adı İngilizce, Alman malı bir sobanınki de Yunanca olur. İnan ki, Alman olanlar da benden daha iyi ısıtmıyor. Oysa adları ya Henreka ya Phönix ya da Hektor’un Vedası. Böyle adlar daha çok şey çağrıştırıyor. Bu nedenle benim adım da Franklin. Ben bir sobayım, ama verilere göre devlet adamı da olabilirdim pekâlâ. Yayvan bir ağzım var. İyice beslenmem gerekli. Ayrıca az ısıtırım, bir borudan dumanlar saçarım, iyi bir adım var ve birçok şeyi anımsatıyorum insanlara.”</p>
<p align="center">HERMANN HESSE<br />
MASALLAR</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/bir-sobayla-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şişe suyu mönüsü</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/sise-suyu-monusu/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/sise-suyu-monusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 12:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1007</guid>
		<description><![CDATA[Şef garson bir hayır jestiyle masanın başında bitiverdi ve yüksek sesle uzun şişe su listesini okudu. Müşteriler, Kaliforniya’da tanınmayan ve bazıları şişesi yedi dolara olan bu yabancı markaları tattılar. Yemeklerini yerken çoğunu denediler. Brezilya ormanlarından Amazonas onlara çok güzel geldi, Pirenelerden İspanyol markaları da harikaydı, ama en iyisi Fransız Eau du Robinet idi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1138" class="wp-caption alignnone" style="width: 538px"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/03/bottle-and-glass_gris1.jpg" alt="Juan Griss - Bottle and Glass" title="Juan Griss - Bottle and Glass" width="528" height="853" class="size-full wp-image-1138" /><p class="wp-caption-text">Juan Griss - Bottle and Glass</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>
Şef garson bir hayır jestiyle masanın başında bitiverdi ve yüksek sesle uzun şişe su listesini okudu. Müşteriler, Kaliforniya’da tanınmayan ve bazıları şişesi yedi dolara olan bu yabancı markaları tattılar. Yemeklerini yerken çoğunu denediler. <span id="more-1007"></span>Brezilya ormanlarından Amazonas onlara çok güzel geldi, Pirenelerden İspanyol markaları da harikaydı, ama en iyisi Fransız Eau du Robinet idi. Robinet, musluktandı, hepsi musluktandı. Suç ortağı bir matbaa tarafından etiketlenen şişeler, mutfaktan doldurulmuştu. Los Angeles’in pahalı ve prestijli bir restoranındaki bu öğle yemeği gizli kamerayla filme alındı. Ve televizyonda gösterildi; Penn &#038; Teller Show’da.</p>
<p align="center">EDUARDO GALEANO<br />
ZAMANIN AĞIZLARI</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/sise-suyu-monusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan kendini kitleye bırakırsa…</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/insan-kendini-kitleye-birakirsa/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/insan-kendini-kitleye-birakirsa/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 09:21:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[İnsanı, bilinmeyenin dokunuşundan daha çok korkutan hiçbir şey yoktur. İnsan kendisine değen şeyi görmek ve tanımak, en azından sınıflandırmak ister. Yabancı herhangi bir şeyle fiziksel temastan her zaman kaçınma eğilimindedir. Karanlıkta beklenmedik bir dokunuşun sebep olduğu korku, paniğe kadar varabilir. (...) İnsanların, etraflarında yarattıkları bütün mesafelerin nedeni bu korkudur. (...) Hırsız korkusu yalnızca soyulma korkusu değildir, aynı zamanda karanlığın içinden aniden uzanan beklenmedik bir elden duyulan korkudur. (…) İnsan bu dokunulma korkusundan yalnızca kitle içinde kurtulabilir. Korkunun, karşıtına dönüştüğü tek durum budur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/01/kitle-resim21.jpg" alt="" title="kitle-resim2" width="330" height="300" class="aligncenter size-full wp-image-371" /></p>
<p align="justify">İnsanı, bilinmeyenin dokunuşundan daha çok korkutan hiçbir şey yoktur. İnsan kendisine değen şeyi görmek ve tanımak, en azından sınıflandırmak ister. Yabancı herhangi bir şeyle fiziksel temastan her zaman kaçınma eğilimindedir. Karanlıkta beklenmedik bir dokunuşun sebep olduğu korku, paniğe kadar varabilir. (&#8230;) İnsanların, etraflarında yarattıkları bütün mesafelerin nedeni bu korkudur. (&#8230;) Hırsız korkusu yalnızca soyulma korkusu değildir, aynı zamanda karanlığın içinden aniden uzanan beklenmedik bir elden duyulan korkudur. (…) İnsan bu dokunulma korkusundan yalnızca kitle içinde kurtulabilir. Korkunun, karşıtına dönüştüğü tek durum budur. (&#8230;) İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur. (&#8230;) Kitlenin içinde kendisini iten her kimse, o da kendisi gibi biridir.</p>
<p align="center">ELIAS CANETTI<br />
KİTLE VE İKTİDAR</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/insan-kendini-kitleye-birakirsa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

