İnteraktif reklama “duygu” katmak
Apple, 8 Nisan’da mobil işletim sistemi olan iPhone OS’un yeni sürümüyle ilgili bir ön sunum toplantısı gerçekleştirdi. “Yaz aylarında” ifadesiyle belirlenen çıkış zamanından önce yazılım geliştiricilerine dağıtılan iPhone OS 4’ün ‘Beta’ sürümü önemli bazı yenilikler getirmesine rağmen, bize daha ilginç gelen, sunumu toplantının en sonuna ayrılan ‘iAd’ isimli, yeni mobil reklam platformu oldu.

Apple’ın bu atılımıyla hedeflediği en büyük pazarın ABD olduğu biliniyor. “Amerika” denildiği zaman ise, ‘comScore’a göre toplam 45,4 milyonluk bir ‘Smartphone’ kullanıcı sayısından bahsedilmiş oluyor. iPhone’lar aynı verilere göre bu sayının %25’ini oluşturuyor. Mobil tarayıcı üzerinden internet erişimi rakamları ise farklı. Apple’ın açıkladığı rakamlara göre Amerika’da internete erişen mobil cihazların %64’ü iPhone. Android, Symbian ve Windows Mobile işletim sistemleriyle çalışan cihazlarla BlackBerry’lerin toplamı ise %36’yı buluyor.
Apple bu yıl başlarında bir mobil reklam şirketi olan Quattro Wireless’ı satın aldığını duyurduğunda bunun yazılım geliştiricilerinin kazançlarının arttırılmasına ve elbette Apple’ın da bundan kazançlı çıkmasına yönelik bir atılım olduğu tahminleri yapılmış olmasına rağmen, kimse Apple’ın kendi ürettiği cihazlardaki reklam gösterimlerini domine etmeyi planladığını düşünmemişti. Mevcut durumda 185.000’i aşkın iPhone yazılımı bulunuyor ve bu yazılımların özellikle ücretsiz olanlarının çoğunda standart reklam ‘banner’ları dönüyor. 2010’un yaz aylarından itibaren, yani iPhone OS 4’ün çıkışıyla birlikte iPhone’larda ve daha sonra da iPad’lerde görüntülenecek reklamlara Apple’ın kendi belirlediği kural ve standartlar gelmiş olacak. Bu durum aynı zamanda Turkcell gibi kendi yerel reklam ağlarını geliştirmeye başlayan şirketler için de bu platformlar üzerindeki bir engel halini alabilir.

Bizzat Steve Jobs tarafından tanıtılan iAd, interaktif reklamcılığa yabancı olmayanların zaten bildiği unsurlar taşıyor gibi görünmesine rağmen, kapsam ve işleyişinde bazı yeni yaklaşımlar mevcut. Apple’ın yeni mobil işletim sistemi ön sunumundaki iAd bölümü şöyle geçti:
Steve Jobs, iAd sunumuna interaktif ve geleneksel medyayı karşılaştırarak başladı. Seçtiği mecralar internet ve televizyon idi. Verdiği örnekle internet reklamlarının interaktivite avantajına karşın, televizyon reklamlarının internet reklamlarında eksikliği hissedilen “duygu”yu yansıtabildiğini söyledi. iAd sisteminin bu iki unsuru birden kullanarak bir denge oluşturmayı ve reklamlarla ilgili kullanıcı deneyimini geliştirmeyi amaçladığını bir şemayla açıklayan Jobs, internet ve mobil yazılımlardaki ‘banner’ reklamların en büyük dezavantajı olarak da, reklam tıklandığında bulunulan ortamdan reklamın kendi ortamına geçiş yapılıyor olmasını ve reklamın kullanıcının asıl meşgul olduğu şeyle ilişkisini kesmesi nedeniyle, tıklamaktan kaçınılıyor olmasını gösterdi.
Bilgisayarlar üzerinden erişilen internette, kullanıcının genellikle “arama” yaparak işini gördüğünü, oysa iPhone veya diğer mobil cihazlarda bulunan yazılımları kullananların ne istediğini bilerek program seçtiğini, bu anlamda mobil cihazlarda görüntülenen reklamlarla internette karşımıza gelişigüzel çıkabilen reklamlar arasında da temel bir fark bulunduğunu ifade etti.

Ana amaçlarından birinin de yazılımcıların ‘App Store’daki ücretsiz iPhone yazılımlarını ücretsiz sunmaya devam edebilmeleri için onlara destek sağlamak olduğunu söyleyen Steve Jobs, reklamlardan elde edilecek gelirin %60’ının yazılım geliştiricilerine ayrılacağını, %40’ının ise servis sağlayıcı sıfatıyla Apple’da kalacağını açıkladı. Bilindiği gibi aynı sistem %70’e %30 paylaştırmayla iPhone ve iPad yazılım satışlarının gerçekleştirildiği ‘App Store’da da uygulanıyor.
Steve Jobs konuşmasında önümüzdeki yaz itibarıyla dünya çapında iPhone işletim sistemi kullanan 100 milyon cihaz olacağını, her kullanıcının günde ortalama 30 dakikalığına yazılım kullandığını hesapladıklarını ve bunun günde 10 reklam gösterimine denk geldiğini, tüm bunların günlük 1 milyar reklam görüntülenmesi demek olduğunu söyledi. Bu hacmin göz ardı edemeyecekleri kadar yüksek olduğunu belirten Jobs, üzerinde çalıştıkları iAd sisteminin görüntülenen reklamların etkinliğini de arttıracağını iddia etti. Steve Jobs konuşmasına sunum için hazırlanan üç örnek reklam uygulamasını “kullanarak” devam etti.
iAd sisteminde reklamlar tıklandıktan sonraki herhangi bir aşamada kapatılıp programda kalınan işe devam edilebiliyor. Böylesi uygulamalarda reklam “kullanıcısına” video görüntüleriyle “televizyonvari” bir reklam deneyimi yaşatmak, sonrasında ise animasyonlu ve etkileşimli yöntemlerle ürün seçimi ve kullanımını tarif etmek, ürün veya hizmet vaatlerini ayrıntılarıyla sunmak olası gibi görünüyor. Bunun yazılım içinde işleyebilen başka bir yazılım olduğunu söylemek mümkün.
iAd sisteminin genellikle Flash eklentisiyle çalışan benzer içerikli reklamlara göre tek farkı standart HTML5 kodları kullanacak olması. iAd reklamları ayrıca üzerinde çalıştığı cihazların tüm yeteneklerinden faydalanabilecek. Bunlar arasında ses ve video oynatımı, konum belirleme ve harita sistemleri entegrasyonu, ‘online’ satış ve elbette telefonla sesli iletişim de var. Kullanıcılar satın alma veya daha derinlemesine inceleme kararı verirlerse, reklamı yapılan ürünün iPhone/iPad yazılımını da reklamda sunulabilen bağlantı üzerinden yükleyip, ürünü kendilerine göre özelleştirerek sipariş verebilecekler.
Bilindiği gibi Google da bir süre önce mobil reklam işine soyunmuştu. Bu durum akla hemen Google’ın iAd’i sıcak karşılamayacağını getiriyor. Ancak uzmanlar bu yeni gelişmenin mobil reklam pazarında önemli bir yere sahip AdMob’u satın almak istediğini daha önce duyurmuş olan Google’ın ekmeğine yağ sürdüğünü belirtiyor. Google halen çeşitli marka mobil cihazlar üzerinde çalışabilen Android işletim sistemini geliştirmeye devam ediyor.
iPhone ve iPad’lerdeki Flash oynatıcı kısıtlaması nedeniyle eksik kalan etkileşimli reklam kullanımı, bu yeni reklam ‘network’üyle tamamlanmış olacak. Apple’ın kendi mobil platformu üzerinde çalışacak reklamların paketlenmesi amacıyla hazır geliştirme araçları sunacağına ise kesin gözüyle bakılıyor.
iAd’in sağlayacağı asıl gelişmenin ise, mobil platformlarda kullanıcının tıklamaktan kaçınma eğilimine yenik duran görüntülenme sayısı bazlı fiyatlandırmanın, giderek tıklanma ve izlenme süresi bazlı veya şimdiden öngörülemeyen başka fayda/fiyatlandırma modellerine doğru kayması olacağı söylenebilir.


Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın