Webrazzi Gündem’de “sosyal medya” tartışıldı

Pazarlama, reklam ve basın dünyasından uzmanlar, sosyal medyayı tartışmak üzere bir araya geldiler. Webrazzi tarafından 27 Ocak 2010’da gerçekleştirilen toplantıya katılımcılar, sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun ilgi gösterdi. Gennaration olarak bizler de, çok önemli bir etkinlik olarak değerlendirdiğimiz bu toplantının geniş bir özetini okurlarımıza aktarmaya karar verdik.
Toplantının “Rakamlarla Sosyal Medya” başlıklı açılış sunumunda Promoqube Genel Müdürü Özgür Alaz, içinde bulunduğumuz dönemi “sosyal network çağı” olarak nitelendirdi. Aralık 2009 itibarıyla Türkiye’de 17,5 milyon olan Facebook kullanıcı sayısının Ocak 2010’da 18 milyona ulaştığını belirten Özgür Alaz, dünya üzerinde hâlen toplam 350 milyon olan Facebook kullanıcısı sayısının önümüzdeki yıl 700 milyona ulaşacağını tahmin ettiğini söyledi. Yapılan araştırmalardan aktardığı verilere göreyse, Türkiye’de kullanıcılar Facebook’a günde ortalama 56 dakika, buna karşılık e-postalarına ise sadece 4 dakika ayırmakta. Facebook, Twitter ve Friendfeed gibi sosyal ağlara katılan herkesin aslında bir içerik oluşturduğunu ve bu içeriği sahip olduğu ağ ile paylaşarak kendi mecrasını yarattığını anlatan Özgür Alaz, ortalama 130 kişilik bir ağa sahip bir kişinin ilk aşamada 7500 kişiye, daha sonra da 1 milyon kişiye ulaşabileceğini söyledi. Twitter’da güncellenen her 5 “twit”ten birinin markalarla ilgili olduğunu söyleyen Özgür Alaz, markaların bu yüzden sosyal medyaya daha fazla önem vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Toplantının “Sosyal medya tehdit mi, fırsat mı?” başlıklı ilk oturumunda konuşmacı olarak, TV programı yapımcısı ve sunucusu Elif Dağdeviren, Doğuş Yayın Grubu yeni medya direktörü İlker Ermurat, Radikal gazetesi teknoloji editörü M. Serdar Kuzuloğlu ve Project House kurucu ortağı Serhat Akkılıç bulundu. Crenvo Danışmanlık genel müdürü Arda Kutsal’ın moderatörlük yaptığı oturumda, markaların ve ünlülerin sosyal medyada nasıl bulunmaları gerektiği ve karşılaşacakları tehditler gündeme geldi.
TürkMax’te yaptığı Sosyalem adlı programıyla sosyal medyayı televizyon ekranlarına taşıyan Elif Dağdeviren’in verdiği örnek ise, markaların sosyal medyayı ne kadar önemsemeleri gerektiğini gözler önüne serdi: ABD’de bisiklet kilidi üreten ve kendisini “Açılmayan Tek Kilit” sloganıyla konumlandıran bir firmanın kilitlerinin iki genç tarafından 5 saniyede açıldığını gösteren video kaydının Youtube’da yer almasının ardından firma, borsada 24 saat içinde ciddi bir değer kaybı yaşamış. Krizden sonra internetin Amerika’da ve Türkiye’de değer kazandığını anlatan Elif Dağdeviren, internete yatırım yapmanın önemine vurgu yaptı.

2009’da Facebook için harcanan reklam bütçesinin 430 milyon dolar olduğunu belirten İlker Ermurat, 2010’da bu tutarın 600 milyon dolar olmasının beklendiğini söyledi. Sosyal medyada telif haklarının önemsemesi gerektiğini vurgulayan Ermurat, kullanıcıların bu konuda hassas davranmasını beklediğini anlattı.
Sosyal medya ile geleneksel medya arasındaki farklı anlatan M. Serdar Kuzuloğlu ise, gazetecilikte bir haberin oluşum sürecinin çok zor ve güçlüklerle dolu olduğunu, sosyal medyada ise kendini var etmenin ve bilgi paylaşımının çok kolay olduğunu öne sürdü. Bu bilgilerin doğruluğu ya da yanlışlığı konusunda sorunlar yaşandığını, bu bilgi kirliliğinin zaman içinde azalarak normal hayattaki düzene geçileceğini vurguladı. Herkesin herkes hakkında bilgi edinebileceği bir çağda yaşadığımızı, ama nedense kimsenin kimse hakkında net bir fikir sahibi olmadığını birbirinden güzel örneklerle açıklayan Kuzuloğlu, medyanın tek taraflı, sosyal medyanın ise çift taraflı bir iletişim aracı olduğuna dikkat çekti. Markalarının sosyal medyadaki iletişimini gerçekleştiren personelin bu iletişim sürecinde kurumsal değil, bireysel kimlikleriyle bulunmaları gerektiğinin altını çizdi.

Sosyal medya yönetiminin çok önemli olduğunu vurgulayan Serhat Akkılıç ise, herkesin bu yönetimi yapamayacağını, markaların sosyal medyada mutlaka bir strateji belirlemesi gerektiğini belirtti. Serhat Akkılıç’ın şu sözleri dikkat çekti: “Markalar, parasını ödediği mecraları yönetmeye o kadar alışmış ki, sosyal medyada karşılaştıkları herhangi bir kötü tepkiye karşı, silin o yazıyı diyebiliyor. Oysa sosyal medya böyle bir şey değil. Parayla yöneteceğiniz bir mecra değil, o mecrada bulunarak karşılaştığınız olumsuz tepkileri olumluya çevirmeniz için bir fırsat yeri. İyi bir yönetimle tüketiciyle birebir iletişime geçebileceğiniz ve eğer bir sorun varsa çözebileceğiniz bir mecra.”
Farmville oynamanın bile internet kullanımını artırdığını ve bireylerin internet ortamında daha fazla zaman harcadığını aktaran Serhat Akkılıç, bunun internetin ticari boyutunun derinleştiği anlamına geldiğini ifade etti. Profesyonel anlamda sosyal medya yönetimi yapanlarla çalışmanın önemini anlatan Serhat Akkılıç, yeni nesil markaların sosyal medyaya daha sıcak baktığını aktardı. Sosyal medyada var olunduğu andan itibaren doğru bir yönetime sahip olunması gerektiğini, sadece account açmakla sosyal medyada var olunamayacağını vurgulayan Serhat Akkılıç, bu durumu mağaza açıp vitrini süsledikten sonra personelinin ve lojistiğinin olmamasına benzetti. Sosyal medyanın her marka için bir fırsat olduğunu da belirtti.
M. Serdar Kuzuloğlu’nun Serhat Akkılıç’a yönelttiği soru ise ilginçti: “Bir markayı temsil etmeye başlarken, bir başarı kriteri koyuyor musunuz? Başarı nedir?” Serhat Akkılıç bu soruyu, “Hangi alanda temsil etmeye başladığınızla ilgili. Bunlardan bir tanesi; bir kampanya yaparsın ve bunu markanın o anki pazarlama hedefini ölçmek için yaparsın veya müşteri hizmetleri odaklı sosyal medya yönetimi yaparsın. Böylece matematiksel verilere ulaşabilirsin” diyerek cevapladı.

Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Fatoş Karahasan’ın yönettiği ve “Sosyal medyasız pazarlama olur mu?” başlıklı diğer oturumda ise konuşmacı olarak, Genna MCG başkanı A. Selim Tuncer, 41-29 ajans başkanı Alemşah Öztürk ve THY e-ticaret müdürü Yüce Zerey bulundu. İsmail YK’nın “Facebook” adlı şarkısıyla başlayan ve sosyal medyanın Türkiye’deki yansımalarını dinleme olanağı sağlayan oturumda, 1950’lerin disiplini olan pazarlamanın 2010’da geldiği nokta ve sosyal medyanın pazarlamadaki yeri tartışıldı.
Genna MCG başkanı A. Selim Tuncer, “Sosyal medyasız pazarlama olur mu? sorusunu, “Aslında bu sorunun cevabı çok yalın ve net. Yönettiğim markanın hedef kitlesi neredeyse, ben marka iletişimimi oradan yapmak zorundayım. Hedef kitlem sosyal medyadaysa, demek ki sosyal medyasız pazarlama olmaz.” diye cevapladı. 41-29 ajans başkanı Alemşah Öztürk ise, Türkiye nüfusunun büyük bir bölümünün 26 yaş altında olduğunu vurgulayarak, sosyal medyanın da bir mecra olduğunu ve markaların doğru yönetildiği sürece sosyal ağlarda olması gerektiğini belirtti.

Fatoş Karahasan, pazarlama kavramlarının çok konuşulduğunu ve her gün yeni terimler eklendiğini, bu yeni terimlerin hayatı zorlaştırdığını, fakat işin özünün değişmediğini vurgulayarak, neyin değişmediği sorusunu Yüce Zerey’e yöneltti. Yüce Zerey ise, pazarlamasız bir sosyal medya olmayacağını akıllara getirdiğini söyleyerek devam etti: İşin özünün aynı olduğunu, markaların yeni dinamikleri öğrendikçe ve bu dinamikleri doğru kullandıkları takdirde başarılı işlere imza atacaklarını aktardı.

Fatoş Karahasan, bir işi yaparken hakiki olmanın çok önemli olduğunu, pazarlamanın temelinde de dürüstlük ve samimiyetin rol alması gerektiğini vurguladı. “Mecralar da bir gün ölümü tadacaktır. Önemli olan, iletişimin samimiyetidir” diyen Karahasan, Genna MCG başkanı A. Selim Tuncer’e bu konu hakkındaki görüşlerini sordu. Tuncer, soruyu “İnternet iletişimin paradigmasını değiştirmiştir. Şimdi samimiyete daha çok ihtiyacımız var” diyerek cevapladıktan sonra McLuhan’dan yaptığı bir alıntıyla asıl konuşmasına geçti:
“Başlıca teknik parçası çift eksenli teller olan kablo, hâlihazırda ulusal yayın yapan şebekelerden kaynaklanan sinyallerin süzülmesine ve tekrarlanmasına adanmıştır. Ancak henüz tamamıyla yerine getirilmesi beklenmekte olan en önemli işlevi, iki yönlü niteliğinde yatar. Bu da kablo girişinden sinyal yollarken, aynı zamanda bireysel evlerden ve işyerlerinden sinyal almaktır.”
A. Selim Tuncer: “Sırtında yumurta küfesi olan, sosyal medyada duramaz.”
Sosyal mecrayı en iyi tanımlayan cümlenin Marshall McLuhan’ın “Artık yolcu yoktur, herkes mürettebattır” sözü olduğunu söyleyen A. Selim Tuncer, geleneksel mecrayla sosyal mecrayı birbirinden ayırmak ve ayrı ayrı analiz etmek gerektiğini belirtti. Geleneksel ve kurumsallaşmış medyanın karşısında paradigmaları değiştirecek olan sosyal mecranın henüz emekleme döneminde olduğunu söyledi. Sırtında yumurta küfesi olanın sosyal medyada duramayacağını ve tüketicisine karşı samimi olmayan markaların sosyal mecralarda barınamayacağını söyleyen Tuncer, kendisini sosyal mecralara hazırlamayan markaların da işinin gerçekten çok zor olduğunu ekledi.

Antropolog Edward T. Hall’un The Silent Language kitabına gönderme yapan A. Selim Tuncer, “Bugün insan, pratikte bedeniyle yapageldiği her şey için uzantılar geliştirmiştir. Silahların evrimi dişler ve yumrukla başlar, atom bombasıyla sona erer. Giysiler ve evler, insanın biyolojik ısı denetim mekanizmalarının uzantılarıdır. Mobilyalar, çömelmenin ve yere oturmanın yerini alırlar. Sesi hem zaman hem de uzayda taşıyan elektrikli araçlar, mercekler, TV, telefonlar ve kitaplar, maddi uzantıların örnekleridir. Para, emeği yaymanın ve depolamanın bir yoludur. Bir zamanlar ayaklarımız ve sırtımızla yaptığımız şeyi artık ulaşım ve taşımacılık ağlarımız yapıyor. Aslına bakılırsa, insan yapımı bütün maddi şeylere, insanın bir zamanlar bedeniyle ya da bedeninin ilgili parçasıyla yaptığı şeylerin uzantısı olarak bakmak mümkündür” dedi. Platon’un sözlerini de hatırlatarak, “Yazı, hafızamızın bir uzantısıdır. İnternet de hafızamızın, gözümüzün, kulağımızın, zihnimizin, aklımızın ve kalbimizin bir uzantısıdır” diye ekledi.
“Karmaşık ve dağıtık yapısıyla internet, aslında bir mecra değildir, bir mecralar toplamıdır.” diyen Tuncer internetin demokratikleştirici etkisine dikkat çekti. Gazetenin, bir dil bilinci üzerinden milliyetçilik akımlarını başlattığı, hatta ulus devletlerin kurulmasına öncülük ettiğini belirtti ve “İnternet bunun tersini gerçekleştirebilecek bir potansiyele sahiptir” dedi.
Sosyal medyanın sorunlarından birinin içerik kalitesinin düşüklüğü olarak vurgulayan Tuncer, sosyal medyada da uzmanlaşmış içeriklerin bir gün mutlaka olacağını söyledi.
İnternetin eşdüzeyli bir iletişim platformu olmasıyla kuşaklar arası, sınıflar arası farklılıkları ortadan kaldırdığını söyleyen Tuncer, “Ben on beş yaşındaki oğlumla aynı platformu paylaşıyorum.” dedi.
“Hem geleneksel hem de sosyal mecralarda yaptığınız kampanyalarda aynı reklamları mı yayımlıyorsunuz?” sorusuna karşılık A. Selim Tuncer: “Elbette her mecrada tek mesaj olmalı. Fakat mecra, iletişim enstrümanının formatını belirler. Ortam değişince format da değişir. Mesela neden Afrika yerlileri birbirleriyle uzaktan haberleşirken tamtam davulları kullanırlar da Kızılderililer dumanla haberleşirler? Çünkü duman göze, tamtam ise kulağa hitap eder. Bu nedenle, cangıllar nedeniyle görüş alanları kısıtlı olan Afrika yerlileri davul, açık ova ve çöllerde bulunan Kızılderililer ise duman kullanırlar.”
Alemşah Öztürk, tekelleşmiş geleneksel medyanın karşısında, sosyal medyanın tamamen kullanıcının egemen olduğu, kullanıcının ürettiği, tükettiği, yarattığı bir platform olduğunu vurguladı. Ancak kullanıcısı olduğu zaman işleyen bir sisteme geçildiğini, böylece içeriğini kendi üreten bir platformda var olmanın çok hassas dengeler barındırdığını ekledi. Sosyal medya kullanıcısının, bireyselleştirdiği bu platformları sahiplendiğine ve aidiyet duygusunun yüksek olduğuna dikkat çekti. Buna istinaden haberciliğin de, reklamcılığın da değiştiğini belirten Alemşah Öztürk, dünyada olan her şeyin aynı anda Twitter ya da Flickr’dan takip edildiğini anlattı. Obama’nın sosyal medyayı doğru kullandığını, Zynga’nın Haiti depremi için bir günde 1,5 milyon dolar toplamasının da sosyal medyanın gücünü gösterdiğini ekledi.
İnternette reklamın ucuz olduğu yönünde yanlış bir beklentinin olduğunu belirten Öztürk “İnternette reklamın maliyeti düşük değildir, sadece mecra ücretsizdir.” dedi.
Yüce Zerey, viral ve gerilla pazarlamanın sosyal medya kullanılarını cezbettiğini ve markaların bu yönde daha çok yatırım yaptığını belirterek, tüketiciyi internette yakalamanın yollarını anlattı. Markaların başka markaların yaptığı viral ve gerilla marketing işlerini örnek alarak ilerlememesini, her işin kendine ait bir maliyeti olduğunu, yaratıcılığın sosyal mecrada daha çok ilgi gördüğünü ve genç hedef kitlenin markaları televizyondan çok internet üzerinden takip ettiğini belirtti. İnternetin ucuz bir mecra olarak algılanmaması gerektiğini de ekleyen Zerey, doğru kullanımın da önemli olduğunu, sosyal medyanın da bir bütçesi olduğunu, düzgün yönetildiği sürece, geleneksel mecralarda ulaşılan tüketici sayısından çok daha büyük kitlelere ulaşılabileceğini vurguladı.
Zerey, “Sosyal medyasız pazarlama olamayacağı gibi pazarlamasız sosyal medya da olmaz.” diyerek önemli bir noktaya değindi.
Fatoş Karahasan, “İnternet bir teknoloji devrimi değil, bir kültür devrimidir.” sözleriyle oturumu kapadı.
Ses kayıtları:
Rakamlarla Sosyal Medya
Özgür Alaz, Genel Müdür, Promoqube
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Sosyal Medya Tehdit Mi Fırsat Mı?
Moderatör: Arda Kutsal, Crenvo Danışmanlık, Genel Müdür / Webrazzi.com
Elif Dağdeviren
İlker Ermurat,Yeni Medya Direktörü, Doğuş Yayın Grubu
M. Serdar Kuzuloğlu, Teknoloji Editörü, Radikal Gazetesi
Serhat Akkılıç, Kurucu Ortak, Project House
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Sosyal Medyasız Pazarlama Olur Mu?
Moderatör: Yrd. Doç. Dr. Fatoş Karahasan, Öğretim Üyesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi
A. Selim Tuncer, Başkan, Genna MCG
Alemşah Öztürk, Ajans Başkanı, 41-29
Yüce Zerey, MBA Programları Öğretim Görevlisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi / THY, E-Ticaret Müdürü
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Webrazzi’nin haberi ve fotoğraf albümü

9 Yorum
28 Ocak 2010 09:48
cem @/gurupow
Sosyal medya rakamları abartıp duruyor bence, düzgün içerik çok az, bir çok site birbirinden kopyalanmış ve gereksiz bir çok tekrardan oluşan bilgiyle dolu.
Örnek : Bir sitede photoshop için 25 fırça eklentisi, sonraki gün konusu ise 50 fırça eklentisi sonraki gün 75 fırça eklentisi, işte bunun gibi içerik hem sıkıcı hemde sahte bir yükselişe neden oluyor. Bilmem anlatabildim mi?
28 Ocak 2010 11:24
aysegulyuksel
1990 yılından beri bilgisayar kullanıyorum. Kamuda işçiyim. Hiç bir sosyal ağa artık bilinçli olarak üye değilim. Çünkü
Türkiyede Sosyal ağların durumunda ağlanacak noktada olduğumuzu sıfır noktasında değil eksi 1000 noktasında olduğumuzu düşünüyorum. Kişisel olarak görünme sevdamızdan kitlesel olarak organize olamayız biz.
birbirine “tuuuuuuuit” atmakla
3-5 kişiyle kakara kikiri yapmakla , hiçbirşeyin hiçbirşeye yaramadığı bu mecrada çıkış yolundan çok uzaktalar.
Bizde bu işler Andy Warhol’un dediği “Herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak ” sevdamıza güme gitmiş durumda…
Bu tür toplantılar daha çok yapılmalı düzenleyenlere teşekkür etmek lazım, gelecek internette diye düşünüyorum.
Sturbucks kazanır, siz kaybederseniz aksi halde
In my openion!
)
28 Ocak 2010 11:53
mihrican yurdakul @mihricany
Ne kadar güzel özetlemişsiniz. Notlarımı okuyormuşum gibi oldum bir an
Konu Türkiye’de çok yeni olduğundan, paylaşılan bilgiler daha da bir önemliydi. Ne kitaplarda, ne dergilerde, ne de başka bir yerde bulunmayan bilgilerdi çünkü…
Düşüncelerimin devamı şurada:
mihmihinaynasi.blogspot.com
28 Ocak 2010 13:59
Webrazzi Gündem Sosyal Medya Toplantısı Gerçekleşti | Webrazzi
[...] ile ilgili ses kayıtlarını ve bu kayıtlardan deşifre edilmiş metinleri içeren detaylı bir yazıyı yayınladı. Eğer toplantının son derece detaylı özetini okumak isterseniz habere buradan [...]
29 Ocak 2010 04:38
Webrazzi Gündem: Sosyal Medya konferans notları | Dreamy Factory
[...] (Toplantının geniş özeti için Gennaration haberi.) [...]
30 Ocak 2010 20:06
Webrazzi Gündem Sosyal Medya Toplantısı Gerçekleşti « Blog başlığı
[...] ile ilgili ses kayıtlarını ve bu kayıtlardan deşifre edilmiş metinleri içeren detaylı bir yazıyı yayınladı. Eğer toplantının son derece detaylı özetini okumak isterseniz habere buradan [...]
30 Ocak 2010 22:56
Webrazzi Gündem Sosyal Medya Toplantısı Gerçekleşti « internet | teknoloji | haber
[...] ile ilgili ses kayıtlarını ve bu kayıtlardan deşifre edilmiş metinleri içeren detaylı bir yazıyı yayınladı. Eğer toplantının son derece detaylı özetini okumak isterseniz habere buradan [...]
11 Haziran 2010 19:52
Abdullah Özgün @http://www.twitter.com/nihilanth
Teşekkür ederim, katılamadığım halde faydalandım. Güzel bir özet olmuş. Özellikle A. Selim Tuncer’in sözleri çok faydalı.
11 Haziran 2010 22:07
Derlediklerim « nihilanth.org
[...] Medya’nın tartışıldığı toplantıyı Gennaration ekibi özetlemiş, iyi de etmiş.. Buradan takip [...]
Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın