http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

Bugün mü? Yarın mı? Ürün mü? Marka mı?

Bu sayıda “marka” ile ilgili bir şeyler yazmaya ve bunu yaparken de çok teorik olmamaya karar verdim. Mümkün olduğunca da iş hayatında geçirdiğim 15 senenin bana hissettirdiklerini aktarmanın doğru olacağını düşündüm. Neydi bu “marka” dedikleri? Kolay olunuyor muydu? Marka olmak için nasıl bir süreç izlenmeliydi? Bu soruların yanıtlarını birçok yerde bulmanız mümkün. Ben bulabileceğiniz teorik [...]

Devam »



Görsel iletişim kodlamamızın ya hedef kitlemizde karşılığı yoksa!

Bu yazıma başlarken yaptığım ilk hareket ‘shift’le birlikte klavyemdeki ‘B’ tuşuna basmak oldu. Çünkü, bundan da önce, kafamda bir cümle tasarladım ve bu cümlenin “bu” sözcüğüyle başlamasını uygun gördüm. Bir cümleyi kurmak, bir yazıyı yazmak da aslında bir tasarım işidir. Bu tasarımın malzemesi ise sözcükler ve cümlelerdir. Yazmak (veya konuşmak) bir kod sistemi olan dil [...]

Devam »



‘Disneyfication’ ve eğlence ihtiyacı

Birçok kişi ‘disneyleştirme’ kavramının, tüketim amacına dönük yapaylaştırma sembollerinden biri olduğunu söylese de araştırmalar gösteriyor ki ziyaretçi memnuniyetinin en yüksek olduğu yer Disneyland. Bu önemli bir başarı. Nice markalar düşüşe geçiyor ve yok oluyorken Disney markası yıllardır marka liginin üst sıralarında durmaya devam ediyor ve popülerliğini koruyor. Demek ki insanlar, hayatın bütün sıkıntılarına rağmen boş [...]

Devam »



Seçime mi koşuyorsun? Sadece yap!

Reklamcı gözünden bakınca, politik görüşümüzle örtüşen, sivil haklar için mücadele eden ve müreffeh bir gelecek vadeden siyasi bir partiye oy vermek; sevdiğimiz araba markasını, moda çantayı, şarabı veya spor ayakkabılarımızı seçmekten pek de farklı görünmüyor. Hepsinin altında tek bir şey yatıyor: güven. Beklentimiz, liderlerin bizi bir çift spor ayakkabının götürebileceğinden daha uzağa taşımasıdır. Güvendiğimiz lider, [...]

Devam »



Denizyıldızı ve örümcek

Ori Brafman ve Rod A. Beckstrom, Denizyıldızı ve Örümcek: Lidersiz Organizasyonların Önlenemez Başarısı adlı ufuk açıcı kitaplarında gayri merkezileşme ve internet arasındaki ilişkiyi çok veciz bir şekilde açıklıyor: “İster Fortune 500 şirketlerinden birine, isterse bir orduya veya bir topluluğa bakalım; doğal tepkimiz ‘burada sorumlu kim?’ diye sormak olacaktır. Bu kitap, kimse ‘sorumlu’ olmadığında, ortada hiyerarşi [...]

Devam »



Strateji Tipolojileri: Strateji Oluşturma Kuramı VII

Seçimden önceki Mayıs sayısında, rekabetçi strateji oluşturmaya yönelik Porter modelinin dayanağını teşkil eden beş rekabetçi gücü anlatmaya başlamıştık. Rekabetçi güçler esas itibari ile modeli oluşturan endüstri analizini, endüstrilerin evreleri itibari ile oluşan değişik koşullarını, rakip analizini ve jenerik stratejileri desteklemekte ve bu nedenle tüm sistemin çatısını teşkil etmektedir. Rekabetçi güçlerden ilk olarak ‘sektöre yeni girecek [...]

Devam »



Çayıra salamazsın

Gennaration’un 5. sayısında, Web 2½’dan bahsettim. Yazılımların bizi ne kadar deşifre ederse hayatımızı o kadar kolaylaştırdığından dem vurdum. Sonra 18. sayısında, “Kimin seçimi?” diye sordum. “Endişem odur ki biz, gerçekleri anlamak için ısrarcı olmazsak gelecekte bizi yönetenleri Facebook, Google, Amazon seçecek. Bizim için en iyisinin onlar olduğuna inanacağız. Kendi seçimimiz sanarak…” diye de kendi sorumu [...]

Devam »



Topçularda inecek var

Dış Ses 1: Bir topçular alır mısınız lütfen? Dış Ses 2: Popçular mı uzatsam, topçular mı uzatsam? Bilemedim şimdi. İç Ses 1: Bizim çocukluğumuza denk gelmedi, ama eskiden top peşinde koşan çocukları aileleri kabiliyetsizlik ve eğitime niyetsizlikle suçlardı. Belki de bu davranış biçimi doğruydu. Bizzat deneyimleyemedim. Detaylı bir şey diyemeyeceğim. Belki ilerleyen satırlarda diyebilirim. İç [...]

Devam »



Bir idea olarak marka ve bir ideogram olarak logo…

Martin Lindstorm’un The Brand Age’de yayımlanan “Logo öldü” başlıklı yazısında dile getirdiği görüşleri epeyce abartılı bulmuş ve bu konuyla ilgili aynı dergideki köşemde birkaç yazı kaleme almıştım. Okuyacağınız bu yazı, The Brand Age’in Eylül 2009 tarihli sayısında yayımlanmıştı. Yazının, özellikle grafik tasarımcıların yaptıkları işin niteliği üstünde bir kez daha düşünmelerini sağlayacağını düşünüyor ve buraya taşıyorum: [...]

Devam »



Renkleri pazarlasak da mı saklasak?

Son 5 yıla bir bakın. Sizce de dünya biraz daha hızlı dönmeye başlamadı mı? Tüketim döngüsü hiç olmadığı kadar hızlandı. Kolay sıkılıyor, zor beğeniyoruz. Hep yeni şeyler görmek istiyor, değişimi daha kolay kabulleniyor, hatta, ona ihtiyaç duyuyoruz. Bir ürünün uzun ömürlü olması, artık bir tercih sebebi değil. Bir şeyi bozulduğu için değil, daha iyisi için [...]

Devam »



Renkli kavramlar

Işıklar Askeri Lisesi’ndeki öğrenciliğimin ilk yılında belediye, Bursa Namazgah Köprüsü’nü maviye boyadı. Arkadaşlar arasında konuşurken, içlerinden biri köprünün maviye boyanmasının nedeninin insanların bu köprüden atlayarak intihar etmelerini önlemek olduğunu söyledi. Biz de güldük. Çünkü böylesi bir önerme, o an için bana hiç de rasyonel – o zamanlar rasyonel terimini bilmiyordum- hiç de mantıklı gelmemişti. Köprü [...]

Devam »



22 Ağustos: Türkiye internetinin kara deliği

Biliyorsunuz: Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK), 22 Şubat’ta aldığı ve “güvenli internet” adı altında internet sansürünü, denetimini ve gözetimini genelleştirecek zorunlu merkezi filtre uygulamasını 22 Ağustos’ta yürürlüğe sokmayı planlıyor. Konuya yine bu köşede “Turkey Wide Web” başlıklı yazımda değinmiştim (S:17, Mayıs 2011). Bu uygulama, devlet eliyle hazırlanan ve şeffaf olmayan kara listelerle keyfi sansürü genelleştirecek. Buradaki [...]

Devam »