Selva, makarnanın tarifini değiştirdi
Bundan on bir yıl önce Konya’da üretime başlayan Selva, makarnanın yemek kültürümüzde hak ettiği yeri alması için yürüttüğü araştırma ve geliştirme çabalarının sonucunda, ülkemizde makarnaya karşı var olan ön yargıları yıkmayı başardı. Getirdiği yeni tüketim önerileriyle Selva, hem sektöründe hem de tüketicilerinin zihninde öncülük konumuna yerleşti.
Selva, marka kimliğini oluşturma sürecine, İtalya’da kişi başına yılda 20 kg makarna tüketilmesine karşılık bu değerin sadece 6 kg olduğu Türkiye’de makarna tüketiminin artırılması için neler yapılabileceğini sorgulayarak başladı. Pazarlama uzmanı ve gurme Prof. Arman Kırım ile ortak fikir üretme ve “farklılaşmayı arama” çalışmalarının ardından, 22 ilde 4 bin 500 kişiyi kapsayan saha araştırmasıyla, makarnaya hak ettiği itibarı yeniden kazandırmak için gerekli cevapları bulmaya çalıştı.
Makarnanın yabancı soslara bağımlı, yavan bir yemek olarak algılandığı ve insanımızın damak tadının bu soslarla uyum gösteremediği gerçeğinden hareket eden Selva, damak alışkanlığımızdan uzaklaşmadan makarna tüketim kültürüne ne gibi yenilikler getirilebileceğini Türk Mutfak Vakfı ile birlikte sorgulayarak, yepyeni makarna pişirme tarifleri geliştirdi.
İletişim ve reklam sektörünün tanınmış isimlerinden A. Selim Tuncer’in konumlandırma önerisiyle Selva, makarnaya mutlaka sos yapılması gerekmediği ve tencere yemeklerinin baskın olduğu yemek kültürümüzün zenginliğinden yararlanarak, köfteden menemene, tas kebabından orman kebabına dek birçok yemeğimizin makarnada sos olarak kullanılabileceği fikrini oluşturdu.
Selva, yaptığı kalitatif ve kantitatif araştırma ve değerlendirmelerde, tüketicilerin makarna hakkındaki fikirlerinin bu yeni tüketim usulü önerisiyle değişebileceğini gözlemledi. Sade makarnayı dünyada ilk kez, pişirme önerisine göre sınıflandıran Selva, makarnayı Türkiye’de ana yemek konumuna taşımak için, tüketicisine kendisini “Türk Mutfağının Makarnası” niteliğiyle benimsetmeyi hedefledi.
Yepyeni bir görsel kimlik oluşturan Selva, Mayıs 2009’da, makarna tüketiminde yeni bir yöntem önerisi getiren ve Uğur Yücel’in rol aldığı bir reklam kampanyası süreci başlattı. “Türk Mutfağının Makarnası” sloganı, Türkiye coğrafyasında yaşayan ve tüm farklılıklarına rağmen ortak bir kültürü paylaşan, bu kültür içerisinde bütünleşen bir toplumun beslenme alışkanlıklarını işaret etmek üzere, Selva’nın temel konseptinin kaynağını oluşturdu.
Selva’yı rakiplerinden dramatik bir şekilde farklılaştırarak yeni bir konuma taşıyan “tüketim önerisi” ise, “Bizim Usul Makarna” sloganında somutlaştı. Özellikle yöresel mutfaklarıyla farklılaşan ama örneğin “tencere yemekleri” ortak paydasında bütünleşen bir coğrafyada yaşayan bütün kesimlerin bir “biz” söylemini benimsediklerini kabul ederek, “Bizim Usul Makarna” sloganı Selva’nın tüketiciyle iletişiminde marka sloganı olarak yerini aldı.
Sürdürdüğü iletişim kampanyalarıyla satışlarında, pazara yeni aktörler girmesine rağmen %55 artış sağlayan Selva, tüketicisiyle kurmayı amaçladığı sıcak, samimi, tüketimde farklılık yaratacak iletişim amaçları çerçevesinde, geleneksel “mass” medya kullanımının yanı sıra sosyal medya kullanımına da ağırlık verdi.
Selva’nın Ekim 2009’da gerçekleştirdiği reklam kampanyası, samimi, akılda kalıcı, Türk geleneklerine uygun paylaşımcı duyguların altını çizen “Komşu Hakkı: 3 Al 2 Öde, Biri Komşuna Hediye” fikrini benimsetmeyi amaçladı. Bu kampanyada, yemek tarifleri ve blog yazarı Devletşah Özcan da Uğur Yücel’e eşlik etti. Aynı anda, Selva ile tüketicileri arasında yakın ilişkiyi güçlendirmeyi hedefleyen komsuhakki.com internet sitesi de yayına alındı.
Makarnanın tek başına bir yemek olarak tüketilebileceğini, Türk mutfağına ait lezzetlerle uyumlu ve geliştirilebilen özellikleri olduğunu, tüketici görüşlerini iletişimde vurgulayacak projeleri hayata geçirmeyi planlı olarak sürdüren Selva, “Anadolu Lezzetleri” ve “Şipşak Makarna” gibi yeni önerilerle, hem sektöründeki hem de tüketicilerinin zihnindeki öncülük konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.


Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın