<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Gennaration</title>
	<atom:link href="http://www.gennaration.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gennaration.com.tr</link>
	<description>Genna MCG tarafından yayımlanan aylık reklamcılık gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 07:57:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Saray’dan “Bayram Defteri”</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/marka/saray-bayram-defteri/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/marka/saray-bayram-defteri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 13:10:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAMPANYA]]></category>
		<category><![CDATA[MARKA]]></category>
		<category><![CDATA[manşet1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2282</guid>
		<description><![CDATA[Saray Gıda’nın bayramları bayram yapan tatları, GENNA MCG tarafından Şeker Bayramı’na özel olarak hazırlanan yeni reklam kampanyasıyla görücüye çıktı. “Bayram Defteri” başlığını taşıyan reklam filmi hem çocukları hem de yetişkinleri hedef alan esprili anlatımıyla eğlenceli bir öykü sunuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evinizde Saray varsa, kapınızı çalan çok olur.</p>
<p>Saray Gıda’nın bayramları bayram yapan tatları, GENNA MCG tarafından Şeker Bayramı’na özel olarak hazırlanan yeni reklam kampanyasıyla görücüye çıktı. “Bayram Defteri” başlığını taşıyan reklam filmi hem çocukları hem de yetişkinleri hedef alan esprili anlatımıyla eğlenceli bir öykü sunuyor.<span id="more-2282"></span></p>
<p><object width="528" height="396"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=14615012&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ffffff&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=14615012&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ffffff&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="528" height="396"></embed></object></p>
<p>Yaratıcı ekip, Saray Gıda’nın köklü geçmişi sayesinde geleneksel birer bayram lezzeti haline gelen çikolata ve şekerleme ürünlerini anlatırken, çocukların halen sürdürdüğü eski bir gelenekten faydalanmak istemiş. Reklam fikri, kaynağını çocukların geçmişten bugüne aralıksız devam eden bu sevimli alışkanlıklarından alıyor. Günümüzde bayramları bayram yapan gelenekler yavaş yavaş unutulmaya yüz tutsa da, komşuluk ilişkilerinin ayakta kaldığı semtlerde çocuklar için bayramların en büyük anlamı hâlâ kapı kapı dolaşıp şeker, çikolata ve para toplamak. Üstelik büyükler farkında olmasa da çocuklar hangi kapıyı çalacaklarını çok iyi biliyor. Günler öncesinden bayram gündemiyle bir araya geliyor, plan yapıyor ve en ideal ikramı yapacaklarından emin oldukları komşularını tespit edip ziyaret programlarını buna göre oluşturuyorlar.</p>
<p>Filmde, bayramlık şeker alışverişi yapan mahalleliyi gizlice takip ederek Saray ürünlerinden alanları defterlerine not eden Saray sevdalısı akıllı bıdıklar, Bayram Günü geldiğinde önceden tespit ettikleri komşularını ziyaret ederek bayıldıkları Saray lezzetlerini ceplerine dolduruyorlar. Filmin eğlenceli kurgusunun yanı sıra, küçük oyuncuların başarılı performansı da oldukça dikkat çekici.</p>
<p>Son dönemlerde sıkça kullanılan duygusal ağırlıklı özel bayram iletişimlerine alternatif; güldüren, neşeli ve samimi bir hikâye sunan film, çocuklar için ürün bağlılığı temasını başarılı şekilde işlerken, bayramda kapısı çalınsın isteyen büyüklere de bayramları bayram yapan Saray tatlarını öneriyor. </p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-7.jpg" alt="" title="Saray-7" width="528" height="296" class="alignnone size-full wp-image-2286" /></p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-18.jpg" alt="" title="Saray-18" width="528" height="296" class="alignnone size-full wp-image-2287" /></p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-17.jpg" alt="" title="Saray-17" width="528" height="296" class="alignnone size-full wp-image-2288" /></p>
<p><em>Reklamveren</em><br />
Saray Bisküvi ve Gıda Sanayi A.Ş.</p>
<p><em>Reklam Ajansı</em><br />
Genna MCG</p>
<p><em>Müşteri İlişkileri</em><br />
Sedef Tenim Kayaokay, Emel Çimen, Serap Salmanoğlu</p>
<p><em>Yaratıcı Ekip</em><br />
Genna Yaratıcı Ekibi</p>
<p><em>Yapım</em><br />
Tims Commercials</p>
<p><em>Yönetmen</em><br />
Levent Tuna</p>
<p><em>Görüntü Yönetmeni</em><br />
Doğan Sarıgüzel</p>
<p><em>Müzik</em><br />
Jingleist</p>
<p><em>Medya Ajansı</em><br />
Media Manage</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/saray-afis_528.jpg" alt="" title="Saray Afiş" width="528" height="755" class="alignnone size-full wp-image-2291" /></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/marka/saray-bayram-defteri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-7-240x240.jpg" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-7.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Saray-7</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-7-240x240.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-18.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Saray-18</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-18-240x240.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-17.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Saray-17</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/Saray-17-240x240.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/saray-afis_528.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Saray Afiş</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/09/saray-afis_528-240x240.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Marka ve tasarım</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/dosya/marka-ve-tasarim/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/dosya/marka-ve-tasarim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:20:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOSYA]]></category>
		<category><![CDATA[manşet1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2198</guid>
		<description><![CDATA[The Brand Age, “Tasarım konusu, ürünün oluşturulmasından satış noktasında sunumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor.” diyerek Türkiye’nin önde gelen markalarının tasarım anlayışlarıyla ilgili bir dizi röportaja yer veriyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>The Brand Age</em>’in ağustos sayısında kapak konusu “Marka ve Tasarım”dı. <em>The Brand Age</em>, “Tasarım konusu, ürünün oluşturulmasından satış noktasında sunumuna kadar geniş bir alanı kapsıyor.” diyerek markanın tasarım bağlantısını incelediği araştırmasında Türkiye’nin önde gelen markalarının tasarım anlayışları ve ürünlerine kendi marka kimliklerini nasıl yansıttıklarıyla ilgili bir dizi röportaja da yer veriyor.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/marka-ve-tasarim.jpg" alt="" title="Marka ve Tasarım" width="528" height="385" class="alignnone size-full wp-image-2200" /></p>
<p>Biz de hem <em>The Brand Age</em>’in bu yararlı dosyasını duyurmak hem de konuyu biraz daha genişletmek istedik: Marka ve Grafik Tasarım. Ayrıca, grafik tasarım alanında ambalaj ve kurumsal kimlik tasarımı konularında uzman isimlerden biri olan İlhan Bilge ile konu üzerinde bir söyleşi yaptık.<span id="more-2198"></span></p>
<p>Marka kimliğinin tasarlanması çok boyutlu ve kapsamlı bir süreç. Bu süreç dahilinde sadece tasarımcılar değil, markanın tüm alanlarının ve bulunacakları tüm mecraların ilgili kişilerinin de dahil olmaları zorunludur. Bu yüzden marka kimliği oluştururken markanın yer alacağı düzlem üzerindeki her türlü etmen göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü kurumsal kimlik, pazarlama faaliyetlerinin başladığı ilk noktadır; markanın vesikalık resmi, kendisini tanıtma biçimidir.</p>
<p>Bir markanın kurumsal kimliği, grafik tasarımcının eline markanın kişilik tanımlarını verip sonra “Hadi, çiz bakalım!” demekle bitmiyor. Kurumsal kimlik tasarımı logodan, ofisin iç ve dış mimarisine, şirket çalışanlarının kıyafetlerinden, kullanılan araç gereçlere, internet sitesinden ambalaj tasarımına kadar her şeyi kapsıyor. Örneğin, Google markasını vizyoner ve yenilikçi bir marka olarak ünlenmesini sağlayan önemli etkenlerden birisinin de Google şirket merkezinin internette yayınlanan resimleri olduğunu hatırlarsınız. Bütün bunlar markanın ürettiği ürün ve sunduğu hizmet ile doğrudan ilişkilidir elbette. Bu tasarımların mutlaka eş güdümlü olarak gerçekleştirilmesi gerekir.</p>
<p><em>The Brand Age</em>, “İyi marka tasarımı nasıl olmalı?” sorusunu ünlü uluslararası marka danışmanı Tom Asacker’e sormuş. Asacker, bu soruya Dieter Rams’ın <em>“Weniger, Aber Besser”</em> (Daha Az Ama Çok Daha İyi) isimli kitabında ortaya koyduğu “İyi Tasarımın 10 Kuralı”nı temel alarak cevap veriyor. Bunlardan birisi “İyi bir marka tasarımı ürünü kullanışlı hale getirir.” kuralı: “Hedef kitlenizden, markanızın şifrelerini çözmesini bekleyemezsiniz. Tasarımcı, bütünlüklü ve isabetli bir marka yaratmak için markanın mükemmelliğinden ve tutarlılığından emin olmalıdır.” Bu yüzden markanızın kimliğini ürüne yansıttığınız kadar ürününüzün de zaten markanızın kimliğinin içine işlemiş olması gerekiyor. Yine bu yüzden, grafik tasarımcının, kurumsal kimliğin en önemli öğeleri olan görsel materyalleri hazırlarken tüm bu süreçlere vakıf olması beklenir. Ancak bu şekilde minimal bir düzlemde (logo, ambalaj tasarımı, vb.) marka hakkında maksimum bilgi verebilecek tasarım yapabilir.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ba-kapak.gif" alt="" title="BrandAge Kapak" width="528" height="675" class="alignnone size-full wp-image-2201" /></p>
<p>Marka ve tasarım hakkında yaptığımız söyleşide İlhan Bilge de markayı kimin tasarlaması gerektiği konusunda şunları söylüyor: “Marka kimliği, ilk günden itibaren, onun için çalışacak herkesin katkısıyla ortaya çıkmalı. Bu, yorucu bir çalışmadır ve çok zaman alabilir. Ama markayı diğerlerinden bir adım öteye götürebilecek o temel fikrin tam ve tutarlı olması, harcanan tüm çabalara değer. (&#8230;) Herkesin kafasında aynı resim oluştuktan sonra, artık birbirinizi çok sık görmeseniz bile bir ‘ekip’ olmuşsunuzdur. Ekibin her üyesi; neyi, niçin, nasıl yapacağını daha iyi bilir ve daha hızlı yapar. Hem tasarım için harcayacağınız zaman azalır, hem de uzun tartışmalardan, çatışmalardan, düzeltmelerden, yeniden tasarlamalardan kurtulursunuz. (&#8230;) En önemlisi; marka için yapılan her şey, kim tarafından yapılırsa yapılsın, aynı marka kimliğini, aynı marka vaadini anlatır. Ki bu da markanın ‘olmazsa olmaz’ıdır.”</p>
<p>Bu yüzden görsel kimliğin; markanın karakterini, yapısını, duruşunu, dünya görüşünü ve benzeri tüm mesajlarını bir kerede ve net bir şekilde iletebilmesi gerekir. Görsel kimlik, firma için oluşturduğu imajla tüketicinin zihninde yer teşkil eder. Bu yönüyle, markanın reklam yatırımlarının başarılı olmasını sağlayan hususlardan biridir.</p>
<p>Yine de büyük çaplı değişikliklerin gerçekleştiği son yıllarda küresel olarak değişen algı sistemlerine hitap edebilmek ve günün şartlarına uyum sağlamak için şirketin kurumsal kimliğinde kimi zaman güncellemeler yapmak gerekiyor. Örneğin, küresel ısınmanın da etkisiyle dünya çapında enerji sektörü ve bu sektör içerisinde faaliyet gösteren şirketler çevre iletişimine önem vermek ve yenilenebilir enerjiyi göz önünde bulundurmak zorunda kaldılar. Bu sebeple, bu sektörde faaliyet gösteren markaların hemen hepsi kurumsal kimliklerinde bu imajı öne çıkaracak değişiklikler yaptı. Bunlar içerisinde en iyi örnek BP olabilir: BP’nin klasik logosu Raymond Loewy tarafından tasarlanan yeşil renkte klasik bir Roma kalkanı içerisine BP harflerinden ibaretti. Bu logo 1979’dan 2000 yılına kadar BP markasını temsil etti ve 21. yüzyıla girdikten sonra BP mevcut şartları göz önünde bulundurarak ismini, logosunu ve sloganı dahil olmak üzere bütün kurumsal kimliğini değiştirdi; bugün bildiğimiz Helios güneşini andıran yeşilli sarılı ayçiçeği görünümlü logoyu kullanmaya başladı. Yeni kurumsal sloganını da “Beyond Petroleum” (Petrolden Daha Fazlası) olarak değiştirdi. Bu kurumsal kimlik değişimi, Meksika Körfezi’ndeki çevre faciasına kadar çok iyi sonuçlar vermişti ama gördüğümüz gibi bir tek olay bir markanın tüm imajını bir anda altüst edebiliyor.</p>
<p>Tom Asacker de <em>The Brand Age</em>’deki ropörtajında “İyi marka tasarımı çevresel endişeler taşır: Marka bir işaret ya da plasebo olmaktan çok daha ötedir. Marka karmaşık bir yapıda yaşayan ekosistemin bir parçasıdır. Gezegenin olumlu bir ajanı olmak için çaba sarf etmeli ve toplumun refahına katkıda bulunmalıdır.” derken muhakkak bu gibi örnekleri aklından geçiriyordu.</p>
<p>Bunlar dışında bir de markanın müşterisiyle iletişim kuracağı dili iyi bilmesi lazım ve hangi müşterisiyle iletişim kuruyorsa o dili konuşması lazım. Bütün müşterilerine aynı dili kullanmak gibi eskide kalmış yekpare bir iletişim yapısı marka kimliği ile tüketici arasına arkası zorlukla seçilen buzlu camdan bir pencere koymaktan başka bir şeye yaramaz. Ambalajın dilinin nasıl olması gerektiğini sorduğumuzda İlhan Bilge bize çok dilli ve tek dilli ambalajlar hakkında şunları söylüyor: “Üreticiler, tek dilli basılı malzemenin maliyetinden çok, stok takibinden korkarlar. Depocuya, “30 koli Fransa’ya, 25 koli Azerbaycan’a gidecek.” diye talimat vermek kolaydır. Aman, Azerice etiketler Fransa’ya gitmesin, diye kontrol etmeniz gerekmez. Ancak, herkesin her ürüne kolayca ulaşabildiği bir çağda, markanın ilk görevi, tüketicinin kendisini ‘özel’ hissetmesini sağlamaktır. Onu tanıdığımızı, anladığımızı, düşündüğümüzü, ciddiye aldığımızı, onun için çalıştığımızı anlatmaktır.”</p>
<p>Bütün bunları hesaplarken grafik tasarımcının üzerine çok iş düşüyor. Grafik tasarımcı görsel kimliği tanımlayan logoyu çizerken veya tüketicinin rafta, vitrinde ve benzeri bir yerde gördüğü anda içindeki ürünü görmese bile arzulayacağı bir ambalaj tasarımı yaparken bütün bu değişkenleri ve etmenleri hesaplayabilmesi lazım. Onun bunu başarabilmesi için de markanın tüm branşlarının ona bir şekilde destek ve yardımcı olması gerekir; ki firma kendi kimliğini o çizgilerden dışarı vurabilsin, tüketiciye kendini göz açıp kapama süresi içerisinde tanımlayabilsin.</p>
<p>Grafik tasarımcı bütün bunları yapabilmek için kendisine yardımcı olacak çeşitli yöntemler geliştirir. Her tasarımcının böylesi bir yükün altından kalkmasını kolaylaştırması için geliştirdiği bazı yöntemler vardır. Mesela, İlhan Bilge bu konuda kendisine yardımcı olması için bir “Bilinirlik Matrisi” hazırlıyormuş: “Tüketicinin ürünü ve markayı ne kadar tanıdığı, bizim anlatacağımız şeyi belirler. Ben işimi kolaylaştırmak için, düşünmeye bir matris üzerinden başlıyorum.”</p>
<p>Grafik tasarımcının üzerindeki bu yükün daha iyi anlaşılabilmesi için İlhan Bilge bize Volvo markası üzerinden bir örnek veriyor ve aslında işin ne kadar etraflı olduğunu gözler önüne seriyor. Volvo’nun logosunu kullanırken ağır ve oturaklı bir tasarım ve marka ile ilgili tüm yazışmaların da böylesi bir fontla yapılması gerektiğini vurgulayan Bilge, üzerine şunları ekliyor: “Aracın koruyucu bakımının nasıl yapılacağını ya da çocuk emniyet kilidinin nasıl kullanılacağını anlatırken, çok daha özenli çalışmalıdır. Bilgilere kolay ulaşılması, görsel ve edebi dilinin hiçbir yanlış anlamaya yol açmaması için, kitabın güzel olmasına harcayacağınız zamanın çok daha fazlasını açık ve anlaşılır olmaya harcamalısınız.</p>
<p>Ferrari de itibarlı bir arabadır ama önceliği ‘güvenlik’ değil, ‘hız’dır. Tercih edilme nedeni de odur (Güvenliğe öncelik veren sürücüler, hızlı araba kullanmaz. Onlar Ferrari’nin hedef kitlesine dahil değildir.). Ferrari’yi -Volvo’nun aksine- güvensiz bir model değil, yavaş bir model öldürebilir. Uzun edebi metinler kullanılmış ve dingin bir kompozisyonla tasarlanmış bir broşürle de Ferrari markasına büyük zararlar verebilirsiniz.”</p>
<p>Bir yandan da bu yansıttığınız kimliğin vaadinin sunulan ürün veya hizmet ile tutarlı olması gerekir. Aksi takdirde bütün uğraşlarınız boşa gidebilir. Çünkü bu tutarlılık sağlanamadığı zaman tüketici kendisinin kandırıldığını düşünecektir. İlhan Bilge de bu tutarlılığın önemine dikkat çekiyor ve aradaki bağlantıyı açıklıyor: “Tüketicide beklenti yaratamazsanız, ürünü satamazsınız. Beklentiyi gereğinden fazla yükseltmek de risklidir. Marka, vaadini yerine getirse bile, tüketicinin, söylenenden fazlasını beklemesine yol açmış olabilirsiniz.”</p>
<p>Ancak bütün bunlar halledildikten sonra, bu kimliği ürün tasarımlarına yansıtmak ve marka kimliğindeki tasarım öğesini öne çıkarmak düşünülebilir. Tasarımcı kimliğiyle faaliyet gösteren firmalar kurumsal kimliklerindeki “tasarımcı” öğesini öne çıkarmak ve ürünlerine yansıtmak için çeşitli stratejiler uyguluyorlar. <em>The Brand Age</em>’in dosya konusu için konuşan Arzum Pazarlama ve Satış Direktörü, Burcu Muşlu, Arzum’un tasarımcı kimliğini öne çıkarmak için yıllardır çeşitli üniversitelerin bitirme projelerinde öğrencilerle beraber çalışarak tasarım dünyasının içerisinde yer aldıklarını ve tanındıklarını belirtiyor. Nurus Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Renan Gökyay ise “rekabet ortamında diğer markalardan ayrışmak için, tasarımın farklılaştırıcı rolü”nü açıklamak için şunları söylüyor: “Günümüz markalarında tasarım çok önemli bir kavram. Farklılaştırıcı bir anahtar ama doğru kullanılması lazım. İş süreçlerinin bir parçası olması lazım. Bu sağlanmazsa hiçbir işe yaramaz. Dünyada da tasarımla farklılaşan markalara baktığımızda bunu görüyoruz. Bizim için de markada başarıya giden yol, tasarım yönetiminden geçiyor.”</p>
<p>Tasarım yönetimi veya adına her ne derseniz deyin tasarım, üretimden ayrı bir süreç değil. Bütün bu süreçlerin, Gökyay’ın da vurguladığı gibi, iç içe geçmiş olması lazım. İşte, bu yüzden İlhan Bilge kendisiyle yaptığımız söyleşide grafik tasarımı “markanın üzerini örten bir battaniye”ye benzettiğimizde bize itiraz ediyor; tasarım ve üretim süreçlerini böylece birbirinden ayıramayacağımızı söylüyor ve üzerine ekliyor: “Marka kendisi için tasarlanmış şeylerin toplamıdır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/777c12d1/marka-ve-tasarm?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/dosya/marka-ve-tasarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/marka-ve-tasarim-240x240.jpg" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/marka-ve-tasarim.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Marka ve Tasarım</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/marka-ve-tasarim-240x240.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ba-kapak.gif" medium="image">
			<media:title type="html">BrandAge Kapak</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ba-kapak-240x240.gif" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Beş dakikada Beşiktaş!</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/marka/bes-dakkada-besiktas/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/marka/bes-dakkada-besiktas/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:08:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAMPANYA]]></category>
		<category><![CDATA[MARKA]]></category>
		<category><![CDATA[manşet2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1863</guid>
		<description><![CDATA[Makarna sektöründe yenilikleriyle adından sık sık söz ettiren Selva’nın üç dakikada hazır olan yeni ürünü Şipşak Makarna, modern hayatın hızına yetişmekte zorlananlar ve dar zamanların telaşına düşenler için yepyeni bir çözüm sunuyor.

Farklı semtlerdeki Metro istasyonlarını can alıcı renkleriyle ve naif mesajlarıyla donatan Selva Şipşak, şimdi de trafikte karşımıza çıkmaya başladı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Makarna sektöründe yenilikleriyle adından sık sık söz ettiren Selva’nın üç dakikada hazır olan yeni ürünü Şipşak Makarna, modern hayatın hızına yetişmekte zorlananlar ve dar zamanların telaşına düşenler için yepyeni bir çözüm sunuyor.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/dolmus-resmi.jpg" alt="" title="Beş dakikada Beşiktaş, üç dakikada Şipşak Makarna" width="528" height="379" class="alignnone size-full wp-image-1875" /></p>
<p>Çubuk, ince uzun, kalem, dirsek, burgu olmak üzere beş çeşidiyle tüketicilere merhaba diyen Şipşak Makarna, raflarda yerini aldığından beri birçok insanın hayatına farklı bir tat getiriyor.</p>
<p>Hiçbir katkı ve koruyucu madde içermeyen, tamamen doğal olan ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Selva Şipşak Makarna, tadından ve görünümünden ödün vermeden, tam üç dakikada hazır olabiliyor.</p>
<p>Şipşak Makarna, hem daha tok tutuyor, hem de daha hafif olmasının yanında sağlıklı beslenmenin altın kurallarına da sadık kalıyor.<span id="more-1863"></span></p>
<p>Sadece Anadolu Amber Durum Buğdayı İrmiği ve saf sudan üretilen Selva Şipşak Makarna’nın diğer makarnalara göre daha ince olan şekilleri ve et kalınlıkları, yeni bir damak zevki yaratmasının yanı sıra makarnayı çocukların da daha kolay yiyebilmesini sağlıyor.</p>
<p>Şekil ve kalıp özellikleri sayesinde, sıcak su makarnanın her noktasına çabucak ulaşıp nüfuz ettiği için makarnanın pişme süresini hızlandırıyor ve lezzeti, formu, diriliği ile Şipşak Makarna, Selva kalitesinden de ödün vermiyor.</p>
<p>Öğrencilerden çalışan hanımlara, yalnız yaşayanlardan özel damak zevkleri arayanlara kadar dar zaman problemi yaşayan herkesin işini kolaylaştıran ve kendilerine daha fazla zaman ayırmaları için yardımcı olan Şipşak Makarna, ilk olarak raflardan metro istasyonlarına taştı. Ürünün, bir semtten diğerine metro ile geçmek kadar çabuk pişmesinin anlatıldığı billboardlarda, makarnalar henüz paketlerindeyken ‘Taksim’ veya ‘Şişli’, hazır halde tabaktayken ise ‘Osmanbey’ diye adlandırılarak gösteriliyordu.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/3dakka-resim1.jpg" alt="" title="3dakka-resim1" width="528" height="352" class="alignnone size-full wp-image-1917" /></p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/3dakka-resim2.jpg" alt="" title="3dakka-resim2" width="528" height="396" class="alignnone size-full wp-image-1918" /></p>
<p>Farklı semtlerdeki Metro istasyonlarını can alıcı renkleriyle ve naif mesajlarıyla donatan Selva Şipşak, şimdi de trafikte karşımıza çıkmaya başladı.</p>
<p>Bugünlerde Taksim ve Harbiye ile Taksim ve Beşiktaş arasındaki güzergahlara renk katan Şipşak Makarna giydirmeli dolmuşlar, gündelik koşturmacanın ve trafiğin ortasında ‘Beş dakikada Beşiktaş, 3 dakikada Şipşak Makarna’ sloganıyla görenlere esprili bir biçimde göz kırpıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/marka/bes-dakkada-besiktas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/dolmus-resmi-240x240.jpg" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/dolmus-resmi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Beş dakikada Beşiktaş, üç dakikada Şipşak Makarna</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/dolmus-resmi-240x240.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/3dakka-resim1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">3dakka-resim1</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/3dakka-resim1-240x240.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/3dakka-resim2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">3dakka-resim2</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/3dakka-resim2-240x240.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Selva, Türkiye’nin en büyük beş yüz şirketi arasında</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/marka/selva-turkiyenin-en-buyuk-bes-yuz-sirketi-arasinda/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/marka/selva-turkiyenin-en-buyuk-bes-yuz-sirketi-arasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:07:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[MARKA]]></category>
		<category><![CDATA[SEKTÖREL]]></category>
		<category><![CDATA[manşet2]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=1856</guid>
		<description><![CDATA[Ekonomi Dergisi Fortune’ın düzenlediği ve Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği” Fortune 500” geçtiğimiz günlerde açıklandı. Fortune Dergisi’nin 2009 yılı net satışlar üzerinden yaptığı sıralamaya göre Selva Gıda, Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında. Sektörlere göre olan dağılımda “Tahıl, süt, et ve su ürünleri” kategorisinde Selva Gıda 91.953.161 TL. net satışı ile 27. sırada yer aldı. Yaptığı yenilik ve yatırımlarla son dönemde yükseliş gösteren Selva, aynı sıralamada 26.186.012 TL’lik ihracat rakamı ile ihracatta 10. sırayı aldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomi Dergisi Fortune’ın düzenlediği ve Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği” Fortune 500” geçtiğimiz günlerde açıklandı. Fortune Dergisi’nin 2009 yılı net satışlar üzerinden yaptığı sıralamaya göre Selva Gıda, Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/Fortune-500.jpg" alt="" title="Fortune-500" width="528" height="689" class="alignnone size-full wp-image-1878" /></p>
<p>Sektörlere ve illere göre yapılan araştırma sonucu Türkiye’deki 81 ilden sadece 42’si Fortune 500 sıralamasına girebildi. Sıralamaya giren illerden en önemli sıçramayı, listedeki şirket sayısı 243’ten 253’e çıkan İstanbul yaptı. Konya’dan ise 7 şirket sıralamaya girdi.<span id="more-1856"></span></p>
<p>Sektörlere göre olan dağılımda “Tahıl, süt, et ve su ürünleri” kategorisinde Selva Gıda 91.953.161 TL. net satışı ile 27. sırada yer aldı. Yaptığı yenilik ve yatırımlarla son dönemde yükseliş gösteren Selva, aynı sıralamada 26.186.012 TL’lik ihracat rakamı ile ihracatta 10. sırayı aldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/marka/selva-turkiyenin-en-buyuk-bes-yuz-sirketi-arasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/Fortune-500-240x240.jpg" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/Fortune-500.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Fortune-500</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/07/Fortune-500-240x240.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>‘Baskı’nın kısa tarihi</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/baskinin-kisa-tarihi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/baskinin-kisa-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:01:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[manşet2]]></category>
		<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2222</guid>
		<description><![CDATA[O zamanki Almanya’nın Mainz şehrinde doğan Johannes Gutenberg’in asıl mesleği kuyum ustalığıdır. Bir kuyum ustası olarak belki bir yüzük imal ederken harf de yontabileceğini fark eden Gutenberg, modern matbaanın kurucusu olmuştur. Bugün çoğunlukla matbaanın icadı diye bilinen bu olay, Rönesans ve Reform Dönemlerinin, bilim devriminin tetikleyicisi olmuş; daha ucuza mal olabilen kitaplar yoluyla informasyonun çoğalmasını sağlamıştır. Gutenberg’den önce kitapların elle yazılması işi, çoğunlukla sadece bu işle görevlendirilen keşişler ve kiliselerin bu işe ayrılmış bölümlerinde yapılıyordu. Bazı seçkinler arasında din kitapları haricindeki kitapların elle yazılmasına himayelik etmek yaygındı. Daha önce sadece bu seçkin sınıf mensuplarının erişebildiği kitaplar, Gutenberg’den sonra matbaa yoluyla çoğaltılabilmeleri sayesinde daha alt sınıflara mensup kimselerin erişimine de açılmış oldu.

Din kitaplarının çoğalmasıyla din adamlarının hüküm ve hikmetinden kurtulan Hristiyanlık, bölünmüş ve değişime uğramıştır. Ünlü Amerikan yazarlarından Mark Twain, tanımı daha da genişleterek, “Bugün dünya ne ise, iyi veya kötü, bunu Gutenberg’e borçludur.” demiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Masaüstü yayıncılık öncesi modern kitap baskı tekniğinin icadı 15. yüzyıl ortalarına tarihlenir ve mucidi Johannes Gutenberg diye bilinir. Zira baskının, dolayısıyla matbaanın icadının 15. yüzyıldan çok daha önce Uzak Doğu’da gerçekleştiği bilinmektedir, hatta aynı harf dizgi tekniğinin, Gutenberg’den çok önce Çin’de ve Kore’de kullanıldığı tespit edilmiştir. İcat, basit tanımıyla kurşun gibi kolay işlenebilen metal harflerin elle yontulduktan sonra bir yüzeye satır satır dizilmesi ve mürekkeplenerek kağıda basılması şeklinde işleyen klişe “movable type” tekniğidir.</p>
<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/baskinin-kisa-tarihi.jpg" alt="" title="baskinin-kisa-tarihi" width="528" height="350" class="alignnone size-full wp-image-2224" /></p>
<p>Bugün yine biliyoruz ki medeniyet, beşiği sayılan Hristiyanlık Avrupası’na mensup olmayanları insanlık tarihinden de saymamıştır. Amerika’yı Kristof Kolomb keşfetmiş diye bilir, ünlü Piri Reis haritasına kesin bir açıklama getiremeyiz; ya da Aztek’lerin Avrupalılar onları keşfetmeden önce Avrupa’yı keşfedip keşfetmediklerine…<span id="more-2222"></span></p>
<p>O zamanki Almanya’nın Mainz şehrinde doğan Johannes Gutenberg’in asıl mesleği kuyum ustalığıdır. Bir kuyum ustası olarak belki bir yüzük imal ederken harf de yontabileceğini fark eden Gutenberg, modern matbaanın kurucusu olmuştur. Bugün çoğunlukla matbaanın icadı diye bilinen bu olay, Rönesans ve Reform Dönemlerinin, bilim devriminin tetikleyicisi olmuş; daha ucuza mal olabilen kitaplar yoluyla informasyonun çoğalmasını sağlamıştır. Gutenberg’den önce kitapların elle yazılması işi, çoğunlukla sadece bu işle görevlendirilen keşişler ve kiliselerin bu işe ayrılmış bölümlerinde yapılıyordu. Bazı seçkinler arasında din kitapları haricindeki kitapların elle yazılmasına himayelik etmek yaygındı. Daha önce sadece bu seçkin sınıf mensuplarının erişebildiği kitaplar, Gutenberg’den sonra matbaa yoluyla çoğaltılabilmeleri sayesinde daha alt sınıflara mensup kimselerin erişimine de açılmış oldu.</p>
<p>Din kitaplarının çoğalmasıyla din adamlarının hüküm ve hikmetinden kurtulan Hristiyanlık, bölünmüş ve değişime uğramıştır. Ünlü Amerikan yazarlarından Mark Twain, tanımı daha da genişleterek, “Bugün dünya ne ise, iyi veya kötü, bunu Gutenberg’e borçludur.” demiştir.</p>
<p>Yaşamakta olduğumuz topraklara ise ilk matbaanın İbrahim Müteferrika tarafından getirildiği bilinir genellikle. Ancak İstanbul’da ilk basımevleri, 15. yüzyıl sonlarında engizisyondan kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan ve kendilerine sadece Tevrat ve diğer dini kitapların basılması izni verilen Museviler tarafından kurulmuştur.</p>
<p>Matbaa tekniğinin bilinmesine rağmen kullanılmamış olmasını tarihçiler, dönemin hattatları tarafından kışkırtılan İslami çevrelerin öne sürdüğü, Kuran’ın “o zamana değin hep yapılageldiği gibi elle yazılması gerektiği” savına dayandırmaktadırlar. Reform öncesi Avrupa’da olduğu gibi Osmanlı’da da kitaplar genellikle dini mekanlarda ve yine elle yazılıyordu ve netice itibarıyla bu kitaplar sadece din kitaplarıydı.</p>
<p>İbrahim Müteferrika, Osmanlı’da ilk matbaanın ortaya çıkışından iki yüzyılı aşkın bir süre sonra, 1727 yılında kendi matbaasını kurmuştur. Matbaasında bastığı bilinen ilk kitap, <em>“Kitab-ı Lügat-ı Vankulu”</em>dur. Müteferrika’nın yaşamı boyunca 23 cilt halinde 17 eser bastığı söylenir. İbrahim Müteferrika’nın ölümünden sonraki dönemde matbaacılık ağır ağır da olsa İstanbul merkezli ilerlemesine devam etmiş, ders kitabı gereksinimleri ve kendi basımevlerini kuran gazete ve dergilerin kurulmasıyla gelişmesini sürdürmüştür.</p>
<p>Basılı yayımcılığın hızla artmaya başlaması, devlet denetimi ve vergilendirmesini de beraberinde getirmiştir. Devletin farklı dönemlerdeki farklı kural ve uygulamaları altında çalışmaya devam eden matbaacılıkla ilgili düzenlemeler, 23 Ocak 1888’de çıkarılan “Matbaa Nizamnamesi” ile durulduysa da, üzerindeki sansür gölgesi korunmuş, ayrıca “basımevlerinin her an yapılabilecek denetimlere hazır olması”, “kapılarının kilitli olmaması”, “bitişik binalara herhangi bir biçimde açılmaması” benzeri hükümler içermesiyle Cumhuriyet Türkiyesi’nde de devam edip günümüze kadar süregelmiş bir hakimiyet çekişmesine konu olmuştur. Bu hakimiyet çekişmesi; bilgiyi, belgeyi, informasyonu basıp dağıtanlar ve nelerin basılacağına, nelerin basılamayacağına karar verme rolünü üstlenmiş devletin bu basılıp dağıtılan şeyler hakkındaki hakimiyeti üzerinedir. Bu anlayışa göre devlet baskısı, kimlerin baskı yapıp kimlerin yapamayacağını belirlediği gibi, basılan şeylerin dağıtıldıktan sonra toplatılabilmesi gücünü elinde tutmaya devam etmektedir. Vergilendirme, basılan her şeyi kayıt altına alabilmenin, denetlemenin, gerektiğinde baskı öncesine müdahale edebilmenin bir yöntemi olarak kullanılmaktadır. Okurların bu çekişmedeki tek rolü, çekişmeden kurtularak önüne gelebilen yazılı eserleri okumakla sabittir.</p>
<p>Günümüzden çeyrek asır öncesine gelindiğinde ise, o günlerde basılı medya yerine geçip geçmeyeceğinin lafı bile edilmeyen ‘internet’ diye bir şeyin varlığından haberdar oldu dünyanın Amerikadan geri kalanı. Gelinen noktada ise basımevi, yayınevi ve gazetecilerin de dahil olduğu büyük bir çoğunluk, internet üzerinden beslenen yayıncılığı, e-kitapları, e-dergileri, e-gazeteleri konuşuyor; hatta konuşmakla kalmıyor, özellikle okyanusun batı yakasında yerleşik halklardan azımsanmayacak sayıdaki bir nüfus, eski mecralara yeni edindikleri alışkanlıklar üzerinden ulaşmaya çoktan başladı ve bu gidişat büyük bir hızla devam ediyor.</p>
<p>Diğer yandan, dünyanın en büyük sosyal ağı olan Facebook, resmen açıkladığına göre 500 milyon kullanıcı sayısını aşmış durumda. Bu kullanıcıların 150 milyonu Facebook’u aktif olarak kullanan kişilerden oluşuyor. Kullanıcılar artık bir bilgisayara bağlı olmadan da sisteme katılabiliyorlar. Resmi rakamlar, Ağustos 2010 itibarıyla dünya çapında 105 milyon iPhone kullanıcısını, 59 milyona yakın sayıda Blackberry kullanıcısını ve 12 milyon da Android kullanıcısını işaret ediyor. Facebook’un yeryüzündeki yarım milyar insana ulaşması altı yıl sürdü.</p>
<p>İnternet sayesinde nitelikli olsun veya olmasın, yazılı ve görsel medyanın kontrol edilemez bir biçimde “ortalığa dökülmesiyle” birlikte denetleme gücünü ve yayınlar üzerindeki hakimiyetini kaybetmeye başlayan otorite, bireyciliği besleyen hakim ideolojisiyle tezat bir görüntü veriyor olsa da, otonomilere karşı görünen tutumunu sürdürmeye devam ediyor. Uluslararası kabuller içeren temel çerçeveler, internet söz konusu olduğunda kolaylıkla göz ardı edilebiliyor; çünkü bilgi ve eşya alışverişinin sınırlarını çoktan ortadan kaldırmış bu yapı, yapısı itibarıyla denetlenemez bir büyümeyle gelişmeye ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Ve bu da Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gözlemlenen bazı ülkeleri, genlerinden gelen kontrol etme ve denetleme, gerek duyduğunda müdahale etme reflekslerini harekete geçiriyor; bunu sağlayabilmek için toplum tarafından bilinen ve bilinmeyen mekanizmalar kurmaya itiyor.</p>
<p>Günümüzde internet her an yapılabilecek denetimlere hazır, her şey herkesin gözü önünde cereyan ediyor. İnternetin gizlisi saklısı yok, kapılar ardına kadar açık. Bilgi ve informasyon sahipleri, gizleyen, saklayan rolünü bilgiden ve informasyondan sakınanlara devretmiş durumda. Ne var ki, internetin kapısı hem dışarıya hem de bitişik binalara her şekilde açık. Verilerinin isabetliliği tartışılır olsa da, ünlü Alexa’nın listesinde Türkiye’den girilemeyen(!) YouTube’un en fazla ziyaret edilen sekizinci site olarak yer alması ise Nasrettin Hoca’nın ünlü kapısını çağrıştırıyor.</p>
<p>Basın-yayın ve ifade özgürlüğü ile ‘baskı teknikleri’ üzerine en güncel bilgiyi <em><a  href="http://www.wikileaks.org/">WikiLeaks.org</a></em> tartışmalarını okuyarak takip edebilirsiniz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/e1740736/basknn-ksa-tarihi?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/baskinin-kisa-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/baskinin-kisa-tarihi-240x240.jpg" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/baskinin-kisa-tarihi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">baskinin-kisa-tarihi</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/baskinin-kisa-tarihi-240x240.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Aydınlık oda</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/alinti/aydinlik-oda/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/alinti/aydinlik-oda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 13:58:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALINTILAR]]></category>
		<category><![CDATA[manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2235</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf, tam anlamıyla göndergenin fışkırmasıdır. Oradaki gerçek bir bedenden çıkan ışınım en sonunda burada olan bana değer; aktarımın süresi önemsizdir; yitik varlığın fotoğrafı, bir yıldızın geciken ışınları gibi bana dokunur. (...) Her fotoğraf orada bulunmanın bir sertifikasıdır. Bu sertifika, ‘fotoğraf’ın icadının görüntüler ailesine getirdiği yeni bir utançtır. Bir insanın tasarladığı ilk fotoğraflar ona tıpkı bazı resimler gibi gelmiş olmalıdır; oysa o yine de değişmekte olan bir şeyle yüz yüze olduğunu biliyordu; onun bilinci, aynı “bu vardı” ektoplazmı gibi her türlü andırım dışında karşılaşılan nesneyi saptamıştır: Ne görüntü, ne de gerçeklik. Gerçekten yeni bir varlık; artık kimsenin dokunamayacağı bir gerçeklik.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/karanlik_oda.jpg" alt="" title="karanlik_oda" width="528" height="760" class="alignnone size-full wp-image-2236" /></p>
<p>Fotoğraf, tam anlamıyla göndergenin fışkırmasıdır. Oradaki gerçek bir bedenden çıkan ışınım en sonunda burada olan bana değer; aktarımın süresi önemsizdir; yitik varlığın fotoğrafı, bir yıldızın geciken ışınları gibi bana dokunur. (&#8230;) Her fotoğraf orada bulunmanın bir sertifikasıdır. Bu sertifika, ‘fotoğraf’ın icadının görüntüler ailesine getirdiği yeni bir utançtır. <span id="more-2235"></span>Bir insanın tasarladığı ilk fotoğraflar ona tıpkı bazı resimler gibi gelmiş olmalıdır; oysa o yine de değişmekte olan bir şeyle yüz yüze olduğunu biliyordu; onun bilinci, aynı “bu vardı” ektoplazmı gibi her türlü andırım dışında karşılaşılan nesneyi saptamıştır: Ne görüntü, ne de gerçeklik. Gerçekten yeni bir varlık; artık kimsenin dokunamayacağı bir gerçeklik.<!--more--></p>
<p align="center">ROLAND BARTHES<br />
CAMERA LUCIDA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/alinti/aydinlik-oda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/karanlik_oda-240x240.jpg" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/karanlik_oda.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">karanlik_oda</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/karanlik_oda-240x240.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Facebook’un filmi çekiliyor</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99un-filmi-cekiliyor/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99un-filmi-cekiliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 12:17:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[İNTERNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2218</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en popüler sosyal ağı konumundaki Facebook’un kuruluş süreci “The Social Network” filmiyle beyazperdeye aktarılıyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in hayatını konu alan filmin ekim ayında vizyona girmesi bekleniyor. “Seven”, “Fight Club” ve “Zodiac” gibi filmlerin usta ynetmeni David Fincher tarafından yönetilen filmde Mark Zuckenberg’i Jesse Eisenberg oynayacak. Tüm zamanların en yoğun sosyal medya etkisini yaratması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en popüler sosyal ağı konumundaki Facebook’un kuruluş süreci “The Social Network” filmiyle beyazperdeye aktarılıyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in hayatını konu alan filmin ekim ayında vizyona girmesi bekleniyor.</p>
<p>“Seven”, “Fight Club” ve “Zodiac” gibi filmlerin usta ynetmeni David Fincher tarafından yönetilen filmde Mark Zuckenberg’i Jesse Eisenberg oynayacak. Tüm zamanların en yoğun sosyal medya etkisini yaratması öngörülen filmde Eisenberg’in yanı sıra Justin Tiberlake, Andrew Garfield, Rooney Mara, Rashida Jones ve Max Minghella gibi ünlü isimler de yer alacak.</p>
<p>“Birkaç düşman edinmeden 500 milyon arkadaşa ulaşamazsın” temalı Facebook filmi fikrini, yeni çekilmesi planlanan Google filmi takip edecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/internet/facebook%e2%80%99un-filmi-cekiliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
	</item>
		<item>
		<title>Skype, bayramınızı kutluyor</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/etkinlik/skype-bayraminizi-kutluyor/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/etkinlik/skype-bayraminizi-kutluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 12:16:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2204</guid>
		<description><![CDATA[Skype, uzaktaki sevdiklerinin bayramını kutlamak için telefon mesajlarını ve konuşmayı tercih edenlere bu bayramda daha ucuz bir alternatif sunuyor. Bilgisayardan bilgisayara sesli ve görüntülü konuşma imkanı&#8230; Skype, 31 Ağustos’tan 7 Eylül’e kadar her gün 13.00 – 17.00 saatleri arasında evlerin kapısını rastgele çalarak ev sahiplerinin sevdikleriyle erkenden bayramlaşmasını sağlayacak. İstanbul, Ankara, Antalya ve Konya’da gerçekleştirilecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/skype-logo.gif" alt="" title="skype-logo" width="200" height="110" class="alignleft size-full wp-image-2206" />Skype, uzaktaki sevdiklerinin bayramını kutlamak için telefon mesajlarını ve konuşmayı tercih edenlere bu bayramda daha ucuz bir alternatif sunuyor. Bilgisayardan bilgisayara sesli ve görüntülü konuşma imkanı&#8230;</p>
<p>Skype, 31 Ağustos’tan 7 Eylül’e kadar her gün 13.00 – 17.00 saatleri arasında evlerin kapısını rastgele çalarak ev sahiplerinin sevdikleriyle erkenden bayramlaşmasını sağlayacak.</p>
<p>İstanbul, Ankara, Antalya ve Konya’da gerçekleştirilecek bu ziyaretlerle ev halkına Skype’ın sunduğu avantajlar ve uzakta yaşayan yakınlarına Skype aracılığıyla kolayca nasıl ulaşabilecekleri konusunda bilgiler verilecek.</p>
<p>Skype’ın sunduğu bu bayram kampanyası sayesinde sesli ve görüntülü arama seçenekleriyle tanışan ev sakinleri bilgisayar üstünden sevdikleriyle erkenden ve yüz yüze bayramlaşabilecekler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/etkinlik/skype-bayraminizi-kutluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/skype-logo.gif" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/skype-logo.gif" medium="image">
			<media:title type="html">skype-logo</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gennarators</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/bizden/gennarators/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/bizden/gennarators/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:56:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİZDEN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2244</guid>
		<description><![CDATA[&#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a  href="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/gennarators.jpg"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/gennarators-528x388.jpg" alt="GENNARATORS" title="GENNARATORS" width="528" height="388" class="alignnone size-large wp-image-2245" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/767e6353/gennarators?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/bizden/gennarators/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/gennarators-240x240.jpg" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/gennarators.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">GENNARATORS</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/gennarators-240x240.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnternet her yerde, ama “sahibi” kim?</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/internet-her-yerde-ama-sahibi-kim/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/internet-her-yerde-ama-sahibi-kim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:50:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ÖZGÜR UÇKAN</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2227</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlardaki gözde tartışma konularından biri web’in ölüp ölmediği! Wired dergisinin patronu ve “The Long Tail”in vizyoneri Chris Anderson, “Web ölüyor, yaşasın internet!” diyerek tartışmayı başlattı! Wired da bu “ölüm ilanını” bir grafik eşliğinde yayımladı. Cisco kaynaklı bu grafiğe göre web ve P2P hacmi düşerken internette video mevcudiyeti artıyordu. Ama ünlü teknoloji sitesi BoingBoing, yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlardaki gözde tartışma konularından biri web’in ölüp ölmediği! <em>Wired</em> dergisinin patronu ve “The Long Tail”in vizyoneri Chris Anderson, “Web ölüyor, yaşasın internet!” diyerek tartışmayı başlattı! Wired da bu “ölüm ilanını” bir grafik eşliğinde yayımladı.</p>
<p><a  href="http://www.wired.com/magazine/2010/08/ff_webrip/?utm"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ou-chart1.jpg" alt="" title="Wired Magazine Chart" width="528" height="324" class="alignnone size-full wp-image-2238" /></a></p>
<p>Cisco kaynaklı bu grafiğe göre web ve P2P hacmi düşerken internette video mevcudiyeti artıyordu. Ama ünlü teknoloji sitesi BoingBoing, yine Cisco verilerine dayanarak, bu grafiğin internet trafik artışını hesaba katmadığını söyleyerek ve rakamları güncelleyerek yeni bir grafik ortaya attı.</p>
<p><a  href="http://www.boingboing.net/2010/08/17/is-the-web-really-de.html"><img src="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ou-chart2.jpg" alt="" title="BoingBoing Chart" width="528" height="381" class="alignnone size-full wp-image-2239" /></a></p>
<p>Buna göre web ve P2P hacmi de ciddi bir yükseliş içindeydi; ama video kadar değil. Wired’ın grafiği gerçek toplam yerine, bir dikey eksen olarak toplam içindeki payları gösteriyordu. Gerçek toplama baktığımızda web büyümesinin yavaşladığını söylemek doğru değil; yalnızca P2P paylaşımı ve video mevcudiyetinin daha büyük bir hızla büyüdüğünü söylemek mümkün ki bu ikisi de zaten web içinde gömülü&#8230; Ayrıca, her şeyi hacime ve bant genişliğine bağlamak da pek doğru görünmüyor. Bu ölçüt, internet büyümesini ölçmek için anlamlı olsa da tüketimi ölçmek için uygun değil; çünkü harcanan zaman, yatırılan para, yapılan iş, elde edilen gelir gibi bileşenleri ıskalıyor.  50 MB’lık YouTube videosunun 5 MB’lık Wired makalesinden daha anlamlı bir büyüklük olduğunu iddia etmek kolaycılık olur.<span id="more-2227"></span></p>
<p>Chris Anderson’un web’i simgesel olarak “öldürmeye” çalışması aslında internetin değişen kimliğine ve “olgunlaşmasına” dikkatleri çekmek için olsa gerek. Web’i bir “ergen ütopyası”na benzeten Anderson, bunun yerine, arayüzler ve makineler arasındaki iletişimin  anahtar olduğu (XML), ekranın kullanıcının önüne geldiği (mobil internet), teknolojinin içerik ve hizmet kalitesi önünde silindiği (Apple), “olgunlaşmış” bir internet görmek istiyor. Yani açık, ama ekonomik olarak kırılgan bir dünyadan, kapalı ama ekonomik modellerin daha sağlam olduğu bir dünyaya geçişi hayal ediyor: mobil uygulamaların (apps) dünyasına&#8230;</p>
<p>İşte tam bu noktada, yani açık / kapalı geçişi konusunda itirazım var. Anderson aslında yeni bir şey söylemiyor. Mobil uygulamaların yakın geleceğin hakim platformu olacağını zaten biliyorduk. Arama işlevleri üzerine dayanan klasik web’den sosyal medya ortamına geçtiğimizi de&#8230; Anderson, internet tarayıcılarından uygulamalara, sendikasyondan (bir çok kanaldan birden ulaşılan içerik) abonelik sistemine, muzaffer Google’dan geleceği daha belirsiz bir Google’a, bedavadan (free) paraya çevrilebilir bedavaya (freemium), javascript’ten Objective-C’ye, HTML’den XML’e geçtiğimizi de söylüyor. Bunlar da yeni değil. Bu biraz “Apple Google’a karşı” tarzında bir klişe üretiyor. Yani bütün bu çıkarsamalardan “web’in ölümü”ne ilerlemek için biraz erken.</p>
<p>İnternet tarayıcısı hala çok yoğun bir biçimde kullanılıyor. Kullanıcılar o kadar kolaylıkla kanal değiştirebiliyor ki abonelik sisteminin sadakat evrenine geçtiğimizi söylemek abartı olur. Freemium kriz sonrasının başarılı modeli olabilir, ama bu uzun ömürlü olacağını söylemek için yeterli değil. Google’ın geleceği konusuna hiç girmeyelim, ama bir biçimde internetin geleceğiyle ilgili olacağı kesin. Web Google’ın ülkesi; Google sonrası internetin nasıl bir yer olacağı ile ilgili yeterli verimiz yok. Şu anda tek gerçek pazar, kullanıcıların oluşturduğu pazar ve bu pazar inovasyonla yaşıyor. Yani Anderson’un söylediği hiçbir şey kalıcı değil&#8230;</p>
<p>Web’in öldüğü filan yok. Sadece iş dünyası için daha zor başa çıkılır bir hale geldi. İş dünyası bir türlü web’den beklediği karı elde edemiyor. Kurumsal web sitesi ise öldü. Bu doğru. Kurumlar için kolay kullanılır uygulamalar daha akılcı. Açık web’den mobil uygulamaların “kapalı” dünyasına geçiş hayali, kar odaklı bakış açısından çok kışkırtıcı&#8230; Ama internet o kadar büyük bir hızla evriliyor ki iş dünyasının daha önceki hızlı yargıları ve başarısızlığının bir benzerini yaşaması çok mümkün. Çünkü denklemin en önemli bileşeni unutuluyor: Artık sadece “müşteri” olmayan kullanıcılar&#8230;</p>
<p>İnternetin gerçek sahibi kullanıcılar, iş dünyası değil. Kullanıcılar kolaylıkla yönlendirilebilir yekpare bir kitle olmaktan çıkalı çok oluyor. İnternetin iş dünyası ve devletlerin kapalı kurumsal evreni olması hayali web’in doğumundan beri kuruluyor. Ama artık internet her yerde; teknolojiye, belirli bir altyapıya, belirli hizmetlere bağlı değil. İnternet yansızlığı (net neutrality) ve yeni nesil dijital uçurumun nasıl çözümleneceği internetin geleceğini de belirleyecek. Giderek daha etkin ve etkili hale gelen kullanıcılar yön verecek bu geleceğe. Erken ötmesinler!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/b233885b/internet-her-yerde-ama-sahibi-kim-ozgur-uckan?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/internet-her-yerde-ama-sahibi-kim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ou-chart1-240x240.jpg" />
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ou-chart1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Wired Magazine Chart</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ou-chart1-240x240.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ou-chart2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">BoingBoing Chart</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.gennaration.com.tr/wp-content/uploads/2010/08/ou-chart2-240x240.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ha Şenyuva Sitesi ha internet sitesi!</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/ha-senyuva-sitesi-ha-internet-sitesi/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/ha-senyuva-sitesi-ha-internet-sitesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:24:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. SELİM TUNCER</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2232</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlık tarihinde iş bölümünün başlamasıyla birlikte “uzmanlaşma” süreci de başlamış oldu. Hayatımızı hem kolaylaştırmak hem de güzelleştirmek için bazı ihtiyaçlarımızı uzmanlar marifetiyle karşılarız. Mesela kendi evimizi kendimiz inşa etmez, öncelikle bir mimari tasarım hizmeti alarak başlarız işe&#8230; Evimiz, içine oturabilecek hale gelinceye kadar birçok başka uzman da girer devreye. Bazı işlerimizde ise, eğer çok özel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinde iş bölümünün başlamasıyla birlikte “uzmanlaşma” süreci de başlamış oldu. Hayatımızı hem kolaylaştırmak hem de güzelleştirmek için bazı ihtiyaçlarımızı uzmanlar marifetiyle karşılarız. Mesela kendi evimizi kendimiz inşa etmez, öncelikle bir mimari tasarım hizmeti alarak başlarız işe&#8230; Evimiz, içine oturabilecek hale gelinceye kadar birçok başka uzman da girer devreye. Bazı işlerimizde ise, eğer çok özel amaçlarımız yoksa uzmana ihtiyaç duymayız.</p>
<p>Mesela, bir Anadolu köyünde bir genç kız, çeyiz koleksiyonu için üreteceği birçok dantel işini geleneksel tevarüs yoluyla öğrenmiştir ve işini profesyonel bir yardım almadan gerçekleştirir. Yarattığı eser ise, kendi sınırları içinde değerlendirildiğinde, eleştirilemeyecek ölçüde “güzel”dir. Bir müzik eseri eleştirilebilir, ama bir türkü bildiğiniz gibi bundan muaf tutulabilir; eleştirilmekten çok, analiz edilir. Gündelik eşyadan mimariye, bahçecilikten kılık kıyafete, süsleme sanatlarından takılara kadar birçok tezahürü bu gözle değerlendirebilirsiniz.<span id="more-2232"></span></p>
<p>Zurnanın malum sesi çıkardığı yer işte tam burasıdır. Bu halk sanatı örnekleri yüzyıllar boyunca öyle bir süzgeçten geçerler ki, bu süzgeç sayesinde kendilerini eleştirilerden koruyacak mukavemeti kazanırlar. Tamam, bu sanatlarda formlar ve kalıplar, ‘template’ler gibi fazlaca statiktir ve bireysel katkılara az izin verir, kabul. Ani sıçramalar ve devrimler yaşanmaz, ama bu durum aynı zamanda bir güvence oluşturur.</p>
<p>Bu süzgeç nedir? İnsanın kendisinde ‘a priori’ olarak var olan sağlam bir sistemdir bu. Altı aylık bir bebekten yetmiş yaşındaki dedeye, okumuşundan cahiline, zengininden fakirine kadar her yaş ve katmandaki insanı etkileyebilen bir havai fişek gösterisine verilen ortak tepkiyi sağlayan insandaki en ilkel şey neyse, odur süzgeç. Bir kusuru vardır, çok ağır çalışır.</p>
<p>Uzmanların zihinsel beslenme yöntemleri, bir yeteneğe sahip olma özellikleri, birikim ve deneyim kazanma teknikleri ayrı bir konudur. Şimdilik bize gereken, daha önce bir uzmanlık işi olan etkinliklerin, araçlara sahip olma imkanlarının genişlemesi sonucu kitleselleşmesiyle başına gelen felaketi yorumlamaktan ibarettir.</p>
<p>Prof. Dr. Hasip Pektaş’a kulak verelim: “Tarih boyunca insanlar duygularını ifade etmek, fikirlerini ve sorunlarını paylaşmak için farklı iletişim biçimleri kullanmışlardır. Bunlardan belki de en önemlisi ve etkilisi görsel dildir. Son yıllarda görsel dilin yoğun olarak yer aldığı alanlardan biri ise internet ortamıdır. İnternet, içerik ve özellikleriyle özgür bir iletişim ortamıdır. Kullanımı kolaydır, ekonomiktir, yer, alan ve zaman olarak oldukça esnektir. Diğer iletişim kanallarına göre hedeflenen kitleye ulaşmada daha başarılıdır. Her istenilen konu istenildiği biçimde sunulabilir, paylaşılabilir. Yazı, görüntü ve ses gibi verilerin bilgisayar kullanıcılarına ulaşmasını sağlayan bu global ağın cazibesine kapılan pek çok kişi web sayfası yapmakta, farkında olmadan bazı görsel kirlenmelere de neden olmaktadır. Eğer amaç ilgi çekici, bilgi verici ve görsel yönden etkili sayfalar yaratmaksa, belirli bir tasarım birikimine sahip olmak gerekmektedir. Amatör olarak web sayfası yapmak isteyenlerin önünde şüphesiz herhangi bir engel yoktur. Fakat görsel kirlenmeyi en aza indirmek için bazı ilkeleri ve önerileri dikkate almalarında yarar vardır.”</p>
<p>Görsel kirlenme yargısına olduğu gibi katılıyorum; bunun örneklerini de bol miktarda görüyoruz. Tabii web sitesi yapmak isteyenlerin belirli tasarım ilkelerini öğrenmelerini istemek de güzel bir temennidir, ama çok kolay değildir. Web 2.0’la birlikte bu daha da zorlaşmıştır. Belki uzmanların tasarladığı ‘template’lerin, durumu önemli ölçüde kurtardığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Evinin bahçesini iyi tasarlayamayan birini, bir peyzaj mimarıyla çalışmaya nasıl zorlayabiliriz ki? Fakat, “Enfes bir bahçe yapmışsın, çok doğal duruyor.” diye de övmeyelim. “Bahçe düzenlemen çok başarılı olmuş, tam da kişiliğini yansıtıyor.” demek ise düpedüz hakaret olur.</p>
<p>Grafik tasarım disiplini, 1980’lerden sonra masaüstü yayıncılık araçlarının gelişmesiyle birlikte yaşanan kitleselleşmenin sonucu olarak ilk darbeyi yemişti. Bir süre sonra bunun bir uzmanlık işi olduğu, araçlara sahip olmanın yetkinlik için yeterli olmadığı tam anlaşılmak üzereyken, gündemimize internet düşüverdi. Bilgisayar temelli oldukları için neredeyse eşzamanlı olarak art arda yaşanan her iki gelişmenin de grafik tasarımın kapsamı içinde olmadığını söyleyemeyiz. Hemen burada uzmanların ve ustaların çok kötü bir huylarından söz etmenin zamanı geldi; bu gelişmelere kayıtsız kaldıkları gibi bir de önyargılı ve olumsuz baktıkları için meydanı daha çok “cahil cesareti” olanlara bırakıverdiler. Böylece kendi birikimlerini aktarmakta biraz geç kaldılar. Tabii her şeye rağmen bu, sektörler içinde yaşanan kapalı devre bir gelişmeydi. Şimdiki farklı&#8230;</p>
<p>Şimdi, internetin özellikle Web 2.0 vasıtasıyla kitleselleşmesi, daha doğru bir ifadeyle belli imkanları olan “birey”lerin kolayca sahip olabileceği bir araca dönüşmesi bambaşka bir durumdur. Bu gelişmeye hiçbir şey adına hiç kimse itiraz edemez, etse de bir anlam taşımaz. Yine hiç kimse bu kadar insanın grafik tasarım uzmanı olmasını bekleyemeyeceği gibi, onların bir uzmandan yardım almasını da isteyemez.</p>
<p>Bir başka yazımda da belirtmiştim, tüm acemilikler ve kirlilikler henüz doğallaşmamış bir aracın primitif örneklerini oluşturuyorlar. Bu alandaki uzman desteği belki ‘template’lerden öteye de taşınabilir, ama daha fazlasını “süzgeç”ten bekleyeceğiz. Bu durum, ele geçen ve henüz içselleştiremediğimiz imkanların bolluğundan kaynaklı bir “kasap ve yağ” ilişkisi kapsamında değerlendirilebilecek afallamalardan ibarettir. Ortaya çıkan ürünlerin durumu ise bir sefalettir, bunları “doğallık” falan gibi gerekçeler adına onaylamak, zaten çok ağır çalışan süzgecin daha da ağırlaşmasına neden olur. Durum, Karadenizli müteahhitlerin betonarmeyi ele geçirmeleriyle birlikte oluşturdukları vehametten farklı değildir.</p>
<p>Gerçekten insanın içinde bir “süzgeç” var mıdır? Düşünürler arasında bu görüşü hararetle savunanlar olduğu gibi itiraz edenler de var. Benim görüşüm, hatta haydi inancım diyelim, olduğu yönünde&#8230;</p>
<p>İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli farklardan biri “güzelleştirme” iradesine sahip olmasıdır. Yine onu bir kelebekten ayıran, aynı zamanda elinde infilak gücü yüksek “çirkinleştirme” bombaları bulundurmasıdır. Eğer niyetimiz kalıcı değerler yaratmaksa tutunacağımız dal “güzellik”tir. “Çirkinlik” de geçici parlamalar sağlayabilir, hatta bunu daha da gürültülü bir şekilde yapabilir, ama bir gün süzgece takılacağı için elimizde patlaması kaçınılmazdır.</p>
<p>Sanırım bu yazıyla bir çerçeve çizmiş olduk. Tasarımla ilgili diğer mevzuları fırsat buldukça ayrı yazı konuları yaparız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/gennaration/2b2b6544/ha-senyuva-sitesi-internet-selim-tuncer?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
<p><iframe src="http://friendfeed.com/ast/edbafa49/ha-senyuva-sitesi-internet-selim-tuncer?embed=1" frameborder="0" height="600" width="528" style="border:1px solid #aaa"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/yazarlar/ha-senyuva-sitesi-ha-internet-sitesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
	</item>
		<item>
		<title>Advertolog</title>
		<link>http://www.gennaration.com.tr/web-sitesi/advertolog/</link>
		<comments>http://www.gennaration.com.tr/web-sitesi/advertolog/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:24:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gennaration</dc:creator>
				<category><![CDATA[WEB SİTESİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gennaration.com.tr/?p=2230</guid>
		<description><![CDATA[Advertolog.com dünyanın en büyük online reklam arşivlerinden biri. Ücretli bireysel ve kurumsal üyelik seçeneklerinin yanında, kısıtlı olarak ücretsiz kullanım hakkı da sağlıyor. Tüm dünyadan iki milyonu aşkın reklamı içeren veri tabanını kullanıcı dostu bir arayüzle sitenin kullanıcılarına sunuyor. Çoğunluğunu reklam ajanslarının ve reklamverenlerin oluşturduğu üyeler, bu dev arşive kendi reklam filmlerini veya görsellerini de yükleyebiliyorlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Advertolog.com dünyanın en büyük online reklam arşivlerinden biri. Ücretli bireysel ve kurumsal üyelik seçeneklerinin yanında, kısıtlı olarak ücretsiz kullanım hakkı da sağlıyor.</p>
<p>Tüm dünyadan iki milyonu aşkın reklamı içeren veri tabanını kullanıcı dostu bir arayüzle sitenin kullanıcılarına sunuyor.<span id="more-2230"></span></p>
<p>Çoğunluğunu reklam ajanslarının ve reklamverenlerin oluşturduğu üyeler, bu dev arşive kendi reklam filmlerini veya görsellerini de yükleyebiliyorlar. Advertolog.com adresindeki siteye sadece üye olarak da reklamlardan ilgilendiklerinizi ücretsiz olarak indirmeniz mümkün.</p>
<p>Sitede reklam arama formuna kelime girerek arama yapılabildiği gibi, ülkeler, sektörler, ajanslar, markalar ve ödül kazanan reklamlara ait ayrıca birer bölümleme bulunduğundan, aranan reklamları bulmanın benzer arşivlere göre daha kolay olduğu söylenebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gennaration.com.tr/web-sitesi/advertolog/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
	</item>
	</channel>
</rss>
