<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GENNARATION &#187; İNTERNET</title>
	<atom:link href="http://www.gennaration.com.tr/category/internet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gennaration.com.tr</link>
	<description>Genna MCG tarafından yayımlanan aylık reklamcılık gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Jan 2012 20:20:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Arapça yükselişte</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/arapca-yukseliste/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/arapca-yukseliste/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 14:54:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4513</guid>
		<description><![CDATA[Twitter’ın en popüler dili İngilizce olurken, 2010’dan bu yana hızlı yükseliş ile dikkat çeken Arapça da en çok kullanılan 10 dil arasına girdi. Semiocast’ın yaklaşık 180 milyon tweet üzerinden yaptığı araştırmaya göre, Twitter’da en hızlı büyüyen dil, sanılanın aksine İngilizce değil, Arapça. 2011 Ekim ayı baz alınarak gerçekleştirilen araştırmada, alınan 180 milyon twitten 2.2 milyonun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Twitter’ın en popüler dili İngilizce olurken, 2010’dan bu yana hızlı yükseliş ile dikkat çeken Arapça da en çok kullanılan 10 dil arasına girdi. Semiocast’ın yaklaşık 180 milyon tweet üzerinden yaptığı araştırmaya göre, Twitter’da en hızlı büyüyen dil, sanılanın aksine İngilizce değil, Arapça. 2011 Ekim ayı baz alınarak gerçekleştirilen araştırmada, alınan 180 milyon twitten 2.2 milyonun Arapça olması dikkat çekerken, 2010’dan bu yana Arapça’nın hızlı yükselişi de gözlerden kaçmıyor. Temmuz 2010’dan Ekim 2011’e dek baz alınan 5.6 milyar tweet içinde analiz edilen en popüler ve en çok kullanılan dil, yüzde 40 ile İngilizce. Bunu sırasıyla yüzde 14’le Japonya, yüzde 12 ile Portekizce, yüzde 8’le İspanyolca ve yüzde 6 ile Malezyalıların kullandığı Malay dili takip ederken Arapça en hızlı büyüyen dil olarak 8. sırada yer alıyor. Yüzde 2 bin büyümesine rağmen, Arapça’nın Twitter’ın destek verdiği 17 dil arasında yer almaması dikkat çekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/arapca-yukseliste/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook’a rakip</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99a-rakip/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99a-rakip/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 11:54:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4419</guid>
		<description><![CDATA[Kendini “anti-Facebook” olarak tanıtan yeni sosyal ağ Unthink.com, dünyaya kapılarını açtı. DouglasBay Capital’den 2.5 milyon dolar fon desteğini arkasına alan şirket, sosyal ağları kullanıcıların kendi verilerine sahip olduğu daha açık, daha “dürüst” hale getireceğine inanıyor. Reklam kampanyalarında Facebook’u yerinden etme amacını ön planda tutan Unthink, yeni bir sosyal ağ değil, sosyal bir devrim olduğu mesajını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendini “anti-Facebook” olarak tanıtan yeni sosyal ağ Unthink.com, dünyaya kapılarını açtı. DouglasBay Capital’den 2.5 milyon dolar fon desteğini arkasına alan şirket, sosyal ağları kullanıcıların kendi verilerine sahip olduğu daha açık, daha “dürüst” hale getireceğine inanıyor. Reklam kampanyalarında Facebook’u yerinden etme amacını ön planda tutan Unthink, yeni bir sosyal ağ değil, sosyal bir devrim olduğu mesajını iletiyor. Kontrol sahibinin ise Unthink değil siz olduğunuz vurgulanıyor. Şirket, bununla ilgili bir manifesto bile sunuyor. Unthink CEO’su Natasha Dedis, “Özgür olmak istiyorsak, kendi iletişimimizi kontrol altında tutmalıyız&#8230; bu gücü geri almalıyız” diyor.</p>
<p>Dedis, Unthink fikrinin çocuğu Facebook’a kaydolmak istediğinde hizmet şartlarını okuduğunda doğduğunu söylüyor. Dedis, şartların herhangi bir zamanda değişebilmesi nedeniyle onları kabul etmek istememiş. Ancak çocuğunun Facebook’ta olması gerekiyormuş. Dedis, hangi kararı verirse versin, kötü bir anne olacağını farketmiş. Unthink’te kullanıcı verileri markalara satılmıyor. Bunun yerine kullanıcı, sayfasına sponsor olacak markayı seçiyor. Herhangi bir marka seçmek istemeyen kullanıcılar, yılda 2 dolar ödeme seçeneğini tercih edebiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99a-rakip/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>17,2 milyon kişi internet bankacılığını kullanıyor</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/172-milyon-kisi-internet-bankaciligini-kullaniyor/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/172-milyon-kisi-internet-bankaciligini-kullaniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 11:54:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4417</guid>
		<description><![CDATA[İnternet bankacılığı yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam bireysel müşteri sayısı, Eylül&#8217;de 17.2 milyon oldu. Haziranda 8 milyon 764 bin olan son bir yıl içinde en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam bireysel müşteri sayısı ise 9.3 milyon kişiye yükseldi. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Eylül ayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet bankacılığı yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam bireysel müşteri sayısı, Eylül&#8217;de 17.2 milyon oldu. Haziranda 8 milyon 764 bin olan son bir yıl içinde en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam bireysel müşteri sayısı ise 9.3 milyon kişiye yükseldi. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Eylül ayı İnternet ve Mobil Bankacılık İstatistiklerini açıkladı. Rapor, Türkiye Bankalar Birliği üyesi bankalardan internet bankacılığı hizmeti veren 25 bankanın bilgilerinden oluşuyor. Temmuz-Eylül 2011 döneminde 7 milyon bireysel müşteri en az bir kez internet bankacılığı giriş işlemi yaptı. Bu miktar, toplam kayıtlı bireysel müşteri sayısının yüzde 41’ini oluşturdu. Temmuz-Eylül 2011 döneminde, aktif bireysel müşteri sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 350 bin kişi, bir önceki üç aylık döneme göre ise 345 bin kişi arttı.</p>
<p>İnternet bankacılığı yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış kurumsal müşteri sayısı Eylül 2011 itibariyle, yaklaşık 1.8 milyon kişi oldu. İnternet bankacılığı için kayıt yaptıran ve en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam (bireysel ve kurumsal) müşterilerin yüzde 41’i Temmuz-Eylül 2011 döneminde en az bir kez internet bankacılığı işlemi yaptı. Temmuz-Eylül 2011 döneminde, toplam aktif müşteri sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 476 bin kişi, bir önceki üç aylık döneme göre ise 357 bin kişi arttı. Temmuz-Eylül 2011 döneminde internet bankacılığı ile gerçekleştirilen 12 milyon adet yatırım işleminin hacmi 98.2 milyar TL oldu.</p>
<p>İnternet bankacılığı hizmetlerini kullanan aktif kurumsal/tüzel müşterilerin yüzde 38’i ile aktif bireysel müşterilerin yüzde 34’ünün İstanbul’da olduğu görüldü. Bunu her iki müşteri grubunda da Ankara ve İzmir illeri takip etti. Mobil bankacılık yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış müşteri sayısı Eylül 2011 itibariyle, yaklaşık 1 milyon 91 bin kişi oldu. Bunların 321 bini Temmuz-Eylül 2011 dönemi içerisinde en az bir kez giriş işlemi yaptı. Son bir yıl içinde en az bir kez giriş işlemi yapmış mobil bankacılık müşteri sayısı ise 501 bin kişi oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/172-milyon-kisi-internet-bankaciligini-kullaniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fırsatlara ayda 25 milyon dakika</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/firsatlara-ayda-25-milyon-dakika/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/firsatlara-ayda-25-milyon-dakika/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 11:51:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=4175</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’deki fırsat sitelerinin tekil ziyaretçi sayısı 3.5 milyona, aylık ziyaret sayısı da 9 milyona dayandı. ABD merkezli dünyanın önde gelen dijital ölçümleme şirketi Comscore’un ‘Türkiye Grup Alışveriş Pazarı Haziran 2011’ raporuna göre Türkiye’deki toplam internet kullanıcılarının yüzde 15’i akşam yemeğinden masaja, konser biletinden yabancı dil kursu ve spor salonu üyeliğine kadar satın almalarını internetteki grup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’deki fırsat sitelerinin tekil ziyaretçi sayısı 3.5 milyona, aylık ziyaret sayısı da 9 milyona dayandı. ABD merkezli dünyanın önde gelen dijital ölçümleme şirketi Comscore’un ‘Türkiye Grup Alışveriş Pazarı Haziran 2011’ raporuna göre Türkiye’deki toplam internet kullanıcılarının yüzde 15’i akşam yemeğinden masaja, konser biletinden yabancı dil kursu ve spor salonu üyeliğine kadar satın almalarını internetteki grup fırsat siteleri üzerinden yapıyor. Haziran ayı verilerine göre tekil ziyaretçi 3.4 milyonu aşan kupon ve fırsat sitelerinin aylık ziyaret sayısı da 8.7 milyonu aştı. Türkiye’de günde ortalama 264 bin kullanıcının bu sitelerde harcadığı toplam süre de aylık yoplam 25 milyon dakikayı buldu. ComScore’un verilerine göre toplam aylık sayfa gösterimi 37 milyon olan grup alışveriş sitelerinde, ortalama bir kullanıcının harcadığı süre ise 7.3 dakika. Kullanıcılar bu sitelere her girdiğinde en fazla 13.3 dakika en az ise 1 dakika harcıyor.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/08/firsat.jpg" alt="" title="firsat" width="528" height="352" class="alignnone size-full wp-image-4176" /></p>
<p>Türkiye’deki toplam internet kullanıcı sayısının 23 milyon olarak hesaplandığı ComScore’un araştırmasına göre, Türkiye ayda toplam 43 milyar dakikasını internette geçiriyor. Aylık toplam 79 milyar internet sayfası ziyaret edilirken, Türk internet kullanıcısı her internete girdiğinde ortalama 30 dakikasını sanal âlemde geçiriyor. Rapora göre ziyaretçi başına ayda ortalama 60 kez internete girilen Türkiye’de, her gün internete giren ziyaretçi sayısı 13.9 milyonu geçiyor. IAB Türkiye’nin internet kullanımı ve internetten alışveriş konusunda yaptığı İnternet Ölçümleme Araştırması’na göre de Türkiye’de internetten alışveriş yapanların sayısı 2.4 milyonu buluyor. Sanal alışveriş yapanların mesleki dağılımında yüzde 25 ile öğrenciler ilk sırada. İkinci sırada yüzde 20’lük pay ile özel sektör çalışanları yer alırken, üçüncü sırada yüzde 14’lük pay ile orta seviye yöneticiler bulunuyor. Sanal alışverişi tercih edenlerin yüzde 35’i son 3 ay içinde sadece 1-2 kez alışveriş yaparken, 3 aylık dönemde 3 ile 5 arası internet alışverişi yapanların oranı yüzde 27, 6 ile 10 arası alışveriş yapanların oranı yüzde 11, 10’dan fazla yapanların oranı ise yüzde 14 seviyesinde. Son 3 ayda sanal alışveriş yapmayanların oranı ise yüzde 16’nın üzerinde. </p>
<p>Veriler, kullanıcıların bu sitelerden herhangi birine girdiğinde ortalama 11 sayfaya göz attığını ortaya koyarken, en az 2 sayfayı en çok ise 16 sayfayı inceliyorlar. Yine kullanıclar ayda ortalama 2.6 kez fırsat sitelerine ilgi gösteriyor. Grup satın alma sitelerinde ziyaret başına harcanan süre de ortalama 2.9 dakika.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/firsatlara-ayda-25-milyon-dakika/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sandıklar ‘online’ açıldı</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/sandiklar-%e2%80%98online%e2%80%99-acildi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/sandiklar-%e2%80%98online%e2%80%99-acildi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 13:15:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3909</guid>
		<description><![CDATA[Tivibu Seçim Online &#8220;Sandıklar İnternette Açılıyor&#8221; sloganıyla Türkiye&#8217;de internet kaynaklı ilk canlı interaktif seçim programını gerçekleştirdi. 12 Haziran saat 18.00 itibariyle başlayan ve moderatörlüğünü Cüneyt Özdemir&#8217;in gerçekleştirdiği programın konukları arasında Marketing Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Günseli Özen Ocakoğlu başta olmak üzere birçok gazeteci, siyaset bilimci, akademisyen yer aldı. TTNET, &#8220;Sandıklar İnternette Açılıyor&#8221; sloganıyla, 12 Haziran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/sandik1.jpg" alt="" title="sandik" width="528" height="470" class="alignnone size-full wp-image-3910" /></p>
<p>Tivibu Seçim Online &#8220;Sandıklar İnternette Açılıyor&#8221; sloganıyla Türkiye&#8217;de internet kaynaklı ilk canlı interaktif seçim programını gerçekleştirdi. 12 Haziran saat 18.00 itibariyle başlayan ve moderatörlüğünü Cüneyt Özdemir&#8217;in gerçekleştirdiği programın konukları arasında Marketing Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Günseli Özen Ocakoğlu başta olmak üzere birçok gazeteci, siyaset bilimci, akademisyen yer aldı. TTNET, &#8220;Sandıklar İnternette Açılıyor&#8221; sloganıyla, 12 Haziran Genel Seçimleri&#8217;nde, canlı olarak Tivibu Web, Tivibu Cep ve 42&#8242;nin üzerinde internet sitesinde yayınlanan program, özellikle sosyal medyanın da seçim programına entegre edilmesiyle dikkat çekti. Programda sosyal medya üzerinden ortaya konulan görüşler, konuklar tarafından yorumlanarak izleyiciyle paylaşıldı. Ayrıca internette seçim hakkında gerçekleştirilen yorumlar ve en çok hangi partilerin konuşulduğu gibi bilgiler de anlık olarak izleyicilerle paylaşıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/sandiklar-%e2%80%98online%e2%80%99-acildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Otomatik reklam alma sistemi</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/otomatik-reklam-alma-sistemi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/otomatik-reklam-alma-sistemi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 12:56:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3892</guid>
		<description><![CDATA[Twitter yıl sonuna kadar küçük ölçekli şirketler için otomatik reklam alma sistemini kurmayı planlıyor. Twitter global mali başkanı Adam Bain, küçük işletmelerin Twitter üzerinden reklam yayınlamaları için otomatik bir sistem geliştirdiklerini açıkladı. Bain yıl sonuna doğru sunmayı düşündükleri sistemle küçük ölçekli firmaların isteklerine daha hızlı cevap vermeyi amaçladıklarını da belirtti. Twitter, Aralık 2010&#8242;da reklamcılar için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Twitter yıl sonuna kadar küçük ölçekli şirketler için otomatik reklam alma sistemini kurmayı planlıyor. Twitter global mali başkanı Adam Bain, küçük işletmelerin Twitter üzerinden reklam yayınlamaları için otomatik bir sistem geliştirdiklerini açıkladı. Bain yıl sonuna doğru sunmayı düşündükleri sistemle küçük ölçekli firmaların isteklerine daha hızlı cevap vermeyi amaçladıklarını da belirtti.</p>
<p> Twitter, Aralık 2010&#8242;da reklamcılar için bir online form tanıtmıştı. Bu form sayesinde pazarlama ve reklam dünyası Twitter&#8217;ın ‘promoted tweet’ ve ‘trend’ gibi özellikleriyle ilgili düşüncelerini paylaşabiliyor. Bu formlar sonrasında Twitter satış temsilcileri reklamcılarla iletişime geçiyordu.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/06/twet.jpg" alt="" title="twet" width="528" height="327" class="alignnone size-full wp-image-3893" /></p>
<p> Şu anda Twitter&#8217;da reklam vermek isteyen firmalar satış departmanıyla bağlantıya geçmek zorundalar. Twitter&#8217;ın reklam satış departmanı ise büyük ölçekli firmalara odaklanıyor. Bu departmanın altyapısı küçük ölçekli firmaların sorularına ve isteklerine cevap vermekte yetersiz kalıyordu. Eğer Twitter Adam Bain’in dediği gibi otomatik bir reklam satın alma sistemi kurarsa bu, özellikle küçük ölçekli firmalar için büyük bir gelişme olacak.</p>
<p>Twitter reklam çalışmaları konusunda henüz başlangıç evresinde. eMarketer&#8217;ın verilerine göre Twitter bu yıl 150 milyon dolar reklam geliri elde edecek. Bu da Facebook&#8217;un 2007&#8242;deki reklam gelirine tekabül ediyor. Fakat Twitter&#8217;ın reklam sistemi, Facebook&#8217;unkinin tam tersi işliyor. Facebook reklam alma sistemi tamamen otomatik ve küçük ölçekli firmalar için tasarlanmış.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/otomatik-reklam-alma-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dolandırıcılara dikkat!</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/dolandiricilara-dikkat/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/dolandiricilara-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 May 2011 08:41:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3668</guid>
		<description><![CDATA[Sanal sosyal paylaşım sitelerinin ne kadar popüler olduğu düşünüldüğünde dolandırıcılık girişimleri için bu mecranın seçilmesi şaşırtıcı değil. Microsoft&#8217;un araştırması, kullanıcıların kişisel bilgilerini edinmeye yönelik dolandırıcılık girişimlerinin 12 kat arttığını gösteriyor. Araştırmanın sonuçlarını içeren raporda da &#8220;Sosyal paylaşım sitelerinin popülerliği suçlular için yeni fırsatlar doğurdu. Suçlular bu şekilde yalnızca kullanıcılara değil, aynı zamanda kullanıcıları taklit ederek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanal sosyal paylaşım sitelerinin ne kadar popüler olduğu düşünüldüğünde dolandırıcılık girişimleri için bu mecranın seçilmesi şaşırtıcı değil. Microsoft&#8217;un araştırması, kullanıcıların kişisel bilgilerini edinmeye yönelik dolandırıcılık girişimlerinin 12 kat arttığını gösteriyor. Araştırmanın sonuçlarını içeren raporda da &#8220;Sosyal paylaşım sitelerinin popülerliği suçlular için yeni fırsatlar doğurdu. Suçlular bu şekilde yalnızca kullanıcılara değil, aynı zamanda kullanıcıları taklit ederek arkadaşlarına, ailelerine ve iş arkadaşlarına da ulaşabiliyor&#8221; dendi. Araştırma, 600 milyon bilgisayardan alınan verilere dayanıyor. Dolandırıcılık girişimlerinin çoğunda, kişilere içeriği önemli gibi görünen mesajlar gönderiliyor. Mesajların içindeki internet bağlantıları ise alıcıları sahte sitelere yönlendiriyor. Kişiler, bu sitelerde sahte yazılım programları satın alıyor ya da önemli kişisel bilgilerini veriyor. Araştırma, dolandırıcılık girişimlerinin yaygın pazarlama yöntemlerini kullandığını da tespit ediyor.</p>
<p>Microsoft, bilgisayar kullanıcılarına dolandırıcılara karşı kullandıkları programları güncellemeleri ve güvendikleri anti-virüs programlarını kullanmaları çağrısı yapıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/dolandiricilara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Film de izlenecek</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/film-de-izlenecek/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/film-de-izlenecek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 May 2011 08:00:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3656</guid>
		<description><![CDATA[YouTube artık sadece birkaç dakikalık görüntülerin seyredildiği bir site olmaktan çıkıyor. İnternet sitesinde artık Holywood filmlerini de izlemek mümkün olacak, tabii ki belirli bir ücret karşılığında. Sadece Hollywood filmleri değil, yabancı yapımlar, bağımsız filmler de artık YouTube&#8217;dan izlenebilecek. Bu hizmetin bedeliyse, 1 dolar ile 4 dolar arasında değişecek. Ücret sonrası filmi 30 gün içinde izlemeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YouTube artık sadece birkaç dakikalık görüntülerin seyredildiği bir site olmaktan çıkıyor. İnternet sitesinde artık Holywood filmlerini de izlemek mümkün olacak, tabii ki belirli bir ücret karşılığında. Sadece Hollywood filmleri değil, yabancı yapımlar, bağımsız filmler de artık YouTube&#8217;dan izlenebilecek. Bu hizmetin bedeliyse, 1 dolar ile 4 dolar arasında değişecek. Ücret sonrası filmi 30 gün içinde izlemeye başlamak mümkün. İzlemeye başladıktan sonra, 24 saat içinde ise filmi seyretmiş olmak gerekiyor. YouTube bunun için Time Warner, Warner Bros, Universal Pictures, Sony gibi şirketlerle anlaşmalar imzaladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/film-de-izlenecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reklamcılar için yeni bir platform</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/reklamcilar-icin-yeni-bir-platform/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/reklamcilar-icin-yeni-bir-platform/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 18:52:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=3525</guid>
		<description><![CDATA[Her gün Facebook&#8217;ta sadece insanlar arkadaşlarıyla değil, markalarla da iletişime geçiyorlar. Bu yüzden Facebook, reklam dünyasıyla iletişimi artırmak için yeni bir platform kurduğunu açıkladı: Facebook-studio.com Facebook&#8217;u kullanarak kreatif işler ortaya koyan yaratıcıları bir araya getirmek için kurulan bu platform tanıtıldı. Bu platformda reklam ajansı yaratıcıları işlerini sergileyebilecek, düşüncelerini paylaşabilecek ve kampanyalar hakkında yorum yapabilecekler. Facebook, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/facebook-studio.jpg" alt="" title="facebook-studio" width="528" height="294" class="alignnone size-full wp-image-3397" /></p>
<p>Her gün Facebook&#8217;ta sadece insanlar arkadaşlarıyla değil, markalarla da iletişime geçiyorlar. Bu yüzden Facebook, reklam dünyasıyla iletişimi artırmak için yeni bir platform kurduğunu açıkladı: <a href="http://www.facebook-studio.com">Facebook-studio.com</a></p>
<p>Facebook&#8217;u kullanarak kreatif işler ortaya koyan yaratıcıları bir araya getirmek için kurulan bu platform tanıtıldı. Bu platformda reklam ajansı yaratıcıları işlerini sergileyebilecek, düşüncelerini paylaşabilecek ve kampanyalar hakkında yorum yapabilecekler. Facebook, bu platformu reklam, PR ve medya ajans çalışanlarını bir araya getirmek ve sosyal ağdaki reklam stratejileri konusunda daha etkili bilgi paylaşımı ve etkileşimi sunmak için tasarlamış.</p>
<p>Facebook sözcüsü konuyla ilgili  &#8220;Bu girişim, Facebook&#8217;un yaratıcı raklamcılar dünyasıyla doğrudan diyalog kurduğu ilk adımdır. Bugüne kadar Facebook&#8217;un ajanslarla ilişkisi daha mesafeliydi. Bugüne kadar reklamcılar Facebook sularında pusulasız ilerliyorlardı.&#8221; dedi.</p>
<p>Facebook&#8217;un yeni kurulan ajans ilişki takımının başı olan Blake Chandlee, &#8220;Ajanslarla daha iyi bir iletişimimiz olmalı. Bundan sonra, reklamcılar tarafından yüklenmiş Facebook&#8217;taki kaliteli kampanyaları öne çıkaracağız. Grup üyeleri de beğendikleri kampanyaları &#8220;beğen&#8221; tuşuna basarak gösterebilecekler ve altına yorumlarını yazabilecekler. Yaratıcıların bu sayfada aktif rol almalarını hedefliyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>Facebook ajans ilişkilerini geliştirmek amacıyla bu platformun yanı sıra, Studio Live isminin verildiği etkinlikler de düzenleyecek. Bu senenin başında Toronto&#8217;da Publicis, Interpublic, Omnicom, WPP ve Havas&#8217;ın katılımıyla ilk etkinlik gerçekleştirildi.</p>
<p>Ajanslar da Facebook&#8217;un bu yeni girişimine sıcak bakıyorlar. Coca-Cola, Kraft ve Bravo&#8217;da çalışmış ve 360i&#8217;nin genel müdürü olan Sarah Hofstetter, bu girişimle ilgili &#8220;studio ilk adım olarak çok iyi, Facebook&#8217;un ürün gelişimi ve müşteriyle etkileşim gibi alanlarda yeni olasılıklar sunmasını bekliyoruz.&#8221; dedi.<br />
Pereira &#038; O&#8217;Dell&#8217;de strateji süpervizörü Jasmine Summerset, &#8220;bu platform sadece ajanslar arasındaki iletişimi artırmayacak, markaların Facebook üzerinde daha deneysel ve cesurca çalışmalar yapmasını da teşvik edecektir.&#8221; yorumunu yaptı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/reklamcilar-icin-yeni-bir-platform/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın üçte biri internette</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/dunyanin-ucte-biri-internette/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/dunyanin-ucte-biri-internette/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2010 19:29:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2730</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından yapılan açıklamaya göre internet kullanıcı sayısı bu yıl 2 milyarı aşacak. Bu rakam dünya nüfusunun üçte birine denk geliyor. ITU&#8217;nun yaptığı açıklamaya göre kullanıcı sayısı son 5 yılda 2 katına çıktı. Bu yıl bilgisayar kullanmaya yeni başlayan 226 milyon kişinin 162 milyonu gelişmekte olan ülkelerin vatandaşları. Bununla birlikte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından yapılan açıklamaya göre internet kullanıcı sayısı bu yıl 2 milyarı aşacak. Bu rakam dünya nüfusunun üçte birine denk geliyor.</p>
<p>ITU&#8217;nun yaptığı açıklamaya göre kullanıcı sayısı son 5 yılda 2 katına çıktı. Bu yıl bilgisayar kullanmaya yeni başlayan 226 milyon kişinin 162 milyonu gelişmekte olan ülkelerin vatandaşları. <span id="more-2730"></span></p>
<p>Bununla birlikte 2010 yılı sonunda gelişmiş ülkelerin nüfusunun yüzde 71’i internet kullanırken gelişmekte olan ülkelerde bu oran yalnızca yüzde 21. Uluslararası İletişim Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre, gelişmekte olan ülkelerin çok hızlı bir şekilde internet kullanımını arttırmaları gerekiyor, ancak bu sayede yeni iş imkanları oluşturulabilir, üretkenlik artırılabilir ve ekonomide uzun vadeli rekabet avantajı elde edilebilir.</p>
<p>ITU tarafından belirlenen internet kullanım oranları şu şekilde: Avrupa nüfusunun yüzde 65’i, Amerika’nın yüzde 55’i, Afrika ve Asya’nın yüzde 21.9’u.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/dunyanin-ucte-biri-internette/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkler ağa takıldı</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/turkler-aga-takildi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/turkler-aga-takildi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 18:11:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2645</guid>
		<description><![CDATA[Uluslararası bir araştırma şirketinin yaptığı çalışma, Türk halkının sosyal ağlarda en çok zaman geçiren üçüncü toplum olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre ülkemiz, Malezya ve Rusya’nın ardından üçüncü sırada geliyor.

TNS araştırma firmasının ‘Digital Life’ isimli raporuna göre, sosyal ağlarda en çok zamanı Malezyalılar geçiriyor. Haftada ortalama 9 saatini Facebook, Twitter, FriendFeed, Netlog gibi sosyal ağlarda geçiren Malezyalıları 8,1 saat ile Rusya izliyor. Türkiye’deki kullanıcılarsa haftada 7,7 saatini sosyal ağlara harcıyor.

Görünen o ki hızla gelişen ülkelerde sosyal ağlar, e-maillerin yerini almış durumda. Yani, internet üzerinde sosyalleşmek isteyenler artık sadece elektronik posta hizmeti veren internet hesapları yerine sosyal ağlardan yararlanarak iletişim kuruyor. Söz gelimi, Facebook ve LinkedIn gibi sosyal ağ siteleri, MSN veya yahoo! gibi sitelerden daha fazla ilgi görüyor. Latin Amerika, Orta Doğu ve Çin gibi hızla büyümekte olan ülkelerde sosyal ağ sitelerine haftada ortalama 5,2 saat harcanırken, e-maillere sadece 4 saat ayrılıyor. Gelişmiş ülkelerde ise durum tam tersi. Bu ülkelerdeki kullanıcılar, "gelen kutusu"nu kontrol etmek üzere 5,1 saat harcarken, sosyal ağ sitelerinde haftada sadece 3,8 saat geçiriyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası bir araştırma şirketinin yaptığı çalışma, Türk halkının sosyal ağlarda en çok zaman geçiren üçüncü toplum olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre ülkemiz, Malezya ve Rusya’nın ardından üçüncü sırada geliyor.</p>
<p>TNS araştırma firmasının ‘Digital Life’ isimli raporuna göre, sosyal ağlarda en çok zamanı Malezyalılar geçiriyor. Haftada ortalama 9 saatini Facebook, Twitter, FriendFeed, Netlog gibi sosyal ağlarda geçiren Malezyalıları 8,1 saat ile Rusya izliyor. Türkiye’deki kullanıcılarsa haftada 7,7 saatini sosyal ağlara harcıyor.</p>
<p>Görünen o ki hızla gelişen ülkelerde sosyal ağlar, e-maillerin yerini almış durumda. Yani, internet üzerinde sosyalleşmek isteyenler artık sadece elektronik posta hizmeti veren internet hesapları yerine sosyal ağlardan yararlanarak iletişim kuruyor. Söz gelimi, Facebook ve LinkedIn gibi sosyal ağ siteleri, MSN veya yahoo! gibi sitelerden daha fazla ilgi görüyor. Latin Amerika, Orta Doğu ve Çin gibi hızla büyümekte olan ülkelerde sosyal ağ sitelerine haftada ortalama 5,2 saat harcanırken, e-maillere sadece 4 saat ayrılıyor. Gelişmiş ülkelerde ise durum tam tersi. Bu ülkelerdeki kullanıcılar, &#8220;gelen kutusu&#8221;nu kontrol etmek üzere 5,1 saat harcarken, sosyal ağ sitelerinde haftada sadece 3,8 saat geçiriyor.</p>
<p>Öte yandan, şirketin raporuna göre sosyal ağlarda en çok ‘dijital arkadaş’ edinenler de yine Malezyalılar. Kişi başına ortalama 233 ‘dijital arkadaş’ı olan Malezyalıları, 231 arkadaşla Brezilya ve 217 arkadaşla Norveç izliyor. En az dijital arkadaşı olanlarsa 29 kişiyle Japonlar.</p>
<p>TNS İş Geliştirme Direktörü Matthew Frogatt, hızlı gelişen ülkelerde sosyal ağ kullanımının belirgin şekilde yüksek olduğunu ve bu ülkelerdeki kullanıcıların yeni iletişim kanallarından çok daha aktif şekilde yararlandığını söylüyor. Raporda da online temelli iletişimlerin bilgisayarlardan mobil telefonlara geçişinin sosyal ağların gelişimindeki en büyük tetikleyici olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Araştırmadan çıkan bir diğer ilginç sonuç da, dünyada interneti bir medya aracı olarak televizyon, radyo ve gazetelere tercih eden ‘çevrimiçi’ kitlenin oranının dünya çapında yüzde 61 gibi büyük bir rakama ulaşması.</p>
<p>Matthew Frogatt’a göre, gelişmekte olan ülkelerde internet yeni yaygınlaşmaya başladığı ve altyapısı yeni geliştirildiği için, kullanıcılar bu yeni iletişim kanalını daha aktif yollarla kullanarak içselleştiriyor.</p>
<p>46 ülkede yaklaşık 50.000 görüşme yapılarak gerçekleştirilen TNS’nin araştırması, dünyanın online nüfusunun %90’ını kapsıyor. Frogatt, “Digital Life’ın coğrafi olarak, bugüne kadar yapılan global online araştırmalardan iki kat daha yaygın olduğunu” ifade ediyor. Çalışma, online aktiviteler üzerine yapılan gerçek anlamda ilk global araştırma olmakla kalmayıp; hızla gelişmekte olan Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan (BRIC) ve diğer 11 diye anılan (Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Meksika, Nijerya, Pakistan, Filipinler, Güney Kore, Türkiye ve Vietnam) ülkelerle ilgili bilgileri içeriyor. Şirket, geleceğin online davranışlarına dair çok önemli veriler sunan bu araştırmayı her yıl yapmayı planlıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/turkler-aga-takildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal medya ve Christian Doppler</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/sosyal-medya-ve-christian-doppler/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/sosyal-medya-ve-christian-doppler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 18:09:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2648</guid>
		<description><![CDATA[Christian Doppler, 1840’larda “Doppler Etkisi” olarak da bilinen kuramıyla, fizikte çığır açtı. Doppler, ışık veya ses kaynağının hareket etmesi durumunda, kaynağın ürettiği dalgaların hızı ile kaynağın kendi hızının üst üste binerek, yayılan dalgaların frekansını arttırdığını kanıtlamıştı. Yani, hareket eden bir ses ya da ışık kaynağının ürettiği ses veya ışık, alıcıya kendi frekansından daha yüksek bir frekansta ulaşıyordu. “Doppler Etkisi” olarak da anılan bu fizik kuralına, yaklaşan ambulansın sireninin tonunun yükselmesi ya da yanımızdan korna çalarak geçen bir aracın kornasının tonunun, yaklaşana kadar yükselmesiyle, günlük yaşamda sıkça şahit oluyoruz. Ancak, Doppler Etkisi’ni görmeye başladığımız diğer bir ortam da artık Sosyal Medya.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk bir Kuzey Avrupa şubatı&#8230; 2007 yılından o güne dek, Amsterdam Üniversitesi’nde kendi halinde bir öğrenci olan Jonathan Nip, o sabah yolda yürürken, çok kısa süre içinde gerçek bir mikro-şöhret olacağını bilemezdi. Yaşam çizgisini değiştiren olay, Türk Havayolları’nın TK1951 sefer sayılı Tekirdağ uçağının, yerel saatle on buçuk sularında, Amsterdam’ın Schiphol Havalanı’nın “Polderbaan” olarak da bilinen 18R Pisti’ne, gözlerinin önünde büyük bir gürültüyle çakılmasıydı. Olayın ilk tanıklarından olan Nip, internet erişimi olan telefonunu çıkarttı ve saat 10:39’da, ertesi günkü gazete manşetlerini belirleyecek olan ilk mesajını, Twitter üzerinden ‘cıvıldadı’: “Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda uçak kazası!!!”. Bir dakika sonra ikinci bir mesaj attı: “Schiphol Havalimanı yakınlarında düşen bir uçağa bakıyorum”; ve hemen ardından da yeni bir güncelleme: “Ortalığa bir sürü ilkyardım görevlisi üşüşüyor. Hala başka haber yok. Ağda başka haber bulamıyorum”. Gerisini, ‘Sosyal Medya’ kendisi halletti. Kaza haberine ait, ‘hash-tag’li mesajlar, önce Twitter’da ‘Kartopu’ gibi büyüdü; oradan bloglara yayıldı; sonra da sosyal ağlara… İlerleyen saatlerde, Channel 4 News haber kanalı, medya tarihinde küçük bir devrim yarattı ve Jonathan Nip’le tarihteki ilk Twitter mülakatını gerçekleştirdi. Kazanın gerçekleştiği 25 Şubat 2009’un akşamında, CNN International, bu küçük çaplı devrimi haber yapmak zorunda kaldı. Bugün, artık bir mikro-şöhret olan Jonathan Nip’in adı, neredeyse Schiphol Kazası ve Twitter’la birlikte anılıyor.<span id="more-2648"></span></p>
<p>***</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/doppler.jpg" alt="" title="Doppler" width="528" height="697" class="alignnone size-full wp-image-2650" /></p>
<p>19 Kasım 1803’de dünyaya gelen Christian Doppler’in ataları, duvarcı ustasıydı. Salzburg’da 1674’ten beri başarıyla sürdürdükleri gelenekselleşmiş bir işleri vardı. İşte sağladıkları başarıyla, Salzburg’un Hannibal Meydanı’na (bugünkü Makart Meydanı) bakan bir ev inşa ettiler. Christian da o evde doğdu. Ancak sağlığı, aile işini götürmeye elverişli değildi. Çelimsiz ve kolay hastalanan bir çocuktu. Bu nedenle de, ataları gibi duvarcı ustası olmak yerine, önce matematik sonra da astronomi okudu ve usta bir bilimci oldu.</p>
<p>Christian Doppler, 1840’larda “Doppler Etkisi” olarak da bilinen kuramıyla, fizikte çığır açtı. Doppler, ışık veya ses kaynağının hareket etmesi durumunda, kaynağın ürettiği dalgaların hızı ile kaynağın kendi hızının üst üste binerek, yayılan dalgaların frekansını arttırdığını kanıtlamıştı. Yani, hareket eden bir ses ya da ışık kaynağının ürettiği ses veya ışık, alıcıya kendi frekansından daha yüksek bir frekansta ulaşıyordu. “Doppler Etkisi” olarak da anılan bu fizik kuralına, yaklaşan ambulansın sireninin tonunun yükselmesi ya da yanımızdan korna çalarak geçen bir aracın kornasının tonunun, yaklaşana kadar yükselmesiyle, günlük yaşamda sıkça şahit oluyoruz. Ancak, Doppler Etkisi’ni görmeye başladığımız diğer bir ortam da artık Sosyal Medya.</p>
<p><strong>Sosyal Medya’da ‘Kartopu” Yaratan Doppler Etkisi</strong></p>
<p>Jonathan Nip’i kısa sürede mikro-şöhret haline getiren olguyu, ‘Sosyal Medya’ üzerindeki Doppler Etkisi’yle açıklamak mümkün. Bunda, elbette Nip’in kaza yerinden geçen ilk tanıklardan biri olmasını sağlayan şans faktörünün rolünü de gözden kaçırmamak gerekiyor. Ancak, konvansiyonel medya profesyonellerinin bir günde şöhret olduğu veya uçak kazası gibi çok da sansasyonel sayılamayacak bir olayı haber atlatarak vermeleriyle şöhret oldukları bir durum, o güne kadar görülmüş-işitilmiş değildi. Nip’e saatler içinde şöhret getiren şey, ‘Sosyal Medya’nın olağanüstü yayılım gücünün sağladığı haberin yayılım hızının, ‘Sosyal Medya’ üzerindeki angajman hızıyla birleşmesiydi. Yani haber, ‘Sosyal Medya’ üzerinde yayılırken, konvansiyonel medya üzerindeki gibi doğrusal bir yayılım göstermiyor; ‘re-tweet‘, ‘share‘, ‘like‘ vb. mekanizmalarla paylaşılarak, kopyalanarak yoğunlaştırılıyor ve bu yoğunlaşma hızı (angajman) haberin doğrusal yayılım hızıyla birleşerek, ortaya Christian Doppler’in tariflediği yapısal sayılabilecek frekans yükselmesi çıkıyordu.</p>
<p>‘Sosyal Medya’ üzerindeki Doppler Etkisi’ni, Türk kamuoyu en son 12 Eylül 2010 Halkoylaması ile birebir yaşadı. Özellikle Facebook vb. sosyal ağlarda paylaşılan, kimi video, görsel, yazı vb. politik mesajlar, paylaşılmaya başladıktan bir süre sonra, sadece politik aktivistleri değil, lehte veya aleyhte politik konum almak isteyen sıradan sosyal ağ kullanıcılarını da harekete geçirmeye başladı ve mesajların yayılımı angajman hızıyla birleşti. Aynı mesaj, bir süre sonra hiç beklenmedik bireylerden geri gelmeye başladı ve etkisi kendiliğinden arttı. Zira, Doppler Etkisi’yle tariflenen mesajın yayılım hızı ile mesajın kendi hızı üst üste binmişti.</p>
<p>Ve yaşanan bu olgu, o güne dek ahir zaman allamelerinin bize sıkça anlatmaya çalıştığı viral yayılım döngüsü veya ağızdan-ağıza pazarlama (WOMM – Word-of-Mouth Marketing) yaklaşımlarının çok ötesinde bir konuydu.</p>
<p><strong>‘Sosyal Medya’yla Değişen Oyunun Yeni Kuralları</strong></p>
<p>Geldik can alıcı soruya: “Sosyal Medya üzerindeki ‘Doppler Etkisi’ nasıl ölçümlenecek?” Daha doğrusu, ‘Sosyal Medya’ nasıl ölçümlenecek? Konu ‘Sosyal Medya’ olduğunda, konvansiyonel medyanın ‘tiraj’, ‘reyting’ vb. saçmalıklarının, hiçbir işe yaramayan, modası, hatta son kullanma tarihi geçmiş palavralar olduğunu artık en teknoloji özürlü yöneticiler bile biliyor. Ama hala naftalinli Web 1.0, hatta ‘brochureware’ günlerinden kalan ‘bağlantı süresi’, ‘bounce rate’, ‘üye (doğrusu bağlantı) sayısı’ türünden ‘cinlikler’i önümüze koymaya çalışan yayınları gördükçe, bazılarının konuya halen ne kadar uzak olduğu anlaşılıyor.</p>
<p>“Başlangıçta gaz ve toz bulutu vardı.” demekten geri duracağım için, ‘Sosyal Medya Ölçümlemesi ve Metrikleri’ konusunu bir sonraki yazıma saklayarak, ‘Sosyal Medya’ üzerinde Doppler Etkisi’ni ortaya çıkaran temel etkenin ne olduğunu açıklamaya çalışacağım. Bu ilk konuda emin olun, çok iyi tanımlanmış Anahtar Performans Göstergeleri’ne (KPI – Key Performance Indicator) sahibiz ve bu göstergeleri kullanarak ‘Sosyal Medya’ üzerinde, her türlü ölçümleme ve takibi yapabileceğimiz teknolojik olanaklarımız da mevcut.</p>
<p>Sosyal Medya’da mesajı yoğunlaştıran unsurlar, elbette ki bireylerdir. Bu bireyleri Malcolm Gladwell, The Tipping Point: How Little Things Can Make a Big Difference (“Kıvılcım Anı: Küçük Şeyler Nasıl Büyük Farklar Yaratır” adıyla Türkçe yayımlandı.) adlı kitabında, Azınlık Kuralı ile tanımlamaya çalışıyor. Azınlık Kuralına göre, bu bireyler:</p>
<ul>
<li>Bağlayıcılar (Connectors), yani olağanüstü güçlü bir ilişki kurma ve sürdürme becerine sahip, çok geniş bir çevresi olan bireyler;</li>
<li>Yetenekliler (Mavens), yani bizleri sürekli bilgi ve enformasyonla donatan bir tür ‘enformasyon brokeri’ gibi çalışan bireyler ile;</li>
<li>Satıcılar (Salesmen), yani ikna kabiliyeti çok yüksek olan karizmatik bireylerden oluşuyor.</li>
</ul>
<p>O zaman, bu kişileri nasıl bulacağız ‘Sosyal Medya’ üzerinde? Kanımca bu soru, her türlü sosyal medya ölçümlemesinden önce yanıtlanması gereken temel sorudur. ‘Sosyal Medya’ üzerinde Doppler Etkisi’ni yaratan kişiler, yukarıdaki üç grubun bütün özelliklerini taşıyorlar yani, olağanüstü güçlü bir ilişki kurma ve sürdürme becerisine ve çok geniş bir çevreye sahipler. Bu çevreyi sürekli bilgi ve enformasyonla donatarak bir tür ‘enformasyon brokeri’ gibi çalışıyorlar ve ikna kabiliyetleri çok yüksek, karizmatik bireyler bunlar. Bu bireyler, son dönemde “Influencer” olarak da adlandırılıyorlar.</p>
<p>‘Influencer’lar, kendi aralarında “Social Influencer” (SI) ve “Key Influencer” (KI) olarak ikiye ayrılıyolar. İlk grupta yer alanların etkisi, diğerlerine göre daha düşük ve sınırlı. Asıl önemli olanlar, ikinci grup. KI grubunun, ‘Sosyal Medya’ üzerindeki en temel etkisi, hem SI grubunu hem de bunların dışında kalan bireyleri harekete geçirerek Doppler Etkisi’ni yaratması.</p>
<p><strong>Peki, kim bu Key Influencer?</strong></p>
<p>KI, bağlantı sayısı, mecra ortalamasının (örneğin Facebook için 130) çok üzerinde olan, ancak aynı zamanda, belirli bir frekansta mesaj üreten veya paylaşan ve bu mesaj veya paylaşımlarına kendi bağlantılarından belli oranlarda yanıt veya tepki alan kişilerdir. Buradaki oranlar vb. ayrıntılara ne yazık ki, bu konuda geliştirilme sürecindeki patentli bir teknolojimiz olduğundan, çok fazla giremiyorum. Ancak, konuyla ilgilenenlere memnuniyetle birebir ayrıntılı bilgi verebilirim.</p>
<p>KI, Doppler Etkisini nasıl oluşturuyor? Öncelikle KI, bir bağlayıcı olarak kendi sosyal ağına sahip ve bu sosyal ağı sürekli geliştiriyor. İlişkilerini koruyor; kişisel temaslar, mesajlar veya paylaşımlarla güçlendiriyor. Sosyal ağlarda (örn: Facebook) bu konuda zaten çok güçlü bir altyapı var. KI daha sonra, kendi ağındaki bağlantılarına sürekli ve düzenli olarak enformasyon, haber, paylaşım vb. içerik ulaştırıyor. Dahası, bunu takip de ediyor. Kimi zaman, aynı içeriği birkaç gün üst üste tekrarlamaktan da çekinmiyor. Son olarak da içtenlik ve inandırıcılık dozunu korumaya çok büyük özen gösteriyor, zira ‘Sosyal Medya’ üzerindeki karizma, pazarlama dergilerindeki kollarını göğsünde kavuşturmuş ‘başarı abidesi’ yapmacık ve kurgu fotograflardan değil, içtenlik ve inandırıcılıktan geçiyor.</p>
<p>Hadi, gelin şimdi ‘Sosyal Medya’daki bu Doppler Etkisi’ni, anahtar kelime bazlı, ikili bool mantığında çalışan aramalarla ölçümlemeye çalışın. Adama gülerler!</p>
<p>Bayanlar, Baylar! Çok üzgünüz, bildiğiniz medya ölçümlemesinin sonu ne yazık ki geldi. İnanmayanlar veya kendini kandırmaya devam etmek isteyenler için, Kaybedenler Kulübü durağına giden tramvayda yer ayırttık.</p>
<p>Kalkıyor, VAAARDAAA!!!!</p>
<p><em>Yrd. Doç. Dr. Aykut Arıkan<br />
Yeditepe Üniversitesi<br />
Bilgi &#038; İnovasyon Yönetimi (MBA) Programı Yürütücüsü</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/sosyal-medya-ve-christian-doppler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Son çare’ yayımcısı: WikiLeaks</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/son-care-yayimcisi-wikileaks/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/son-care-yayimcisi-wikileaks/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Oct 2010 17:30:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2353</guid>
		<description><![CDATA[Ağustos sayımızı okuyanlar hatırlar: “Baskı’nın kısa tarihi” başlıklı yazımızı bitirirken, ifade özgürlüğü ve baskı teknikleri üzerine güncel tartışmaları takip etmek isteyenlere WikiLeaks’i önermiştik. Geçtiğimiz günlerde Londra’daki City Üniversitesi’nde, “Too much information? Security and censorship in the age of WikiLeaks” (Fazla malumat? WikiLeaks çağında güvenlik ve sansür) başlıklı bir panel düzenlendi. WikiLeaks kurucusu ve editörü Julian Assange ve The Times yazarı David Aaronovitch’in konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü İngilizlerin ünlü televizyoncusu Jonathan Dimbleby yaptı. Paneli yerinde izleyerek bloguna taşıyan Orhan Şener (City University MSc in Communication, Information and Society), izlenim ve yorumlarını Gennaration okurlarıyla da paylaştı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ağustos sayımızı okuyanlar hatırlar: “<a href="http://www.gennaration.com.tr/internet/baskinin-kisa-tarihi/">Baskı’nın kısa tarihi</a>” başlıklı yazımızı bitirirken, ifade özgürlüğü ve baskı teknikleri üzerine güncel tartışmaları takip etmek isteyenlere <a href="http://wikileaks.org/">WikiLeaks</a>’i önermiştik. Geçtiğimiz günlerde Londra’daki City Üniversitesi’nde, “Too much information? Security and censorship in the age of WikiLeaks” (Fazla malumat? WikiLeaks çağında güvenlik ve sansür) başlıklı bir panel düzenlendi. WikiLeaks kurucusu ve editörü Julian Assange ve The Times yazarı David Aaronovitch’in konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü İngilizlerin ünlü televizyoncusu Jonathan Dimbleby yaptı. Paneli yerinde izleyerek bloguna taşıyan <a href="http://nottutuyorum.blogspot.com/">Orhan Şener</a> (City University MSc in Communication, Information and Society), <a href="http://nottutuyorum.blogspot.com/2010/09/city-universitesi-nde-30.html">izlenim ve yorumlarını</a> <em>Gennaration</em> okurlarıyla da paylaştı:</em><span id="more-2353"></span></p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/souffle-mort.jpg" alt="" title="souffle-mort" width="528" height="380" class="alignnone size-full wp-image-2573" /></p>
<p>WikiLeaks&#8217;in ne olduğunu uzun uzun anlatmayacağım, özetle, bir şekilde yayımlanamayan ancak kamu açısından bilinmesinde fayda olduğuna inanılan bilginin yayımlanabildiği bir site. Yani hükümetler, şirketler veya envai çeşit organizasyon tarafından saklanan, kimsenin ulaşmasını istemedikleri ‘confidential’, ‘top secret’ bilgi-belgeler bu sitede ifşa ediliyor.</p>
<p>ABD&#8217;nin Irak&#8217;ta işlediği suçların bir kısmı WikiLeaks sayesinde açığa çıkmıştı. Şu anda WikiLeaks ile ilgili dönen en büyük tartışma –Assange&#8217;a yöneltilen ama fason çıkan <a href="http://www.cnnturk.com/2010/dunya/08/21/wikileaks.editorune.tecavuz.suclamasi/587396.0/index.html">tecavüz suçlamalarını</a> bir kenara koyarsak– ABD ve koalisyon güçlerinin Afganistan&#8217;daki eylemlerinin detaylı kaydının (War Logs) olduğu bir klasörün kriptolu olarak WikiLeaks sunucularında duruyor olması ve Pentagon dahil koalisyon güçlerinin yetkili organlarının WikiLeaks&#8217;i Afganistan&#8217;daki personelin hayatını tehlikeye sokacağı endişesi ile bu belgeleri açıklamaktan alıkoyması –en azından çabalaması– etrafında dönüyor.</p>
<p>Panele dönecek olursak, önemli gördüğüm ve not alabildiğim hususları madde madde yazacağım:</p>
<p>DA’nın temel argümanı JA’nın iyi niyetli ve esasında gerekli bir iş yapıyor olsa da kendisini her şeyi bilen bir ‘kahraman’ olarak görmesi ve açıkladığı gizli belgelerden hangisinin kamu yararına hangisinin zararına olduğuna kendisinin karar vermesinin yanlış olduğuydu. DA, ‘<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Monitory_Democracy">monitory democracy</a>’ kavramına değinerek, gelişmiş demokrasilerde kurumların denetlenebilmesinin önemli olduğunu ve bunu birçok kurum ve kişinin ayrı ayrı kanallardan yapması gerektiğini savundu. II. Dünya Savaşı sonrası güçlenen demokrasilerin kalitesinde Soğuk Savaş sonrası dönemde düşüş gözlendiğini ve bunun biraz da bu denetleme mekanizmalarının zayıflamasından kaynaklandığını ekledi. Ancak, tüm bunlara rağmen bazı sırların sır olarak kalması gerektiğini söyleyip, örnek olarak da İngiltere&#8217;nin gizli belgelerinin Rus ajanların eline geçmesinden hiçbir İngiliz&#8217;in hoşnut olmayacağını gösterdi (sanırım ‘<a href="http://www.guardian.co.uk/world/2010/jun/29/russian-spies-cold-war-levels">Rus ajan vakası</a>’na gönderme yaptı). Ek bir argüman olarak da WikiLeaks&#8217;nin odağının hep ABD ve koalisyon güçleri olduğunu ama hiç Çin veya İran hakkında sızdırmalar yapmadığını ve bunun dengesiz bir durum yarattığını savundu.</p>
<p>Argümanlarını şu soru ile noktaladı: “Julian Assange&#8217;a neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar verme hakkını kim veriyor?”</p>
<p>Moderatör, JA’ya “Neyin gizli kalıp kalmayacağına nasıl karar veriyorsunuz?” diye sordu. JA, soruların çoğuna direkt cevap vermedi veya kestirip attı; daha çok kendi diyeceklerini dedi. Burada da soruya doğrudan cevap vermektense WikiLeaks&#8217;nin ne olduğunu anlatmaya başladı. “We are a publisher of last resort” sanırım en önemli ifadesiydi; “Kimsenin yayımlayamadığını en son çare olarak biz yayımlarız.” dedi. Meşruiyet sorularına “Tüm gelirimiz halktan gelen bağışlara dayanıyor (bu bağışların kaynağını biz de göremiyoruz.); eğer halk, kendi yararına olduğunu düşünmese bize yardım etmezdi.” şeklinde cevapladı. Hesap verebilirlik-şeffaflık konusunda üzerine gelinince, “Birçok devlet ve organizasyondan çok daha şeffaf ve hesap verebilen bir yapımız var.” dedi. Afganistan&#8217;daki koalisyon güçlerini risk altına sokup sokmadığı konusunda ise, WikiLeaks&#8217;nin amacının insanlara zarar vermek değil; tam tersi olduğunu, masumlara zarar gelmesini istemediklerini belirtti.</p>
<p>Bundan sonrasında aynı şeyler döndü dolaştı, DA bastırdı, JA savundu&#8230;  Soru cevap kısmı daha ateşli geçti diyebilirim. Neredeyse tüm sorular JA’ya geldi.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/10/wikilks.jpg" alt="" title="wikileaks" width="528" height="385" class="alignnone size-full wp-image-2430" /></p>
<p>JA’dan alıntılar (Kabaca çevirdiğim için bazılarının orjinalini de yazıyorum yanına):</p>
<p>“Sansüre karşı savaşma-nın en etkin yolu doğrudan olandır.” (The most effective way to combat censorship is directly.)</p>
<p>“WikiLeaks hiçbir ülkede, hiçbir davada suçlu bulunmadı.” (Bunu aynı zamanda WikiLeaks&#8217;in metodlarının meşruiyetinin bir ispatı olarak gördüğünü de belirtti.)</p>
<p>“WikiLeaks&#8217;in felsefesi adalet için, doğru olan için yayın yapmaktır ve bunun için eleştirilmeyi göze alıyoruz.”</p>
<p>“WikiLeaks bilgi edinme metotlarını açıklayabilirim ancak zamanımız yetmez.” (Metot konusu nedense çok tartışıldı, DA ve bazı konuklar “Metodunuzu bilmezsek, etik olup olmadığını nerden bilebiliriz ki?” deyip durdular.)</p>
<p>Afganistan&#8217;dan taze gelmiş bir katılımcının son zamanlarda sivil kayıpların artıyor oluşu ile WikiLeaks&#8217;i ilişkilendirmesi üzerine JA, “Savaşın tansiyonu yükseliyor, bunun WikiLeaks ile ilgisi olduğunu sanmıyorum.” dedi.</p>
<p>Benim de hocam olan Frank Webster, DA’ya “‘Monitory democracy’den bahsettiniz; ancak bu sistemde meşruiyet denetçi kurumlara değil kamu yararına dayanır; bu bağlamda WikiLeaks&#8217;in bir kurumca denetlenemiyor oluşu meşruiyetini zedelemez.” temelinde bir laf etti. (DA ne dedi duyamadım ya da not almamışım.)</p>
<p>Benzer bir şekilde, JA da “Şeffaf olması gerekenler hükümetlerdir; bireyler değil” dedi. Gördüğüm kadarıyla Twitter&#8217;da çoğu kişi tarafından onaylandı bu görüş.</p>
<p>Konuklardan biri DA’ya, “JA’yı eleştiriyorsunuz ama sizin –Rupert Murdoch&#8217;u kastederek– içinde bulunduğunuz ailenin Avrupa üzerinde garip emelleri var, buna ne demeli?” diye sordu. JA da benzer bir ‘ad hominem’ yaptı ama JA, “Rupert Murdoch Avrupa&#8217;yı sevmez ama ne emeli olacak, o ekmeğine bakar.” gibi bir şey söyledi.</p>
<p>Kapanış konuşmalarında JA yeni bir şey söylemedi, açılışta yaptığı gibi yazılı metinden okudu. DA ise en önemli lafını sona saklamış gibiydi. Dedi ki “‘Who guards the guardians?’ (Ben bu lafı “Who watches the watchmen?” diye biliyordum.) klişesi ile karşı karşıyayız ancak yeni araçlar, yeni sistemler olayı bambaşka bir boyuta taşıyor. Şu anda bir şeylerin başındayız; ortası veya sonunda değil. Daha çok şey olacak, WikiLeaks benzeri birçok kanal ortaya çıkacak.”</p>
<p>Twitter&#8217;dan izlediğim kadarıyla, İngilizlerin önemli bir kısmının Assange&#8217;a karşı mesafeli olması beni biraz şaşırttı açıkçası. İnsanların konuşmalarından kulağıma takılanlar da genelde “Hiçbir şeye cevap vermedi.” gibi şeylerdi. Hatta, dinleyicilerden biri Assange konuşurken “Answer the question!” (Soruyu yanıtla!) diye bağırdı.</p>
<p><em>İngilizlerin bu ısrarının ünlü tutuculuklarından mı yoksa WikiLeaks’in gizli bir Amerikan oyunu olduğuna dair kuşkulardan mı kaynaklandığını bilmiyoruz. WikiLeaks, bu günlerde basın ve ifade özgürlüğü tartışmalarının odak noktasını oluşturuyor ve öyle görünüyor ki bu tartışmalar kolay kolay sona ermeyecek; dünya tepetaklak olmadığı sürece en azından.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/son-care-yayimcisi-wikileaks/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Baskı’nın kısa tarihi</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/baskinin-kisa-tarihi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/baskinin-kisa-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:01:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2222</guid>
		<description><![CDATA[O zamanki Almanya’nın Mainz şehrinde doğan Johannes Gutenberg’in asıl mesleği kuyum ustalığıdır. Bir kuyum ustası olarak belki bir yüzük imal ederken harf de yontabileceğini fark eden Gutenberg, modern matbaanın kurucusu olmuştur. Bugün çoğunlukla matbaanın icadı diye bilinen bu olay, Rönesans ve Reform Dönemlerinin, bilim devriminin tetikleyicisi olmuş; daha ucuza mal olabilen kitaplar yoluyla informasyonun çoğalmasını sağlamıştır. Gutenberg’den önce kitapların elle yazılması işi, çoğunlukla sadece bu işle görevlendirilen keşişler ve kiliselerin bu işe ayrılmış bölümlerinde yapılıyordu. Bazı seçkinler arasında din kitapları haricindeki kitapların elle yazılmasına himayelik etmek yaygındı. Daha önce sadece bu seçkin sınıf mensuplarının erişebildiği kitaplar, Gutenberg’den sonra matbaa yoluyla çoğaltılabilmeleri sayesinde daha alt sınıflara mensup kimselerin erişimine de açılmış oldu.

Din kitaplarının çoğalmasıyla din adamlarının hüküm ve hikmetinden kurtulan Hristiyanlık, bölünmüş ve değişime uğramıştır. Ünlü Amerikan yazarlarından Mark Twain, tanımı daha da genişleterek, “Bugün dünya ne ise, iyi veya kötü, bunu Gutenberg’e borçludur.” demiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Masaüstü yayıncılık öncesi modern kitap baskı tekniğinin icadı 15. yüzyıl ortalarına tarihlenir ve mucidi Johannes Gutenberg diye bilinir. Zira baskının, dolayısıyla matbaanın icadının 15. yüzyıldan çok daha önce Uzak Doğu’da gerçekleştiği bilinmektedir, hatta aynı harf dizgi tekniğinin, Gutenberg’den çok önce Çin’de ve Kore’de kullanıldığı tespit edilmiştir. İcat, basit tanımıyla kurşun gibi kolay işlenebilen metal harflerin elle yontulduktan sonra bir yüzeye satır satır dizilmesi ve mürekkeplenerek kağıda basılması şeklinde işleyen klişe “movable type” tekniğidir.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/baskinin-kisa-tarihi1.jpg" alt="" title="baskinin-kisa-tarihi" width="528" height="350" class="alignnone size-full wp-image-2224" /></p>
<p>Bugün yine biliyoruz ki medeniyet, beşiği sayılan Hristiyanlık Avrupası’na mensup olmayanları insanlık tarihinden de saymamıştır. Amerika’yı Kristof Kolomb keşfetmiş diye bilir, ünlü Piri Reis haritasına kesin bir açıklama getiremeyiz; ya da Aztek’lerin Avrupalılar onları keşfetmeden önce Avrupa’yı keşfedip keşfetmediklerine…<span id="more-2222"></span></p>
<p>O zamanki Almanya’nın Mainz şehrinde doğan Johannes Gutenberg’in asıl mesleği kuyum ustalığıdır. Bir kuyum ustası olarak belki bir yüzük imal ederken harf de yontabileceğini fark eden Gutenberg, modern matbaanın kurucusu olmuştur. Bugün çoğunlukla matbaanın icadı diye bilinen bu olay, Rönesans ve Reform Dönemlerinin, bilim devriminin tetikleyicisi olmuş; daha ucuza mal olabilen kitaplar yoluyla informasyonun çoğalmasını sağlamıştır. Gutenberg’den önce kitapların elle yazılması işi, çoğunlukla sadece bu işle görevlendirilen keşişler ve kiliselerin bu işe ayrılmış bölümlerinde yapılıyordu. Bazı seçkinler arasında din kitapları haricindeki kitapların elle yazılmasına himayelik etmek yaygındı. Daha önce sadece bu seçkin sınıf mensuplarının erişebildiği kitaplar, Gutenberg’den sonra matbaa yoluyla çoğaltılabilmeleri sayesinde daha alt sınıflara mensup kimselerin erişimine de açılmış oldu.</p>
<p>Din kitaplarının çoğalmasıyla din adamlarının hüküm ve hikmetinden kurtulan Hristiyanlık, bölünmüş ve değişime uğramıştır. Ünlü Amerikan yazarlarından Mark Twain, tanımı daha da genişleterek, “Bugün dünya ne ise, iyi veya kötü, bunu Gutenberg’e borçludur.” demiştir.</p>
<p>Yaşamakta olduğumuz topraklara ise ilk matbaanın İbrahim Müteferrika tarafından getirildiği bilinir genellikle. Ancak İstanbul’da ilk basımevleri, 15. yüzyıl sonlarında engizisyondan kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan ve kendilerine sadece Tevrat ve diğer dini kitapların basılması izni verilen Museviler tarafından kurulmuştur.</p>
<p>Matbaa tekniğinin bilinmesine rağmen kullanılmamış olmasını tarihçiler, dönemin hattatları tarafından kışkırtılan İslami çevrelerin öne sürdüğü, Kuran’ın “o zamana değin hep yapılageldiği gibi elle yazılması gerektiği” savına dayandırmaktadırlar. Reform öncesi Avrupa’da olduğu gibi Osmanlı’da da kitaplar genellikle dini mekanlarda ve yine elle yazılıyordu ve netice itibarıyla bu kitaplar sadece din kitaplarıydı.</p>
<p>İbrahim Müteferrika, Osmanlı’da ilk matbaanın ortaya çıkışından iki yüzyılı aşkın bir süre sonra, 1727 yılında kendi matbaasını kurmuştur. Matbaasında bastığı bilinen ilk kitap, <em>“Kitab-ı Lügat-ı Vankulu”</em>dur. Müteferrika’nın yaşamı boyunca 23 cilt halinde 17 eser bastığı söylenir. İbrahim Müteferrika’nın ölümünden sonraki dönemde matbaacılık ağır ağır da olsa İstanbul merkezli ilerlemesine devam etmiş, ders kitabı gereksinimleri ve kendi basımevlerini kuran gazete ve dergilerin kurulmasıyla gelişmesini sürdürmüştür.</p>
<p>Basılı yayımcılığın hızla artmaya başlaması, devlet denetimi ve vergilendirmesini de beraberinde getirmiştir. Devletin farklı dönemlerdeki farklı kural ve uygulamaları altında çalışmaya devam eden matbaacılıkla ilgili düzenlemeler, 23 Ocak 1888’de çıkarılan “Matbaa Nizamnamesi” ile durulduysa da, üzerindeki sansür gölgesi korunmuş, ayrıca “basımevlerinin her an yapılabilecek denetimlere hazır olması”, “kapılarının kilitli olmaması”, “bitişik binalara herhangi bir biçimde açılmaması” benzeri hükümler içermesiyle Cumhuriyet Türkiyesi’nde de devam edip günümüze kadar süregelmiş bir hakimiyet çekişmesine konu olmuştur. Bu hakimiyet çekişmesi; bilgiyi, belgeyi, informasyonu basıp dağıtanlar ve nelerin basılacağına, nelerin basılamayacağına karar verme rolünü üstlenmiş devletin bu basılıp dağıtılan şeyler hakkındaki hakimiyeti üzerinedir. Bu anlayışa göre devlet baskısı, kimlerin baskı yapıp kimlerin yapamayacağını belirlediği gibi, basılan şeylerin dağıtıldıktan sonra toplatılabilmesi gücünü elinde tutmaya devam etmektedir. Vergilendirme, basılan her şeyi kayıt altına alabilmenin, denetlemenin, gerektiğinde baskı öncesine müdahale edebilmenin bir yöntemi olarak kullanılmaktadır. Okurların bu çekişmedeki tek rolü, çekişmeden kurtularak önüne gelebilen yazılı eserleri okumakla sabittir.</p>
<p>Günümüzden çeyrek asır öncesine gelindiğinde ise, o günlerde basılı medya yerine geçip geçmeyeceğinin lafı bile edilmeyen ‘internet’ diye bir şeyin varlığından haberdar oldu dünyanın Amerikadan geri kalanı. Gelinen noktada ise basımevi, yayınevi ve gazetecilerin de dahil olduğu büyük bir çoğunluk, internet üzerinden beslenen yayıncılığı, e-kitapları, e-dergileri, e-gazeteleri konuşuyor; hatta konuşmakla kalmıyor, özellikle okyanusun batı yakasında yerleşik halklardan azımsanmayacak sayıdaki bir nüfus, eski mecralara yeni edindikleri alışkanlıklar üzerinden ulaşmaya çoktan başladı ve bu gidişat büyük bir hızla devam ediyor.</p>
<p>Diğer yandan, dünyanın en büyük sosyal ağı olan Facebook, resmen açıkladığına göre 500 milyon kullanıcı sayısını aşmış durumda. Bu kullanıcıların 150 milyonu Facebook’u aktif olarak kullanan kişilerden oluşuyor. Kullanıcılar artık bir bilgisayara bağlı olmadan da sisteme katılabiliyorlar. Resmi rakamlar, Ağustos 2010 itibarıyla dünya çapında 105 milyon iPhone kullanıcısını, 59 milyona yakın sayıda Blackberry kullanıcısını ve 12 milyon da Android kullanıcısını işaret ediyor. Facebook’un yeryüzündeki yarım milyar insana ulaşması altı yıl sürdü.</p>
<p>İnternet sayesinde nitelikli olsun veya olmasın, yazılı ve görsel medyanın kontrol edilemez bir biçimde “ortalığa dökülmesiyle” birlikte denetleme gücünü ve yayınlar üzerindeki hakimiyetini kaybetmeye başlayan otorite, bireyciliği besleyen hakim ideolojisiyle tezat bir görüntü veriyor olsa da, otonomilere karşı görünen tutumunu sürdürmeye devam ediyor. Uluslararası kabuller içeren temel çerçeveler, internet söz konusu olduğunda kolaylıkla göz ardı edilebiliyor; çünkü bilgi ve eşya alışverişinin sınırlarını çoktan ortadan kaldırmış bu yapı, yapısı itibarıyla denetlenemez bir büyümeyle gelişmeye ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Ve bu da Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gözlemlenen bazı ülkeleri, genlerinden gelen kontrol etme ve denetleme, gerek duyduğunda müdahale etme reflekslerini harekete geçiriyor; bunu sağlayabilmek için toplum tarafından bilinen ve bilinmeyen mekanizmalar kurmaya itiyor.</p>
<p>Günümüzde internet her an yapılabilecek denetimlere hazır, her şey herkesin gözü önünde cereyan ediyor. İnternetin gizlisi saklısı yok, kapılar ardına kadar açık. Bilgi ve informasyon sahipleri, gizleyen, saklayan rolünü bilgiden ve informasyondan sakınanlara devretmiş durumda. Ne var ki, internetin kapısı hem dışarıya hem de bitişik binalara her şekilde açık. Verilerinin isabetliliği tartışılır olsa da, ünlü Alexa’nın listesinde Türkiye’den girilemeyen(!) YouTube’un en fazla ziyaret edilen sekizinci site olarak yer alması ise Nasrettin Hoca’nın ünlü kapısını çağrıştırıyor.</p>
<p>Basın-yayın ve ifade özgürlüğü ile ‘baskı teknikleri’ üzerine en güncel bilgiyi <em><a href="http://www.wikileaks.org/">WikiLeaks.org</a></em> tartışmalarını okuyarak takip edebilirsiniz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/e1740736/basknn-ksa-tarihi?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/baskinin-kisa-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook’un filmi çekiliyor</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99un-filmi-cekiliyor/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99un-filmi-cekiliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 12:17:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2218</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en popüler sosyal ağı konumundaki Facebook’un kuruluş süreci “The Social Network” filmiyle beyazperdeye aktarılıyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in hayatını konu alan filmin ekim ayında vizyona girmesi bekleniyor. “Seven”, “Fight Club” ve “Zodiac” gibi filmlerin usta ynetmeni David Fincher tarafından yönetilen filmde Mark Zuckenberg’i Jesse Eisenberg oynayacak. Tüm zamanların en yoğun sosyal medya etkisini yaratması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en popüler sosyal ağı konumundaki Facebook’un kuruluş süreci “The Social Network” filmiyle beyazperdeye aktarılıyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in hayatını konu alan filmin ekim ayında vizyona girmesi bekleniyor.</p>
<p>“Seven”, “Fight Club” ve “Zodiac” gibi filmlerin usta ynetmeni David Fincher tarafından yönetilen filmde Mark Zuckenberg’i Jesse Eisenberg oynayacak. Tüm zamanların en yoğun sosyal medya etkisini yaratması öngörülen filmde Eisenberg’in yanı sıra Justin Tiberlake, Andrew Garfield, Rooney Mara, Rashida Jones ve Max Minghella gibi ünlü isimler de yer alacak.</p>
<p>“Birkaç düşman edinmeden 500 milyon arkadaşa ulaşamazsın” temalı Facebook filmi fikrini, yeni çekilmesi planlanan Google filmi takip edecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99un-filmi-cekiliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“İnternet yaşamdır, sansürlenemez!”</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/etkinlik/internet-sansurunu-protesto-yuruyusu/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/etkinlik/internet-sansurunu-protesto-yuruyusu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 11:14:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>
		<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1988</guid>
		<description><![CDATA[İnternet sansürünün kaldırılmasını talep eden yaklaşık 1.000 kişi, “İnternette Sansüre Karşı Ortak Platform” üyelerinin düzenlediği bir protesto yürüyüşüne katıldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet sansürünün kaldırılmasını talep eden yaklaşık 1.000 kişi, <a href="http://www.sansursuzinternet.org.tr/" target="_blank">“İnternette Sansüre Karşı Ortak Platform”</a> üyelerinin düzenlediği bir protesto yürüyüşüne katıldı.</p>
<p>17.07.2010 tarihinde gerçekleştirilen ve Taksim’den İstiklâl Caddesi boyunca Galatasaray’a kadar süren yürüyüşe katılanların sayısı <a href="http://www.elmundo.es/elmundo/2010/07/17/internacional/1279389975.html" target="_blank">yabancı kaynaklarda</a> “1.500’ün üstünde” olarak ifade ediliyor.<span id="more-1988"></span></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_26431.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2643-528x351.jpg" alt="" title="Mustafa Akgül" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1989" /></a></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_26521.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2652-528x351.jpg" alt="" title="Özgür Uçkan" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1991" /></a></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_26501.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2650-528x351.jpg" alt="" title="Taksim Meydanı’nda yürüyüş hazırlıkları" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1990" /></a></p>
<p>Deniz Tan, Ebru Baranseli ve Fırat Yıldız’ın kurucusu oldukları <a href="http://sansuresansur.org/" target="_blank">Sansüresansür</a>’ün 2008 yılı temmuz ayından bu yana gerçekleştirdiği bir dizi eylemle başladığı bilinen Türkiye’deki internet sansürü karşıtı çalışmalar, geçtiğimiz yılın ortalarından itibaren çoğunlukla sosyal medya üzerinden fikir birliği sağlayarak bu çabaları desteklemeye başlayan <a href="http://www.bilisimhukuk.com/2009/09/internet-vatandaslarinin-hak-ve-ozgurluklerini-savunan-yeni-bir-olusum-netdas-hareketi/" target="_blank">Netdaş</a> ve <a href="http://korsanpartisi.org/" target="_blank">Korsan Partisi</a> oluşumu üyeleriyle genişledi ve <a href="http://www.sansurekarsiyuruyus.com/" target="_blank">yürüyüş</a>, <a href="http://www.inetd.org.tr/" target="_blank">iNetD</a> Başkanı Mustafa Akgül, uzman hukukçular, web sitesi yöneticileri ve başka bireysel ve kurumsal inisiyatiflerin katılımlarıyla “İnternette Sansüre Karşı Ortak Platform” başlığıyla 23 Haziran 2010 tarihinde düzenlenen <a href="http://www.sansursuzinternet.org.tr/" target="_blank">bir toplantıda</a> alınan karar çerçevesinde planlanarak eyleme yasal zemin hazırlama görevini üstlenen <a href="http://www.bobiler.org/" target="_blank">bobiler.org</a> yönetiminin hazırlığıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat’ın ev sahipliğiyle, moderatörlüklerini Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyeleri Özgür Uçkan ve Yaman Akdeniz’in yaptığı <a href="http://www.sansursuzinternet.org.tr/" target="_blank">ortak platform toplantısına</a> Dr. Mustafa Akgül ve aralarında Alternatif Bilişim, Sansüre Karşı Ekşi Sözlük Zirvesi, Bobiler, Yeşiller Partisi Korsan Cephesi, Genç Siviller, Linux Kullanıcıları Derneği, Java Teknolojileri ve Programcıları Derneği, İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu, Engelli Web isimli dernek ve grupların da bulunduğu yaklaşık 80 kişi katılmış, EMO, ARI ve Basın Konseyi de mesajlarıyla destek vermişler ve toplantı sonunda <a href="http://www.sansursuzinternet.org.tr/internette-sansure-karsi-ortak-platform-deklarasyonu/" target="_blank">bir deklarasyon</a> açıklanmış, deklarasyonu <a href="http://www.sansursuzinternet.org.tr/internette-sansure-karsi-ortak-platform-deklarasyonu-bireysel-imzalar/" target="_blank">yüzlerce kişi</a> imzalamıştı.</p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_26701.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2670-528x351.jpg" alt="" title="İnternet sansürüne karşı protesto yürüyüşü" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1992" /></a></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_26941.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2694-528x351.jpg" alt="" title="İnternet sansürüne karşı protesto yürüyüşü" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1993" /></a></p>
<p>Yürüyüşe internet sansürüne karşı tepkisini dile getirmek amacıyla katılan internet kullanıcılarının yanı sıra, aynı amaçla bazı web sitelerinin temsilcileri ve başka gruplar da katıldı. Bunlardan bazıları şöyle: ankara.net, bildirgec.org, bobiler.org, engellerikaldir.com, fizy.com, hafif.org, oyungezer.com.tr, inci.sozlukspot.com, istanbul.net, itusozluk.com, izmir.net, komikaze.net, penguen dergisi, seslisozluk.com, sozluk.sourtimes.org, uludagsozluk.com, uzman.tv, tomshardware.com.tr, zargan.com, zaytung.com.</p>
<p>İlgili web sitelerinde de bulunan bu katılımcı listesinin haricinde yürüyüşe bazı ünlü isimler ve katılacakları önceden bilinmeyen kişi ve kurumlardan da katılım olduğu ve destek verildiği izlendi.</p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_27061.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2706-528x351.jpg" alt="" title="İnternet sansürüne karşı protesto yürüyüşü" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1995" /></a></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_27141.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2714-528x351.jpg" alt="" title="İnternet sansürüne karşı protesto yürüyüşü" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1996" /></a></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_27171.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2717-528x351.jpg" alt="" title="İnternet sansürüne karşı protesto yürüyüşü" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1997" /></a></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_27201.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2720-528x351.jpg" alt="" title="İnternet sansürüne karşı protesto yürüyüşü" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1998" /></a></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_27311.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2731-528x351.jpg" alt="" title="İnternet sansürüne karşı protesto yürüyüşü" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1999" /></a></p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_27581.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2758-528x351.jpg" alt="" title="Devlet sansürü sizi gerçeklerden korur etiketi" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-2000" /></a></p>
<p>Galatasaray Lisesi önünde bir basın bildirisinin okunmasıyla sona eren ve herhangi olumsuz bir olayın yaşanmadığı, çevreden izleyenlerin de katıldığı eğlenceli bir havada geçtiği gözlemlenen yürüyüşte <em>“Dur de, dur de, sansürlere dur de!”, “Tüneli açtın, Youtube’u da aç!”, “İnternet yaşamdır, sansürlenemez!”</em> ve <em>“Yükselt, yükselt, sokağın sesini yükselt!”</em> sloganları atıldı, 80’li yıllarda Devekuşu Kabare’nin sahneye koyduğu “Yasaklar” isimli oyunda TRT yasaklarını eleştirirken kullanılan “Minik Kelebek” şarkısı söylendi.</p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_27651.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2765-528x351.jpg" alt="" title="Yürüyüşün ardından bir basın bildirisi okundu" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-2001" /></a></p>
<p>Yürüyüşün sonunda okunan bildiri şöyle:</p>
<blockquote><p>“İnternet; hiyerarşisi olmayan, tam katılımcı bir demokrasi ütopyasının mümkün olabileceğinin müjdesidir. Bizler, internet kullanıcıları olarak; Bilgi Çağına uymayan hukuk kurallarını kabul etmiyoruz. Devlet kurumları tarafından son zamanlarda izlenen Internet politikasının sansür olduğunu biliyoruz. 5651 sayılı kanun ile zapturapt altına alamadıkları internet kullanımını hukuk dışı keyﬁ uygulamalarla kontrol etmeye çalışan zihniyeti artık kabul etmek istemiyoruz!</p>
<p>Kendimizi özgürce ifade ettiğimiz platformlar bir bir kapatılıyor. Bizler, 6.000’den fazla web sitesi erişime engellenmişken, ve bu sayı günden güne artarken artık susmayacağız. Temel hak ve özgürlüklerimize müdahale niteliğindeki uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağız.</p>
<p>Bizler, vatandaşların ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı engellenemez düsturuyla internette biraraya geldik. Çözümü şimdi sokakta arıyoruz. Yetkililerin geçtiğimiz ay içinde keyﬁ sansür uygulamaları ile kamuoyunu yanlış bilgilendirmesini ve Türk Internet Sansür Sistemi’nin altyapısını oluşturan 5651 Sayılı Kanunu, ve suç işleyenlerden ziyade tüm Internet kullanıcılarını cezalandıran bu sistemi protesto etmek, vatandaşlara hukuka aykırı uygulamaları anlatmak ve gerçeklerle buluşmak için 17 Temmuz Cumartesi günü Taksim Meydanı’ndan Galatasaray Meydanı’na yürüdük. Şimdi, kamuoyu huzurunda sansürsüz internet istiyoruz!”</p></blockquote>
<p>Yürüyüşe yerli ve yabancı basının ilgisi beklenenin üzerinde oldu. Yürüyüş ulusal televizyon kanallarının çoğunda haber olurken, ertesi gün yayımlanan gazetelerde de habere “Özgür internet yürüyüşü”, “Özgür internete bin adım”, “İnternetime dokunma”, “İnternette sansüre isyan” gibi başlıklar altında yer verildi.</p>
<p><a href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_27001.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/DSC_2700-528x351.jpg" alt="" title="Kortejle birlikte yürürken sunum kaydeden yabancı kanal mensubu" width="528" height="351" class="alignnone size-large wp-image-1994" /></a></p>
<p>Yürüyüş esnasında ve sonrasında protesto eylemine katılan veya katılmayan bazı internet kullanıcıları, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Twitter üzerinden “Cumhurbaşkanım Biz Taksim’deyiz. Siz neredesiniz?” içerikli ‘twit’ler gönderdi.</p>
<p>Resmi rakamların açıklanmaması nedeniyle “6 binin üzerinde” şeklinde bir sayıyla ifade edilebilen yasaklı web siteleri üzerindeki erişim engellemelerinin bilinen gerekçeleri, 5651 sayılı yasa hakkında genel içerik, Youtube engellemesi, Google kesintisi ve telif haklarıyla ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler, Sansürsüzinternet.org.tr sitesindeki <a href="http://www.sansursuzinternet.org.tr/internet-sansuru-hakkinda-baglantilar/" target="_blank">“İnternet Sansürü Hakkında Bağlantılar”</a> başlıklı sayfadan faydalanabiliyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/c563da96/internet-yasamdr-sansurlenemez?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/katilizor/c6ee8376/gennaration-internet-sansurunu-protesto?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/etkinlik/internet-sansurunu-protesto-yuruyusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Bazı hakları saklıdır”</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/bazi-haklari-saklidir/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/bazi-haklari-saklidir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 10:20:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1842</guid>
		<description><![CDATA[İnternette ve daha önce başka mecralarda sıkça karşılaştığımız bir ifadedir, “Tüm hakları saklıdır.” Yaklaşık on yıldır buna benzeyen ama ilk önceleri şaka gibi algılanmış bir ifadeye daha rastlamaya başladı internet kullanıcıları: “Bazı hakları saklıdır.”

Bir eserin “bazı” haklarının saklı olması ne demek? İşte bu soru, Creative Commons organizasyonunun birbirinden farklı lisans sözleşmelerinde buluyor cevabını.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternette ve daha önce başka mecralarda sıkça karşılaştığımız bir ifadedir, “Tüm hakları saklıdır.” Yaklaşık on yıldır buna benzeyen ama ilk önceleri şaka gibi algılanmış bir ifadeye daha rastlamaya başladı internet kullanıcıları: “Bazı hakları saklıdır.”</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/cc-yazisi1.gif" alt="" title="Creative Commons" width="528" height="445" class="alignnone size-full wp-image-1890" /></p>
<p>Bir eserin “bazı” haklarının saklı olması ne demek? İşte bu soru, Creative Commons organizasyonunun birbirinden farklı lisans sözleşmelerinde buluyor cevabını. “Bazı hakların” saklı olması, sözleşmelerde belirtilen diğer koşulların da sağlanmış olması şartıyla, esere ve eser sahibine yüklenemeyecek kötüye kullanımlar ve ticari kullanımlar haricindeki, gerek bireysel, gerekse kurumsal kullanımların ve paylaşmaların özgürce yapılabileceği, karşılığında eser sahibince herhangi bir bedel talep edilmeyeceği anlamını taşıyor. Creative Commons, zaten telif ücretlendirmesiyle değil, eserin kime ait olduğuyla ve eser sahibinin eserinin hangi koşullar çerçevesinde kullanılabileceğine dair tercihleriyle ilgileniyor; özgür paylaşımın sınırlarını açıkça belirterek eserlerin dünya çapında paylaşıma açılabilmesi için herkesçe benimsenmesine çalışılan güvenli ve yasal bir zemin oluşturuyor.<span id="more-1842"></span></p>
<p>Vikipedi’de Creative Commons, şöyle tanımlanıyor: “Creative Commons (kısaca CC), kâr amacı gütmeyen, telif hakları alanında esneklik ve paylaşımı yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş bir düşünce hareketi ve organizasyonudur.”</p>
<p>CC, 2001 yılında Center for the Public Domain kuruluşunun desteğiyle başlayan ve aralarında fikri mülkiyet konusunda uzmanlar, hukukçular ve sanatçıların da bulunduğu bir grup tarafından kurulmuş. Başlıca amacı sanatçılara ve genel olarak tüm eser sahiplerine, yasaların kendilerine tanıdığı kimi hakları kamuyla paylaşabilmelerine olanak sağlayan, özel olarak hazırlanmış telif lisansı sözleşmeleri önermek.</p>
<p>Creative Commons tarafından hazırlanarak üye ülkelerdeki temsilci kuruluşlarca ilgili hukuka göre uyarlanan bu sözleşmelerin, özellikle dijital platformda eserlerin izinsiz kopyalanması konusunda yaşanan hukuki kaosa değişik bir bakış açısıyla yaklaştığı söyleniyor.</p>
<p>Vikipedi’deki ilgili maddenin devamı şöyle: “Sahibi tarafından Creative Commons Lisans Sözleşmesi altında kamuya açılan eserler, ticaret dışı amaçlar için kullanımı destekleyerek internet’in alışveriş kanalı yerine, gerçek bir bilgiye erişim platformu haline gelebilmesi yönünde tamamen bağımsız ve gönüllü katkı anlamına gelmektedir. (&#8230;) Creative Commons, gelişmiş batı ülkelerinin yanı sıra Ürdün, Meksika ve İsrail’in de aralarında bulunduğu kırka yakın ülkede faaliyettedir. Türkiye’de hazırlık aşamaları Bilgi Üniversitesi bünyesinde devam etmektedir.”</p>
<p>Ülkemizde şimdiye değin Türkçeleştirme çalışmaları haricinde bu konuda bir ilerleme sağlanabilmiş değil. CC’nin ülkemizde de geçerli olabilmesi için hazırlanmış hukuki bir altyapı veya ilgili yasalarla bir eşgüdüm bulunmuyor. Diğer ülkelerde, sistemi benimseyen ve kullanan sanatçılarla birlikte renkli kampanyalar ve eğlenceler düzenleniyor, sanatçı ve eser sahiplerinden ilgi büyük ve sadece internetle sınırlı olmadığı gözlemleniyor.</p>
<p>Konu hakkında bilgisine başvurduğumuz uzmanlardan Erdem Dilbaz şunları söylüyor: “Mesela müzisyensin diyelim, albümünü CC lisanslarıyla lisanslamak istiyorsun. Bir kere hiçbir prodüktör bu lisansları tercih etmez. Çünkü müzik sektörünün geleneksel yapısı sınırsız dağıtım, basım ve çoğaltım haklarını elinde bulundurmadan iş yapmak istemez. Bir de sen CC lisansını yazdın ya da kendi iradenle dedin ki ‘5 yıl sonra bu parçaların telifi kalkacak, isteyen istediğini yapsın.’ O zaman da olmuyor, çünkü 5846&#8242;daki maddelere ters düşüyor, aslen sanatçının talebini karşılamıyor. Zaten o yasa da sanatçıyı kısmen, prodüktörü resmen koruyor.”</p>
<p>Ülkemizde uzmanlar ve bazı ‘blogger’larla, özellikle “açık kaynak” savunucuları haricinde CC’yi bilen az. Konuyu bilenlerin dahi lisans açıklamalarının anlamları söz konusu olduğunda, zaman zaman kafa karışıklığına uğradıkları bir gerçek. Bu lisans sisteminde lisans koşulları, bunları tanımlayan başlıkların baş harfleri ve bazı simgeler kullanılarak tarif ediliyor. “Eser sahibi” (by), “ticari kullanılmaz” (Non-commercial), “türevi olmaz” (Non-derivative) başlıklarını temsil eden harfler bunlardan bazıları. Bu harf kısaltmalarının haricinde başka simgeler de mevcut ve tüm bunların kullanılması sayesinde, eserin telif hakları bilgisi bir bakışta verilebiliyor.</p>
<p>Türkiye’deki Creative Commons sözleşme ve uygulamalarının sadece yabancı ülkelerdeki kullanıcılarla, konuyu bilen ve destek verenler nezdinde dikkate alınan ve aykırı kullanımlara karşı sadece bu kesim üzerinde caydırıcılığı bulunan birer gönüllü duyarlılık örneği olduklarını söylemek mümkün.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hangi Creative Commons işareti hangi anlama geliyor</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://wiki.creativecommons.org/Documentation">Creative Commons Wiki</a></li>
<li><a href="http://wiki.creativecommons.org/Marking/Creators">Lisans işaretleme araçları</a></li>
<li><a href="http://creativecommons.org/choose/”>Lisans belirleme sihirbazı</a></li>
<li><a href="http://creativecommons.org.au/marking/examples">Lisans işaretleme örnekleri (CC Avustralya)</a></li>
</ul>
<p><strong>Konuyla ilgili diğer bağlantılar</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://creativecommons.org/">Creative Commons</a></li>
<li><a href="http://tr.creativecommons.org/">CC-Türkiye</a></li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons">Vikipedi Creative Commons maddesi</a></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/f5813f43/baz-haklar-sakldr?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/netdas/1a6d0fef/gennaration-baz-haklar-sakldr?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/bazi-haklari-saklidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olur, olur, bal gibi olur</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/olur-olur-bal-gibi-olur/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/olur-olur-bal-gibi-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 07:25:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1830</guid>
		<description><![CDATA[Reklam dünyasına bu ay yeni bir isim katıldı: 8 Temmuz’da “Reklamın iyisi kötüsü olur.” sloganıyla yayın hayatına başlayan ‘reklamazzi.com’. Televizyon filmlerinden reklam filmlerine, gazetelerden internet sitelerine, şirketlerden kampanyalara kadar oldukça geniş bir yelpazede haberler sunmayı amaçlayan reklamazzi sitesi, markaların ve reklam ajanslarının gündemlerinden de çeşitli gelişmelerine yer veriyor. Kendi deyimleriyle, ‘reklamın iyisinin, kötüsünün olacağını cemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/reklamazzi1.jpg" alt="" title="reklamazzi" width="220" height="85" class="alignnone size-full wp-image-1900" /></p>
<p>Reklam dünyasına bu ay yeni bir isim katıldı: 8 Temmuz’da “Reklamın iyisi kötüsü olur.” sloganıyla yayın hayatına başlayan ‘reklamazzi.com’.</p>
<p>Televizyon filmlerinden reklam filmlerine, gazetelerden internet sitelerine, şirketlerden kampanyalara kadar oldukça geniş bir yelpazede haberler sunmayı amaçlayan reklamazzi sitesi, markaların ve reklam ajanslarının gündemlerinden de çeşitli gelişmelerine yer veriyor.</p>
<p>Kendi deyimleriyle, ‘reklamın iyisinin, kötüsünün olacağını cemi cümleye göstermek’ misyonuyla yola çıkan reklamazzi’de ayrıca gazete ve dergilerin haftalık tiraj bilgilerine de ulaşılabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/olur-olur-bal-gibi-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Google engelleme(me)si</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/google-engellememesi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/google-engellememesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 11:34:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1662</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye, Google servisleri engellemesi haberini bazı internet servis sağlayıcıların aldıkları TİB talimatını müşterilerine “Aksaklık yaşanabilir.” uyarısıyla iletmesi ve Anadolu Ajansı’nın bunu duyurması üzerine, 4 Haziran’dan itibaren öğrendi. AA’nın haberinde İSS’lerin kullanıcılarını “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan iletilen engelleme kararı sebebi ile Google’a ait bazı IP’lere hukuksal nedenlerden dolayı erişim engellenecektir. Erişimi engellenen IP’ler dolayısıyla, Google’ın bazı uygulamalarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Google servisleri engellemesi haberini bazı internet servis sağlayıcıların aldıkları TİB talimatını müşterilerine “Aksaklık yaşanabilir.” uyarısıyla iletmesi ve Anadolu Ajansı’nın bunu duyurması üzerine, 4 Haziran’dan itibaren öğrendi. AA’nın haberinde İSS’lerin kullanıcılarını “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan iletilen engelleme kararı sebebi ile Google’a ait bazı IP’lere hukuksal nedenlerden dolayı erişim engellenecektir. Erişimi engellenen IP’ler dolayısıyla, Google’ın bazı uygulamalarına erişememe ya da yavaşlık yaşanması beklenmektedir.” şeklinde uyardığı dikkati çekti.</p>
<p>İnternet kullanıcıları, bazı Google servislerinin kullanılamaz hale gelmesine yol açan IP bazlı engellemeyi 1 Haziran gecesinden itibaren hissetmeye başladı; ancak bunun genellikle diğer teknolojik aksaklıklara yorulduğu gözlemlendi. TİB’in (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) bu gibi uygulamaları devreye aldığında kamuoyuna duyurmakta geciktiği veya hiç duyurmadığını belirten bazı internet kullanıcılarının ve aktivistlerin, olağanüstü bir durum yaşandığı konusunda mutabakat sağlayarak birer ikişer tepki göstermeye ve konuyu araştırmaya başladıkları görüldü.<span id="more-1662"></span></p>
<p>İnterneti yoğun olarak kullanan veya işlerini internet üzerinden yürüten bazı kullanıcılar durumu yeni bir sansür olayı şeklinde değerlendirince asıl gürültü koptu. Tepkisini ortaya koyanların konuyu sosyal ağlarda tartışırken Twitter üzerinden de <a href="http://twitter.com/#search?q=%23TurkeyCensorGoogle">#TurkeyCensorGoogle</a> ‘Hashtag’ıyla yaymaya başladıkları izlendi. İnternet sansürüne karşı oluşumlar web sitelerinden tepkilerini <a href="http://bit.ly/cT6eca">dile getirdiler</a>. Konu bazı televizyon programlarına, gazetelere, radyolara taşındı; yabancı web sitelerinde <a href="http://bit.ly/cT9Ehs">haberler çıktı</a>, İsveç Korsan Partisi Türkiye’de Google servislerinin engellenmesini <a href="http://bit.ly/9fjZIX">bir bildiri ile</a> kınadı, bazı dijital ajanslar <a href="http://bit.ly/b8bE2i">ortak bir bildiri</a> yayımladı. Bu bildiride şöyle denildi:</p>
<p>“Dünyayla rekabet için dünyayla iletişim kurabilmeli ve ona meydan okuyabilmeliyiz. Bir başka deyişle, kısıtlanmadan iletişim kurabilmeli ve dünyayla haberleşebilmeliyiz. Dünyadaki gelişmeleri izleyebilmeli, anlamalı ve gereğinde hamlemizi yapabilmeliyiz. Bu doğrultuda, artık interneti kısıtlamalar olmadan kullanabilmek istiyoruz. Uluslararası arenada daha iyi sonuçlar elde etmek için, ülkemizin bunu hak ettiğine inanıyoruz.”</p>
<p>Yoğun kamuoyu tepkisi üzerine TİB bir açıklama yaptı. Açıklamada kısaca şöyle denildi: “Tarafımızca tesis edilen işlem, kamuoyunun yoğun gündemini oluşturan internet adresleriyle ilgili olmayıp, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05/05/2008 tarihli ve 2008/402 no’lu kararı gereği erişimi engelli olan, Youtube.com internet adresine ilişkin IP adreslerinin güncellemesinden ibarettir.” (&#8230;) “Sonuç olarak Youtube.com’a erişim amacıyla kullanılan ve tarafımızca engelleme tedbiri kapsamında güncellenen IP adreslerinin arkasında farklı şirketlere ait alan adı veya çeşitli hizmetlerin barındırılması bu şirketlerin kendi tercihleri ve sorumluluklarındadır. Dolayısıyla bu hizmetlerden yararlanan internet kullanıcılarının mağduriyetinin çözümü bahse konu hizmetleri sunan şirketlerin elinde bulunmaktadır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”</p>
<p>Gelişmeler üzerine İNETD (İnternet Teknolojileri Derneği) Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül ise kendi blogundan <a href="http://bit.ly/9KH8jU">şu görüşleri</a> dile getirdi:</p>
<p>“TİB bu hafta başında internet yasaklarının uygulamasında 2 yıllık uygulamasını değiştirerek, Türk internet kullanıcılarına daha çok zarar verecek bir uygulamaya geçti. Kamuoyunu haberdar etme, planlama aşamaları atlanarak hızla uygulanan IP temelli yasaklama ile çok büyük bir haksızlığa ve karışıklığa sebep oldu. Türkiye Youtube’daki 5 adet sakıncalı bulunan video nedeniyle, Google’ın önemli servislerinde yavaşlama ve erişim engellemesine sebep oldu ve olmaya devam ediyor.</p>
<p>Bilindiği gibi, bir IP numarası bir apartman ve iş merkezi gibi pek çok evi ya da dükkanı barındırır. Alan adı bir iş merkezindeki tek tek dükkanlara erişime imkan verir. Bir URL ise tek tek dükkanlardaki nesnelere erişimi sağlar. Beş videoyu yasaklamak için pek çok alış merkezini yasaklamak, pire için yorgan yakmanın çok ötesiden pire için ev yakmaktır.</p>
<p>Yasakların bu şekilde uygulaması, interneti anlamayan bir bakış açısının, hukukun temel ilkelerini çiğneyerek, Türkiye’ye zarar vermesiyle sonuçlanacaktır. Bu yasaklar, Türkiye internetini geliştirmeyecek, Türk iş dünyasına ve internet sektörüne zarar verecektir. Bu ifade özgürlüğüne, eğitim özgürlüğüne, iş yapma özgürlüğüne verilmiş bir zarardır. Bu yurttaşa güvenmeyen bir bakışın yansımasıdır.”</p>
<p>Mustafa Akgül haricinde başka akademisyenlerden de tepkiler geldi ve hukuki girişimler başlatıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, konuyla ilgili kurumlara “kullanıcı sıfatı” ile itiraz dilekçesi verdiler. Dilekçeler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) İnternet Daire Başkanlığı’na sunuldu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, süreç yaşanırken erişim engellemesine tepkisini Twitter hesabından şu üç mesajla bildirdi: “Türkiye’nin Youtube’u yasaklayan, Google’a erişimi engelleyen ülke kategorisinde olmasını tasvip etmem. Bu konuda yasal yollar bulunmalı.”, “Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Bu tür yasaklar dünyayla bütünleşmeyi engeller.”, “Üniversitelerin de bilime erişimi bu yollarla olacak. Bu tür yasakları sakıncalı görüyorum.” Abdullah Gül’ün görüşleri daha geniş olarak Cumhurbaşkanlığı web sitesinden de <a href="http://bit.ly/9UJIro">duyuruldu</a>.</p>
<p>Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise katıldığı bir toplantıda konuyu hatırlatan gazetecilere şu açıklamayı yaptı: “Biz de Sayın Cumhurbaşkan’ımızın, Başbakan’ımızın dediği gibi sitelerin yasak olmamasını diliyoruz. Ama bu, tamamen yargıyla ilgili bir konudur. Bakanlığımızın bu yasakla doğrudan, dolaylı hiçbir dahli yoktur.”</p>
<p>Bazı yorumcular bunun bir sansür olmadığını, hesaplanan vergi borcunun tahsilatının sağlanabilmesi için doğal bir şartlı refleks olduğunu savunurlarken, bilişim uzmanları ve hukukçular uygulamanın sansüre eşdeğer sonuçlara yol açtığını, halen uluslararası hukukta tartışılmaya devam eden internet ekonomisiyle ilgili sorunların devletlerin tek taraflı uygulamalarıyla çözülemeyeceğini, Türkiye’de 5651 sayılı kanunla site kapatma davalarına temel teşkil eden katalog suçlarında dahi yer almayan edimlerin bu gibi hukuk dışı uygulamalarla aşılmak istenmesinin tehlikeli sonuçlara yol açabileceğine işaret ediyorlar.</p>
<p>Turk.internet.com’un 10 Haziran tarihli haberine göre ise oluşan bu karmaşa sona ermiş durumda. <a href="http://bit.ly/bpE7wM">Haberde</a> şöyle deniyor: “Artık Google’ın tüm uygulamalarına sorunsuz ulaşılabiliyor. Ancak YouTube’daki sorun yaratan Atatürk videosu hala kaldırılmadığı için YouTube’a erişim engellemesi devam ediyor.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ekşi Sözlük kurucusu Sedat Kapanoğlu’nun yeniden gündeme gelen yazısı</strong><br />
<img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/06/biz-suclu-degiliz_ssg1.gif" alt="" title="Biz suçlu değiliz" width="528" height="772" class="alignnone size-full wp-image-1703" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/98185db2/google-engelleme-me-si?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/google-engellememesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyaz Saray’a Twitter danışmanı</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/beyaz-saraya-twitter-danismani/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/beyaz-saraya-twitter-danismani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 09:40:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1678</guid>
		<description><![CDATA[Modern dünyanın en büyük sosyal ağlarından biri haline gelen Twitter, şimdi de Beyaz Saray’da politikaya atılıyor. Beyaz Saray’a, meclis üyelerinin takıldıkları her konu hakkında yardım almalarını sağlayacak bir sistem getiriliyor. Twitter’ın atayacağı özel bir temsilci, politikacılara tivit yapma taktikleri ve yeni stratejiler geliştirmeleri konusunda destek sağlayacak. Twitter’ın insanlara, bilgileri serbestçe paylaşma olanağı tanıması, siteyi politikacılar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern dünyanın en büyük sosyal ağlarından biri haline gelen Twitter, şimdi de Beyaz Saray’da politikaya atılıyor. Beyaz Saray’a, meclis üyelerinin takıldıkları her konu hakkında yardım almalarını sağlayacak bir sistem getiriliyor. Twitter’ın atayacağı özel bir temsilci, politikacılara tivit yapma taktikleri ve yeni stratejiler geliştirmeleri konusunda destek sağlayacak. Twitter’ın insanlara, bilgileri serbestçe paylaşma olanağı tanıması, siteyi politikacılar arasında da cazip bir medya iletişim aracı haline getirdi. T.C. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de geçtiğimiz aydan itibaren Twitter’da hesap açarak tivitlemeye başlamıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/beyaz-saraya-twitter-danismani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk’ün internetle imtihanı</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/turkun-internetle-imtihani/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/turkun-internetle-imtihani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 12:50:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1440</guid>
		<description><![CDATA[Ne tüketici ne de medya değerini ölçmediğimiz internetimiz artık “ölçülebilir” medya olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Daha önce pek çok pazarlamacı ve reklamcının varlığını bilmediği bir kuruluş olan EIAA (European Interactive Advertising Association) yani Avrupa İnteraktif Reklamcılık Birliği, 27 Nisan’da birden yanı başımızda biterek Microsoft ile birlikte internet ve çevrimiçi reklamcılık nezdinde tüketici verilerini Türkiye pazarı ile paylaştı. Türk kullanıcı “İnternetimden vazgeçmem.” diyor. EIAA’nın en son Mediascope Europe araştırması, Türkiye’de 16 yaş üstündeki 18.2 milyon kişinin her hafta düzenli olarak internet kullandığını ortaya koyuyor. İnternetin Türk tüketiciler üzerindeki etkisinin hızla arttığına dikkat çeken araştırma Türk halkının üçte birini kapsayan haftalık internet kullanımına ilişkin bulguları ile ajanslara ve reklamverenlere çarpıcı veriler sunuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne tüketici ne de medya değerini ölçmediğimiz internetimiz artık “ölçülebilir” medya olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Daha önce pek çok pazarlamacı ve reklamcının varlığını bilmediği bir kuruluş olan EIAA (European Interactive Advertising Association) yani Avrupa İnteraktif Reklamcılık Birliği, 27 Nisan’da birden yanı başımızda biterek Microsoft ile birlikte internet ve çevrimiçi reklamcılık nezdinde tüketici verilerini Türkiye pazarı ile paylaştı.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/05/turkun-internetle1.gif" alt="" title="turkun-internetle" width="528" height="528" class="alignnone size-full wp-image-1513" /></p>
<p>Toplantıda, telefonla görüşme ve online anket yöntemleri kullanılarak Avrupa çapında 23.500 katılımcı ile gerçekleştirilen Mediascope Europe 2010 araştırmasının Türkiye sonuçları açıklandı.</p>
<p>Türk kullanıcı “İnternetimden vazgeçmem.” diyor.<span id="more-1440"></span></p>
<p>EIAA’nın en son Mediascope Europe araştırması, Türkiye’de 16 yaş üstündeki 18.2 milyon kişinin her hafta düzenli olarak internet kullandığını ortaya koyuyor. İnternetin Türk tüketiciler üzerindeki etkisinin hızla arttığına dikkat çeken araştırma Türk halkının üçte birini kapsayan haftalık internet kullanımına ilişkin bulguları ile ajanslara ve reklamverenlere çarpıcı veriler sunuyor.</p>
<p>İlk kez Avrupa genelinde 10 ülkede 2004 yılında düzenlenen Mediascope Europe araştırması, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Belçika, Hollanda, Danimarka, Norveç, İsveç, Polonya, Portekiz, Rusya, İsviçre ve Türkiye’de internetin yanı sıra, Radyo, TV, Mobil, Dergi ve Gazete gibi mecraların tüketimini ve tüketim alışkanlıklarındaki değişim trendlerini gözler önüne seriyor. Kasım 2009 tarihli araştırma, Türkiye’de internet kullanımına yönelik çarpıcı bilgiler içeriyor.</p>
<p>Türkiye’de internet kullanıcıları her hafta 10 saatini online yaşıyor ve yaklaşık her dört kullanıcıdan biri için internet başında geçen süre 16 saati buluyor. Türkiye’de insanların büyük bir bölümü gazeteleri internet ortamından izliyor. Online gazete okumaya haftada 4,4 saat ayıran kullanıcılar internette ortalama 4,2 saat de dergi okuyor.</p>
<p>Her Türk internet kullanıcısından 6’sı haftanın her günü internete erişirken, bu ortalamanın Avrupa genelinin de üstünde olduğu anlaşılıyor. Avrupa’da bireylerin internete erişim ortalaması % 53 seviyesinde kalırken Türkiye’deki internet kullanıcılarının % 35’i internet olmadan yaşayamayacaklarını ifade ediyor.</p>
<p>Türk internet kullanıcıları açısından en çok kullanılan web uygulamaları sıralamasına baktığımızda e-posta kullanımı % 57 ile ilk sırada yer alırken, film, TV ve video izlemek % 39 ile ikinci sırada geliyor. Sanal topluluk siteleri üzerinden iletişim kurmak % 38, ürün ve hizmet karşılaştırma veya inceleme sitelerini izlemek % 34 oranları ile kullanıcıların sevdiği etkinlikler olarak öne çıkıyor. Bu durum internetin Türk kullanıcısı için ne kadar popüler bir eğlence aracı olduğunu ve iletişimde nasıl bir rol oynadığını da kanıtlıyor.</p>
<p>Türkiye’deki internet kullanıcılarının % 80’i bu uygulamalardan en az birini kullanmamayı hayal edemeyeceğini söylerken % 54’ü ise e-postasız bir yaşamın mümkün olamayacağını ifade ediyor.</p>
<p>Genişbant internet kullanıcılarının toplam kullanıcı içindeki payı % 64’ü bulurken, bu kesimin % 57’si iletişimini kablosuz ağlar üzerinden sağlıyor. Türkler bu oran ile de Avrupa ortalamasının üzerinde bir performans sergiliyorlar. Avrupa’daki genişbant kullanımında kablosuz internet kullanımının oranı % 52 düzeyinde seyrediyor.</p>
<p>Kullanıcıların yarısından fazlası (% 53) interneti arkadaşları ve yakınlarıyla temasta kalmak için kullandıklarını açıklarken, % 44’ü finansal ihtiyaçlarını internetle daha iyi yönetebileceklerini, % 41’i ürün ve hizmet seçiminde interneti kullandıklarını ve % 38’i de çevre ile ilgili konuları web üzerinden takip ettiklerini söylüyor.</p>
<p>Türk internet kullanıcılarının % 49’u haber, % 37’si emlak, % 34’ü banka ve finans, % 32’si fiyat karşılaştırması, % 32’si kişisel bakım ve % 31’i ise giyim ve moda sitelerini daha çok takip ettiklerini açıklıyor.</p>
<p>Ürün ve hizmetleri incelemek için internete başvuranların % 47’si fiyat karşılaştırma sitelerinin önemli bir bilgi kaynağı olduğu kanısında. Bu kullanıcıların % 39’u internetteki ortamdaki müşteri görüşlerini dikkate alırken, % 38’i uzmanlık içeren online araştırmaları ve web sitelerini izliyor, % 25’i ise iyi bilinen perakendecilerin web sitelerinden bilgi alıyor. Dolayısıyla Türk kullanıcısının satın alma kararlarında internetin ağırlığı giderek artıyor.</p>
<p>Türk kullanıcıların üçte ikisi (% 66) internette araştırma yaptıktan sonra satın alma kararını değiştirebiliyor. Bu davranış biçiminin Avrupa ortalaması % 55 düzeyinde kalıyor.</p>
<p>Türkiye’deki internet kullanıcılarının % 91’i online alış veriş yapıyor. Altı ayda ortalama 15 ürüne para harcayan tüketiciler bu ürünler için toplam 623 Euro harcıyor.</p>
<p>Mediascope araştırması Türk internet kullanıcıları online ortamdaki satın alma kararlarını % 52 ile online seyahat bileti, % 49 ile elektrikli cihazlar, % 43 ile giyim eşyası, % 36 ile müzik indirmek ve yine % 36 ile kitap satın almak için kullandığını gösteriyor.</p>
<p>EIAA Başkanı Alison Fennah ve Microsoft Türkiye Tüketici &#038; İnternet Servisleri Genel Müdürü  Ebru Çapa yukarıdaki verileri ve internetin gelişimini şu maddelerle özetledi:</p>
<p>Günümüzde PC, dizüstü, mobil cihazlar ve oyun konsolları üzerinden erişilen internet, bireylere 7 gün 24 saat eğlenceye ve bilgiye ulaşma olanağı sunuyor. İnternet bu haliyle markaların keşfetmesini ve sayısı artan çok sayıda etkileşimli platformun pazarlama hedefleri doğrultusunda birleştirilmesini gerektiren zorlayıcı bir vaka olarak karşımızda duruyor.</p>
<p>Günümüzde medya tüketiminin tarzı, pazarlamacıların, tüketici ile daha etkin ve verimli iletişim kurabilecekleri çoklu platform stratejilerini geliştirmeleri ve böylece yatırımların geri dönüş oranlarını (ROI) artırabileceklerini gösteriyor. Aslına bakarsanız, medya tüketimi alışkanlıklarının bu yeni çağı, pazarlama uzmanlarının tüketicilere ulaşmak, onlarla bağ kurabilmek ve böylece karlılığı yükseltebilmek için, çoklu platform stratejileri geliştirmeleri gerektiğini gösteriyor. Bu da şu anlama geliyor; toplumun tüm kesimlerine ulaşılmak isteniyorsa, medya kullanımı konusunda karar verirken sadece konvensiyonel değil dijital mecralar da dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Araştırma genişbant kullanımında ve kablosuz internet erişiminde Avrupa’dan daha iyi konumda olduğumuzu gösterirken, internete erişim açısından da Türk’ler Avrupalı’lara oranla daha aktif bir tüketici topluluğu oluşturuyor.</p>
<p>Türk tüketiciler artık tek bir ekranda vakit geçirmiyorlar. Aynı anda iki veya üç ekranı birden takip ediyorlar ve birçok farklı cihazdan internete ulaşabiliyorlar. Özellikle 3G kullanımının artması ile mobil telefonlardan erişimin artacağını görmeye başlayacağız. e-marketer’a göre dünyada 3G kullanımı 2009’da %11 iken bu oran 2013’te %28’e yükselecek. Bu nedenle reklamverenlerin, ölçülebilirlik, esneklik ve daha odaklı mesaj iletebilme gibi avantajları nedeniyle hızla online mecralara kaydığını gözlemliyoruz.</p>
<p>Ekonominin yeni döneminde online hizmetler, online reklamcılık ve dijital pazarlama açısından Türkiye için büyük bir oyun alanı açılacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/turkun-internetle-imtihani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet artık kendi ünlülerini yaratıyor</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/internet-artik-kendi-unlulerini-yaratiyor/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/internet-artik-kendi-unlulerini-yaratiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 12:47:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1442</guid>
		<description><![CDATA[Sanal dünya; aniden ensesinde yüzlerce kişinin soluğunu hissedip, bunu kimi zaman şaşkınlıkla, kimi zaman ürpertiyle, çoğu zaman elbette memnuniyetle karşılayan kahramanlarını var etti. Bir yanda, enformasyonun hızı, güvenilirlik, gerçeklik, sunilik tartışmaları sürerken, bu yeni düzen onları beklemeyi değil, tabiatına uyanı, bir an önce harekete geçmeyi seçti.

Görücü usulünün bir başka versiyonuyla çevreler kuruldu, bunlar bir tür kabile anlayışıyla ortak fikirleri, beğenileri, değerleri bir araya getirdi. Dışarıda herhangi bir mekanda çok daha fazla çaba ve zaman harcanarak oluşturulacak bağlar; eskisi gibi vakti olmayan insanlar için daha basit ve sonuca kısa yoldan ulaşılabilir hale geldi. Çalıştıkça kazanan, kazandıkça özgürleşen, özgürleştikçe yalnızlaşan bireyler; her ilişki modeli için sahip oldukları kriterlere göre aradıklarını bir kerede rahatlıkla buluyor artık. Hayranlık ve akabinde şöhret gereksinimi de gidişatın kaçınılmaz aşaması olarak hayatlarda yerini aldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Star Gazetesi’nin 9 Mayıs 2010 tarihli Pazar ekinde yayınlanan ‘Yüzlerce kişiye şakıyorlar’ başlıklı haberde, sosyal paylaşım sitesi Twitter’ın beğeniler, yorumlar ve takipler zincirinde yarattığı internet aktör ve aktrislerinin meseleyi anlatan ifadelerine yer verilmiş.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/05/internetin-unluleri1.jpg" alt="" title="internetin-unluleri" width="528" height="534" class="alignnone size-full wp-image-1511" /></p>
<p>Sanal dünya; aniden ensesinde yüzlerce kişinin soluğunu hissedip, bunu kimi zaman şaşkınlıkla, kimi zaman ürpertiyle, çoğu zaman elbette memnuniyetle karşılayan kahramanlarını var etti. Bir yanda, enformasyonun hızı, güvenilirlik, gerçeklik, sunilik tartışmaları sürerken, bu yeni düzen onları beklemeyi değil, tabiatına uyanı, bir an önce harekete geçmeyi seçti.<span id="more-1442"></span></p>
<p>Görücü usulünün bir başka versiyonuyla çevreler kuruldu, bunlar bir tür kabile anlayışıyla ortak fikirleri, beğenileri, değerleri bir araya getirdi. Dışarıda herhangi bir mekanda çok daha fazla çaba ve zaman harcanarak oluşturulacak bağlar; eskisi gibi vakti olmayan insanlar için daha basit ve sonuca kısa yoldan ulaşılabilir hale geldi. Çalıştıkça kazanan, kazandıkça özgürleşen, özgürleştikçe yalnızlaşan bireyler; her ilişki modeli için sahip oldukları kriterlere göre aradıklarını bir kerede rahatlıkla buluyor artık. Hayranlık ve akabinde şöhret gereksinimi de gidişatın kaçınılmaz aşaması olarak hayatlarda yerini aldı.</p>
<p>Yarattığı karakteri istikrarlı biçimde yaşatan ve ona gerçekten inanıp, başkalarını da inandırabilen, yani reklamını iyi yapabilen herkesin bir gün 15 ‘like’lığına ünlü olma ihtimali gittikçe kuvvetleniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/internet-artik-kendi-unlulerini-yaratiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal mecra birbirini tetikleyen halkalar gibidir</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/sosyal-mecra-birbirini-tetikleyen-halkalar-gibidir/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/sosyal-mecra-birbirini-tetikleyen-halkalar-gibidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 12:44:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1445</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal medyada yankı uyandıran “Yakup Abi” projesiyle ilgili olarak Ercüment Büyükşener’le konuştuk. 2004 yılında kendi şirketi Hayal Akademisi’ni kuran Büyükşener, yaptığı işi “Dijital İletişim Danışmanlığı” olarak tanımlıyor. 2006 yılında bağımsız olarak kurduğu Kulüp Vaio Türkiye topluluğunu 2007 yılında Sony Avrupa’ya kabul ettirerek, Avrupa merkez ofisine bağlı bir şekilde Türkiye Sosyal Medya Uzmanı sıfatıyla görevine devam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada yankı uyandıran “Yakup Abi” projesiyle ilgili olarak Ercüment Büyükşener’le konuştuk.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/05/ercument-abi1.jpg" alt="" title="ercument-abi" width="528" height="248" class="alignnone size-full wp-image-1508" /></p>
<p>2004 yılında kendi şirketi Hayal Akademisi’ni kuran Büyükşener, yaptığı işi “Dijital İletişim Danışmanlığı” olarak tanımlıyor. 2006 yılında bağımsız olarak kurduğu Kulüp Vaio Türkiye topluluğunu 2007 yılında Sony Avrupa’ya kabul ettirerek, Avrupa merkez ofisine bağlı bir şekilde Türkiye Sosyal Medya Uzmanı sıfatıyla görevine devam eden Ercüment Büyükşener, Hayal Akademisi’nde birçok markaya “Sosyal Medya ve Yeni Nesil İletişim” hizmeti vermeye devam etmekte.<br />
<span id="more-1445"></span></p>
<p>Büyükşener, özellikle Vaio markasının sosyal topluluk yönetimi, ülke stratejileri ve sosyal medya aktivitelerinin yönetimini üstlenmenin yanı sıra, uzun yıllardır iletişim sektöründe bulunan Zarakol İletişim Hizmetleri’nin Sosyal Medya Danışmanı olarak da hizmet vermekte ve sosyal medyada yeni projeler gerçekleştirmeye devam etmektedir.</p>
<p>Son 15 yılda iletişimin şekil değiştirdiğini vurgulayan Büyükşener, sosyal medyayı birbirini tetikleyen halkalara benzetirken dijital ortamda etkileşimin en büyük kaynağı olduğunu açıkladı. Sosyal ağlar, blog’lar ve birçok “online” servis sayesinde paylaşmak istediğiniz fikri ya da içeriği zaman, mekan, ortama bağlı kalmaksızın, internetin olduğu her an paylaşabilmenin çift yönlü iletişim devrinin yükselmesinin en büyük kaynağı olduğunu söyleyen Büyükşener, sosyal medyanın markalar için de önemli bir mecra olduğunu vurgularken, doğru “Sosyal Medya Yönetimi” ile markaların son tüketiciyle temasa geçmenin en doğru yolu olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Tüketicinin, sevdiği bir markayı sosyal medyada gördüğünde gönüllü olarak destek vermesinin yanı sıra WOM etkisinin yankılarını da görmek için doğru bir kanal olduğunu söyleyen Büyükşener, en son Yeni Rakı için gerçekleştirdiği “Yeni İletişim Devi” etkinliğinin hala konuşulduğunu ve markanın tüketicinin gözünde daha samimi olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Uzun yıllardır interneti kullanan ve bu konuda kendini uzman gören kişilerin, sadece internet ortamını aktif kullanıyor olmasının, sosyal medya uzmanı olmak için yetersiz bir tanım olduğu söyleyen Büyükşener; “Aynı zamanda iletişim prensiplerine de vakıf olması gerekiyor. Bunun yanında kaç kişiye hitap ettiğinizden çok; markalar için geliştirdiğiniz kurguların ne kadar sağlıklı sonuçlar vereceği de büyük önem taşıyor” diyerek “Sosyal Medya Uzmanlığı”nın herkesin yapabileceği bir iş olmadığını, sosyal medya iletişiminin sadece bu platformlarda aktif olan kişilere teslim edilemeyecek kadar ciddi bir yaklaşım gerektirdiğini bizlere hatırlatıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/sosyal-mecra-birbirini-tetikleyen-halkalar-gibidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnteraktif reklama “duygu” katmak</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/interaktif-reklama-duygu-katmak_iad/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/interaktif-reklama-duygu-katmak_iad/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2010 12:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GENNARATION</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>
		<category><![CDATA[manşet1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1178</guid>
		<description><![CDATA[Apple, 8 Nisan’da mobil işletim sistemi olan iPhone OS’un yeni sürümüyle ilgili bir ön sunum toplantısı gerçekleştirdi. Steve Jobs toplantının sonuna ayrılan bölümde ‘iAd’ isimli yeni mobil reklam platformlarını tanıttı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Apple, 8 Nisan’da mobil işletim sistemi olan iPhone OS’un yeni sürümüyle ilgili bir ön sunum toplantısı gerçekleştirdi. “Yaz aylarında” ifadesiyle belirlenen çıkış zamanından önce yazılım geliştiricilerine dağıtılan iPhone OS 4’ün ‘Beta’ sürümü önemli bazı yenilikler getirmesine rağmen, bize daha ilginç gelen, sunumu toplantının en sonuna ayrılan ‘iAd’ isimli, yeni mobil reklam platformu oldu.<span id="more-1178"></span></p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/04/iad_steve-jobs21.jpg" alt="" title="iad_steve-jobs2" width="528" height="295" class="alignnone size-full wp-image-1243" /></p>
<p>Apple’ın bu atılımıyla hedeflediği en büyük pazarın ABD olduğu biliniyor. “Amerika” denildiği zaman ise, ‘comScore’a göre toplam 45,4 milyonluk bir ‘Smartphone’ kullanıcı sayısından bahsedilmiş oluyor. iPhone’lar aynı verilere göre bu sayının %25’ini oluşturuyor. Mobil tarayıcı üzerinden internet erişimi rakamları ise farklı. Apple’ın açıkladığı rakamlara göre Amerika’da internete erişen mobil cihazların %64’ü iPhone. Android, Symbian ve Windows Mobile işletim sistemleriyle çalışan cihazlarla BlackBerry’lerin toplamı ise %36’yı buluyor.</p>
<p>Apple bu yıl başlarında bir mobil reklam şirketi olan Quattro Wireless’ı satın aldığını duyurduğunda bunun yazılım geliştiricilerinin kazançlarının arttırılmasına ve elbette Apple’ın da bundan kazançlı çıkmasına yönelik bir atılım olduğu tahminleri yapılmış olmasına rağmen, kimse Apple’ın kendi ürettiği cihazlardaki reklam gösterimlerini domine etmeyi planladığını düşünmemişti. Mevcut durumda 185.000’i aşkın iPhone yazılımı bulunuyor ve bu yazılımların özellikle ücretsiz olanlarının çoğunda standart reklam ‘banner’ları dönüyor. 2010’un yaz aylarından itibaren, yani iPhone OS 4’ün çıkışıyla birlikte iPhone’larda ve daha sonra da iPad’lerde görüntülenecek reklamlara Apple’ın kendi belirlediği kural ve standartlar gelmiş olacak. Bu durum aynı zamanda Turkcell gibi kendi yerel reklam ağlarını geliştirmeye başlayan şirketler için de bu platformlar üzerindeki bir engel halini alabilir.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/04/sj_iad1.jpg" alt="" title="sj_iad" width="528" height="295" class="alignnone size-full wp-image-1246" /></p>
<p>Bizzat Steve Jobs tarafından tanıtılan iAd, interaktif reklamcılığa yabancı olmayanların zaten bildiği unsurlar taşıyor gibi görünmesine rağmen, kapsam ve işleyişinde bazı yeni yaklaşımlar mevcut. Apple’ın yeni mobil işletim sistemi ön sunumundaki iAd bölümü şöyle geçti:</p>
<p>Steve Jobs, iAd sunumuna interaktif ve geleneksel medyayı karşılaştırarak başladı. Seçtiği mecralar internet ve televizyon idi. Verdiği örnekle internet reklamlarının interaktivite avantajına karşın, televizyon reklamlarının internet reklamlarında eksikliği hissedilen “duygu”yu yansıtabildiğini söyledi. iAd sisteminin bu iki unsuru birden kullanarak bir denge oluşturmayı ve reklamlarla ilgili kullanıcı deneyimini geliştirmeyi amaçladığını bir şemayla açıklayan Jobs, internet ve mobil yazılımlardaki ‘banner’ reklamların en büyük dezavantajı olarak da, reklam tıklandığında bulunulan ortamdan reklamın kendi ortamına geçiş yapılıyor olmasını ve reklamın kullanıcının asıl meşgul olduğu şeyle ilişkisini kesmesi nedeniyle, tıklamaktan kaçınılıyor olmasını gösterdi.</p>
<p>Bilgisayarlar üzerinden erişilen internette, kullanıcının genellikle “arama” yaparak işini gördüğünü, oysa iPhone veya diğer mobil cihazlarda bulunan yazılımları kullananların ne istediğini bilerek program seçtiğini, bu anlamda mobil cihazlarda görüntülenen reklamlarla internette karşımıza gelişigüzel çıkabilen reklamlar arasında da temel bir fark bulunduğunu ifade etti.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/04/sj_interaction-vs-emotion1.jpg" alt="" title="sj_interaction-vs-emotion" width="528" height="295" class="alignnone size-full wp-image-1247" /></p>
<p>Ana amaçlarından birinin de yazılımcıların ‘App Store’daki ücretsiz iPhone yazılımlarını ücretsiz sunmaya devam edebilmeleri için onlara destek sağlamak olduğunu söyleyen Steve Jobs, reklamlardan elde edilecek gelirin %60’ının yazılım geliştiricilerine ayrılacağını, %40’ının ise servis sağlayıcı sıfatıyla Apple’da kalacağını açıkladı. Bilindiği gibi aynı sistem %70’e %30 paylaştırmayla iPhone ve iPad yazılım satışlarının gerçekleştirildiği ‘App Store’da da uygulanıyor.</p>
<p>Steve Jobs konuşmasında önümüzdeki yaz itibarıyla dünya çapında iPhone işletim sistemi kullanan 100 milyon cihaz olacağını, her kullanıcının günde ortalama 30 dakikalığına yazılım kullandığını hesapladıklarını ve bunun günde 10 reklam gösterimine denk geldiğini, tüm bunların günlük 1 milyar reklam görüntülenmesi demek olduğunu söyledi. Bu hacmin göz ardı edemeyecekleri kadar yüksek olduğunu belirten Jobs, üzerinde çalıştıkları iAd sisteminin görüntülenen reklamların etkinliğini de arttıracağını iddia etti. Steve Jobs konuşmasına sunum için hazırlanan üç örnek reklam uygulamasını “kullanarak” devam etti.</p>
<p>iAd sisteminde reklamlar tıklandıktan sonraki herhangi bir aşamada kapatılıp programda kalınan işe devam edilebiliyor. Böylesi uygulamalarda reklam “kullanıcısına” video görüntüleriyle “televizyonvari” bir reklam deneyimi yaşatmak, sonrasında ise animasyonlu ve etkileşimli yöntemlerle ürün seçimi ve kullanımını tarif etmek, ürün veya hizmet vaatlerini ayrıntılarıyla sunmak olası gibi görünüyor. Bunun yazılım içinde işleyebilen başka bir yazılım olduğunu söylemek mümkün.</p>
<p>iAd sisteminin genellikle Flash eklentisiyle çalışan benzer içerikli reklamlara göre tek farkı standart HTML5 kodları kullanacak olması. iAd reklamları ayrıca üzerinde çalıştığı cihazların tüm yeteneklerinden faydalanabilecek. Bunlar arasında ses ve video oynatımı, konum belirleme ve harita sistemleri entegrasyonu, ‘online’ satış ve elbette telefonla sesli iletişim de var. Kullanıcılar satın alma veya daha derinlemesine inceleme kararı verirlerse, reklamı yapılan ürünün iPhone/iPad yazılımını da reklamda sunulabilen bağlantı üzerinden yükleyip, ürünü kendilerine göre özelleştirerek sipariş verebilecekler.</p>
<p>Bilindiği gibi Google da bir süre önce mobil reklam işine soyunmuştu. Bu durum akla hemen Google’ın iAd’i sıcak karşılamayacağını getiriyor. Ancak uzmanlar bu yeni gelişmenin mobil reklam pazarında önemli bir yere sahip AdMob’u satın almak istediğini daha önce duyurmuş olan Google’ın ekmeğine yağ sürdüğünü belirtiyor. Google halen çeşitli marka mobil cihazlar üzerinde çalışabilen Android işletim sistemini geliştirmeye devam ediyor.</p>
<p>iPhone ve iPad’lerdeki Flash oynatıcı kısıtlaması nedeniyle eksik kalan etkileşimli reklam kullanımı, bu yeni reklam ‘network’üyle tamamlanmış olacak. Apple’ın kendi mobil platformu üzerinde çalışacak reklamların paketlenmesi amacıyla hazır geliştirme araçları sunacağına ise kesin gözüyle bakılıyor.</p>
<p>iAd’in sağlayacağı asıl gelişmenin ise, mobil platformlarda kullanıcının tıklamaktan kaçınma eğilimine yenik duran görüntülenme sayısı bazlı fiyatlandırmanın, giderek tıklanma ve izlenme süresi bazlı veya şimdiden öngörülemeyen başka fayda/fiyatlandırma modellerine doğru kayması olacağı söylenebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/a6f54602/interaktif-reklama-duygu-katmak?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/interaktif-reklama-duygu-katmak_iad/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

