http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

ÖZGÜR UÇKAN
ÖZGÜR UÇKAN
13 Ocak 2010
0 Yorum

PAYLAŞ

Ağ etkisi


Web 2.0 ve sosyal yazılım ile yoğunlaşan ve “bedava ekonomisi”nin çekimine kapılan kullanıcı kitlelerinin reklamla paraya tahvil edilmesi, yani “internet-hediye-meta-ekonomisi”, rekabetin iş birliğine antagonistik tecavüzünün en bariz örneğidir.
2007’den bu yana yaşadığımız sarsıntılı dönemi, “küresel kriz” yerine “küresel paradigma dönüşümü” terimiyle okumayı tercih ediyorum. Bu dönemi, Joseph Schumpeter’in “Büyük Buhran”ın hemen akabinde inovasyon ekonomisini açıklamak için kullandığı terimlerle “yaratıcı yıkım” olarak adlandırmak da mümkün. Sistemik çöküş yapısal dönüşüm getirecek: Yaratıcı yıkım!

1929 krizi sonrası şekillenen küresel ekonomik sistem çöktü. 1973 kriziyle sarsılmaya başlayan, sanayi devriminin neo-liberal paradigmasının, emperyal ulus-devlet kapitalizminin çöküşünü yaşıyoruz. Bunu yeni bir sistemik yapılanma izleyecek. İlk darbenin tetiklediği bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) ekonomik yükselişi doruğuna ulaşacak. Temel ekonomik girdinin hammaddeden bilgiye dönüşümü süreci tamamlanacak. BİT ve ileri teknolojiler ekonomik ve sosyal hayatın bütününe “gömülü” hâle gelecek. Bu değişimin asli dinamiği, inovasyon ve “ağ etkisi”dir.

Bilgi ve ağ ekonomisinin küresel ekonominin özünü oluşturduğu bir dönemde teknolojik gelişmeyle büyüyen “ağ etkisi” kapitalizmi de dönüştürüyor. Bu paradigma dönüşümünün özünü, ağ yapılarıyla birbirine bağlanan değer “hub” ve düğümlerinin baskın hâle gelmesi, yani “ağ kapitalizmi” oluşturuyor. “P2P ekonomisi”, “wikinomics”, medya ve pazarlama sektöründeki teknolojik ve ekonomik dönüşümler, siyasetin giderek teknolojiye bağımlı hâle gelmesi… Hepsi, bu dönüşümün birer sonucu!

Christian Fuchs, “İnternet ve Toplum” adlı kitabında (Internet and Society: Social Theory In the Information Age, Routledge, 2008), bu paradigmal dönüşümü açıklamak için Marx’ın “yapısal antagonizm” kavramına başvurur: İnternet ve toplum arasında çok boyutlu ve antagonistik bir ilişki vardır. Bu yapısal antagonizm karşıtların karşılıklı bağımlılığına yol açtığından, iş birliği ve rekabet ağ kapitalizminin karşıt eğilimleri olarak sürekli birbirlerinin alanına el uzatırlar. İş birliğine dayalı, katılımcı bilgi toplumu henüz kurulmamıştır, ancak gelişme hâlindedir ve dinamikleri mevcut toplum modeliyle antagonistik ilişki içindedir. Hâlâ rekabet mantığının tahakkümünde olan küresel ağ kapitalizmi “yabancılaştırıcı” bir toplum modeli içerir. Rekabet, iş birliği kavramını kullanarak onu kolonileştirir. “Katılımcı yönetim”, “ekip çalışması”, “stratejik ortaklıklar”, kurumsal “sosyal sorumluluk” bu kolonileştirmenin bariz örnekleridir.

Özellikle “web 2.0” ve sosyal yazılım ile yoğunlaşan, “bedava ekonomisi”nin çekimine kapılan kullanıcı kitlelerinin reklamla paraya tahvil edilmesi, yani “internet-hediye-meta-ekonomisi”, rekabetin iş birliğine antagonistik tecavüzünün en bariz örneğidir. “Hediye”, yani karşılıksız sunma ilkesi kapitalizme aşkındır, ama kapitalizm altında kapsanır ve sermaye birikimi için araçsallaştırılır. İnternet “hediye”sinin ikili bir karakteri vardır: hem denge kurar ve ideolojiktir, hem de dengeyi bozma eğilimindedir; rekabet ve iş birliğini birlikte barındırır. İnternet-hedef kitle-metası, bir “prosumer” (üretici-tüketici) metasıdır. Üreticilik ve tüketiciliğin bu birlikteliği, kapitalizmi dışlamaz, tersine rekabet ve iş birliğinin antagonistik diyalektiğine gömülü hâle gelir.

Kapitalizmin üretim güçleri artık bilgi ağları üzerinde örgütleniyor. Bu ağ yapılanması kapitalist üretim ilişkilerine karşıt üç özellik barındırıyor. Bu özellikleri, iş birliği ve üretim araçlarının toplumsallaşması üzerinde temellenecek bir toplumun nüveleri olarak görmek mümkün: 1) Stratejik ekonomik kaynak olarak bilgi küresel olarak üretiliyor ve ağlar üzerinde dolaşıma sokuluyor. Dolayısıyla belirli mekânlarda belirli mülkiyet sahipleri tarafından denetlenmesi zor; 2) Bilgi, gayrimaddi ve kolaylıkla kopyalanabilir bir yapıda olduğundan özel mülkiyetin temellerini sarsıyor; 3) Ağların özünde bağlantı kurma istemi yatar. Dolayısıyla ağlar, bireysel mülkiyetin yadsınması ve kapitalizmin atomlaşmasıdır.
Bilgi ağları toplu üretim ve bireysel tüketim arasındaki kapitalist çatışmayı daha da derinleştirecek. Üretim ve tüketim arasında yeni bir füzyonun doğmakta olduğu öngörülebilir. Medya, pazarlama ve reklam sektörlerinin şimdiden etkilenmeye başladığı ise aşikâr. Yaratıcı yıkıma hoş geldiniz!

Dr. Özgür Uçkan
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi

Diğer ÖZGÜR UÇKAN yazıları

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol