http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

GENNARATION
GENNARATION
17 Haziran 2010
3 Yorum

PAYLAŞ

Google engelleme(me)si


Türkiye, Google servisleri engellemesi haberini bazı internet servis sağlayıcıların aldıkları TİB talimatını müşterilerine “Aksaklık yaşanabilir.” uyarısıyla iletmesi ve Anadolu Ajansı’nın bunu duyurması üzerine, 4 Haziran’dan itibaren öğrendi. AA’nın haberinde İSS’lerin kullanıcılarını “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan iletilen engelleme kararı sebebi ile Google’a ait bazı IP’lere hukuksal nedenlerden dolayı erişim engellenecektir. Erişimi engellenen IP’ler dolayısıyla, Google’ın bazı uygulamalarına erişememe ya da yavaşlık yaşanması beklenmektedir.” şeklinde uyardığı dikkati çekti.

İnternet kullanıcıları, bazı Google servislerinin kullanılamaz hale gelmesine yol açan IP bazlı engellemeyi 1 Haziran gecesinden itibaren hissetmeye başladı; ancak bunun genellikle diğer teknolojik aksaklıklara yorulduğu gözlemlendi. TİB’in (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) bu gibi uygulamaları devreye aldığında kamuoyuna duyurmakta geciktiği veya hiç duyurmadığını belirten bazı internet kullanıcılarının ve aktivistlerin, olağanüstü bir durum yaşandığı konusunda mutabakat sağlayarak birer ikişer tepki göstermeye ve konuyu araştırmaya başladıkları görüldü.

İnterneti yoğun olarak kullanan veya işlerini internet üzerinden yürüten bazı kullanıcılar durumu yeni bir sansür olayı şeklinde değerlendirince asıl gürültü koptu. Tepkisini ortaya koyanların konuyu sosyal ağlarda tartışırken Twitter üzerinden de #TurkeyCensorGoogle ‘Hashtag’ıyla yaymaya başladıkları izlendi. İnternet sansürüne karşı oluşumlar web sitelerinden tepkilerini dile getirdiler. Konu bazı televizyon programlarına, gazetelere, radyolara taşındı; yabancı web sitelerinde haberler çıktı, İsveç Korsan Partisi Türkiye’de Google servislerinin engellenmesini bir bildiri ile kınadı, bazı dijital ajanslar ortak bir bildiri yayımladı. Bu bildiride şöyle denildi:

“Dünyayla rekabet için dünyayla iletişim kurabilmeli ve ona meydan okuyabilmeliyiz. Bir başka deyişle, kısıtlanmadan iletişim kurabilmeli ve dünyayla haberleşebilmeliyiz. Dünyadaki gelişmeleri izleyebilmeli, anlamalı ve gereğinde hamlemizi yapabilmeliyiz. Bu doğrultuda, artık interneti kısıtlamalar olmadan kullanabilmek istiyoruz. Uluslararası arenada daha iyi sonuçlar elde etmek için, ülkemizin bunu hak ettiğine inanıyoruz.”

Yoğun kamuoyu tepkisi üzerine TİB bir açıklama yaptı. Açıklamada kısaca şöyle denildi: “Tarafımızca tesis edilen işlem, kamuoyunun yoğun gündemini oluşturan internet adresleriyle ilgili olmayıp, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05/05/2008 tarihli ve 2008/402 no’lu kararı gereği erişimi engelli olan, Youtube.com internet adresine ilişkin IP adreslerinin güncellemesinden ibarettir.” (…) “Sonuç olarak Youtube.com’a erişim amacıyla kullanılan ve tarafımızca engelleme tedbiri kapsamında güncellenen IP adreslerinin arkasında farklı şirketlere ait alan adı veya çeşitli hizmetlerin barındırılması bu şirketlerin kendi tercihleri ve sorumluluklarındadır. Dolayısıyla bu hizmetlerden yararlanan internet kullanıcılarının mağduriyetinin çözümü bahse konu hizmetleri sunan şirketlerin elinde bulunmaktadır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Gelişmeler üzerine İNETD (İnternet Teknolojileri Derneği) Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül ise kendi blogundan şu görüşleri dile getirdi:

“TİB bu hafta başında internet yasaklarının uygulamasında 2 yıllık uygulamasını değiştirerek, Türk internet kullanıcılarına daha çok zarar verecek bir uygulamaya geçti. Kamuoyunu haberdar etme, planlama aşamaları atlanarak hızla uygulanan IP temelli yasaklama ile çok büyük bir haksızlığa ve karışıklığa sebep oldu. Türkiye Youtube’daki 5 adet sakıncalı bulunan video nedeniyle, Google’ın önemli servislerinde yavaşlama ve erişim engellemesine sebep oldu ve olmaya devam ediyor.

Bilindiği gibi, bir IP numarası bir apartman ve iş merkezi gibi pek çok evi ya da dükkanı barındırır. Alan adı bir iş merkezindeki tek tek dükkanlara erişime imkan verir. Bir URL ise tek tek dükkanlardaki nesnelere erişimi sağlar. Beş videoyu yasaklamak için pek çok alış merkezini yasaklamak, pire için yorgan yakmanın çok ötesiden pire için ev yakmaktır.

Yasakların bu şekilde uygulaması, interneti anlamayan bir bakış açısının, hukukun temel ilkelerini çiğneyerek, Türkiye’ye zarar vermesiyle sonuçlanacaktır. Bu yasaklar, Türkiye internetini geliştirmeyecek, Türk iş dünyasına ve internet sektörüne zarar verecektir. Bu ifade özgürlüğüne, eğitim özgürlüğüne, iş yapma özgürlüğüne verilmiş bir zarardır. Bu yurttaşa güvenmeyen bir bakışın yansımasıdır.”

Mustafa Akgül haricinde başka akademisyenlerden de tepkiler geldi ve hukuki girişimler başlatıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, konuyla ilgili kurumlara “kullanıcı sıfatı” ile itiraz dilekçesi verdiler. Dilekçeler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) İnternet Daire Başkanlığı’na sunuldu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, süreç yaşanırken erişim engellemesine tepkisini Twitter hesabından şu üç mesajla bildirdi: “Türkiye’nin Youtube’u yasaklayan, Google’a erişimi engelleyen ülke kategorisinde olmasını tasvip etmem. Bu konuda yasal yollar bulunmalı.”, “Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Bu tür yasaklar dünyayla bütünleşmeyi engeller.”, “Üniversitelerin de bilime erişimi bu yollarla olacak. Bu tür yasakları sakıncalı görüyorum.” Abdullah Gül’ün görüşleri daha geniş olarak Cumhurbaşkanlığı web sitesinden de duyuruldu.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise katıldığı bir toplantıda konuyu hatırlatan gazetecilere şu açıklamayı yaptı: “Biz de Sayın Cumhurbaşkan’ımızın, Başbakan’ımızın dediği gibi sitelerin yasak olmamasını diliyoruz. Ama bu, tamamen yargıyla ilgili bir konudur. Bakanlığımızın bu yasakla doğrudan, dolaylı hiçbir dahli yoktur.”

Bazı yorumcular bunun bir sansür olmadığını, hesaplanan vergi borcunun tahsilatının sağlanabilmesi için doğal bir şartlı refleks olduğunu savunurlarken, bilişim uzmanları ve hukukçular uygulamanın sansüre eşdeğer sonuçlara yol açtığını, halen uluslararası hukukta tartışılmaya devam eden internet ekonomisiyle ilgili sorunların devletlerin tek taraflı uygulamalarıyla çözülemeyeceğini, Türkiye’de 5651 sayılı kanunla site kapatma davalarına temel teşkil eden katalog suçlarında dahi yer almayan edimlerin bu gibi hukuk dışı uygulamalarla aşılmak istenmesinin tehlikeli sonuçlara yol açabileceğine işaret ediyorlar.

Turk.internet.com’un 10 Haziran tarihli haberine göre ise oluşan bu karmaşa sona ermiş durumda. Haberde şöyle deniyor: “Artık Google’ın tüm uygulamalarına sorunsuz ulaşılabiliyor. Ancak YouTube’daki sorun yaratan Atatürk videosu hala kaldırılmadığı için YouTube’a erişim engellemesi devam ediyor.”

 

Ekşi Sözlük kurucusu Sedat Kapanoğlu’nun yeniden gündeme gelen yazısı

 

DİĞER GENNARATION YAZILARI

3 Yorum

27 Haziran 2010 23:45

scaryguy

Süreci gerçekten çok iyi özetlemişsiniz. Tebrikler ve teşekkürler.

Google hizmetleri ile alakalı olarak yaşanan son gelişmelerin, bir takım çevreler tarafından kendi niyetlerine yontulduğunu açıkça gördük. Kendilerini “Sansür karşıtı” olarak tanımlayan bu insanlara ben katılmıyorum.

Sansüre EVET! sloganını savunan bloguma ziyaretinizi beklerim.

Sevgiler.

28 Haziran 2010 09:08

Ali Riza Esin

Sansüre evet diyen, bunu da açtığı blogda mesnetsiz iddialarla, safsatalarla ve tamamen sarkastik yorumlarıyla yapmaya çabalayan ‘scaryguy’ kişisi…

“Selametle!” ;)

29 Haziran 2010 16:25

scaryguy

Yazınıza atıfta bulunduğum makalem şurada:
http://sansureevet.blogspot.com/2010/06/youtube-ve-sozde-google-sansuru.html

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol