Reklam ve müzik bugün çağdaş insanın hayatında ciddi bir yer kaplayan iki önemli olgu durumundadır. Her ikisi de bazı boyutlarıyla toplumları ve kültürleri aşan evrensel birer dil olma özelliği göstermektedir. Müzik ve reklam ayrı ayrı, toplumların davranış biçimlerinde, tutumlarında, tercihlerinde belirgin önemi olan unsurlardır.
Devam »
Bir daha açmamak üzere toplu taşıma konusunu kapatıyorum. Hedef konu, karayolu toplu taşıma araçları. İETT, ÖHO, minibüsler ve sarı dolmuşlar. Birinin sloganı, diğerlerinin şoför ve muavinlerinin hali ahvallerinden dem vurarak ilerlemeye çalışacağım. Slogana bakın. “Biz insan taşıyoruz”. Yolcu ne düşünmeli? Mesela, “Öyleyse biz de insan olduğumuza göre binebiliriz.” falan mı? İETT ne türlü bir önermede bulunuyor olabilir? Mesela, “Diğerleri ne taşıyor belli değil. Binerseniz binin, siz bilirsiniz ama neyle karşılaşırsınız onu bilemeyiz.” Bu sloganın altında yatan anlamlar, aslında gerçek olaylara dayanarak kendini teyit ettirmektedir. Şöyle ki: İETT otobüslerinde bir saygınlık olduğunun farkına vardınız mı hiç? Ya da bu otobüslerdeki olaysızlık hiç dikkatinizi çekti mi?
Devam »
Fransız yazar Frêdêric Beigbeder yayımlandığı tarihlerde büyük ilgi çeken ve bir reklamcının hayatı üzerinden tüketim kültürünü anlattığı 3.900 TL adlı kitabında, tüketim mekanizmalarını şu çarpıcı cümlelerle tanımlar: “Reklamcıyım: Evet kâinatı kirletiyorum…”
Devam »
Reklamı yapılan bir ürünü tüketicinin beynine çivilemek için genellikle iki unsur devreye sokulur: Cinsellik ve mizah. Kimi zaman cinsellik vurgusu açıktan açığa, kimi zaman da örtük bir mesajla zerkedilir beyinlere… Kırmızıya boyanmış, pırıl pırıl parlayan etli dudaklar aralanmıştır en iç gıcıklayıcı haliyle ve…
Devam »
Konumlandırma zihinlerdeki yerdir. Her marka kendine has bir konumlandırma yapmak ve zihinlerde bu algı ile yaşamak ister. Kısa veya uzun vadede de olsa bunun kazancı ile beslenir.
Devam »
Yunus Baran Markalar dünyasında, dramatik vakalar olduğu kadar krematik vakalar da vardır. Uydurmuyorum! Bu bir teori de değil, gerçek. Marka olmak zor iştir ve Türkiye’de bu zorluğu daha da zorlaştıran markalar bolca vardır, demek istiyorum esasında.
Devam »