http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

ÖZGÜR UÇKAN
ÖZGÜR UÇKAN
16 Mart 2010
0 Yorum

PAYLAŞ

Ağ, topluluk, içerik, anlam: Web 3.0


John Blossom, “Content Nation” adlı kitabında (Wiley Publishing, 2009) Web 2.0 ile her biri birer “yayıncı” haline gelen ve sosyal ağlarla birbirine bağlanarak topluluklar oluşturan bireylerin artık yeni türde bir “vatandaşlık” bilinci geliştirdiğini, bir “İçerik Ulusu” oluşturduklarını söylüyor. Bu durumun yeni “kabileler”, yeni liderlik mekanizmaları, yeni sosyalleşme dinamikleri oluşturduğunu ve şirketlerin organizasyonundan pazarlamaya, hükümetlerden demokratik katılıma, gündelik yaşamdan profesyonel uğraşlara pek çok şeyi köklü bir biçimde dönüştürdüğünü de ekliyor. Burada “içerik” kavramına yüklenen anlam önemli. İnternet ve diğer iletişim ağlarıyla değişen şey, içerik üretiminin ölçeği, derinliği ve etkileşimliliği. İnsanlar artık erişilebilir içerik üretim, yayımlama ve dağıtım araçlarıyla daha önce hiçbir zaman mümkün olmamış bir şeyi gerçekleştirebiliyor: Milyarlarca insan hem küresel hem de yerel ölçekte devasa bir bilgi ağını birlikte oluşturup paylaşabiliyor. İçeriğin doğası değişiyor; hiç olmadığı kadar canlı, etkileşimli ve kapsamlı hale geliyor.

İçerik yaratım ölçeğinin ağ temelli sosyalleşme dinamikleriyle bu denli büyümesi, aynı zamanda ağ teknolojilerinin “anlamı okumasını” da daha mümkün hale getiriyor. “Semantik web” olarak bilinen ve anlamın yapay zekalı “makineler tarafından okunabilen” üstverilerle (metadata) ağ teknolojilerine içkin hale gelmesi üzerinde temellenen akım, sosyal ağların gelişimiyle yeni bir ivmelenme yaşıyor. W3C web konsorsiyumunun 1998’de XML 1.0, 1999’da RDF sentakslarını duyurmasının ardından yükselişe geçerek bir abartı zirvesi yaşayan ve sonra inişe geçen semantik web, 2004’te “ontolojiler” adı verilen ve internette her bir objenin kimliklendirilmesini sağlayan OWL teknolojisinin devreye girmesine rağmen abartılmış beklentileri tatmin etmekten uzak kaldı.

Her ne kadar Tim Berners-Lee interneti zaten okunabilir-yazılabilir bir ortam olarak öngörmüş olsa da (ilk internet tarayıcı aynı zamanda bir HTML editörüydü), internet kullanıcıların çoğunluğu için uzun süre salt okunur bir ortam olarak kaldı. 2001’de “dotcom” krizinin ardından internet endüstrisinin olgunluğunu kanıtlamasıyla ağ teknolojileri farklı bir yönelime girdi. Arama motorları ve blog, wiki gibi internet temelli iletişim ve sosyal iş birliği platformları bu gelişimin başlıca dinamiğini oluşturdu. Tim O’Reilly “Web 2.0” terimini ortaya attı ve ilk Web 2.0 Konferansı düzenlendi. Bloglar ve wiki’ler içerik yayınlamayı kolaylaştırarak (artık HTML bilgisi gerekmiyordu) kullanıcıların kendilerine ait ağ alanları yaratmasını mümkün kıldı. Özellikle wiki mantığı bu alanları birer iş birliği platformuna dönüştürdü. İlk online sosyal ağ, 2003’te kurulan ve bir kaç ay içinde beş milyon kullanıcıya ulaşan Friendster oldu. Google ve Microsoft benzer hizmetlerle onu izledi. Çöpçatan ağları, fotoğraf, video, bookmark paylaşım ağları derken sosyal medya oluşmaya başladı.

Ağ temelli sosyal etkileşimin benzerlikleri ön plana çıkardığı, arkadaşların benzer ilgiler etrafında birleştiği sosyolojik bir saptama. Sosyal ağlar “folksonomy” denilen ve kullanıcıların ortak ilgi alanlarına ilişkin içeriğe açıklamalı notlar düşmelerini sağlayan teknolojinin gelişmesini sağladı. AJAX, JSON, REST, RSS gibi teknolojiler ve bu teknolojilerden birleşimler türeterek farklı veri hizmetlerini tek bir arayüzde sunan “mashups” tarzı yöntemler bunu izledi. Mobil internetle birlikte coğrafi konum belirleyici teknolojiler, konum odaklı medya ve çıkışını yapan AR (augmented reality) teknolojileri ile sosyal ağlar “her yerde” ve “her zaman” erişilebilir hale gelerek gündelik hayatımıza “gömülü” hale geldi.

Sosyal ağlar semantik web gelişimine de ivme kazandırdı. Web 3.0, sosyal ağ temelli Web 2.0 ile semantik web’in birleşiminden oluşacak (Peter Mika, Social Networks and the Semantic Web, Springer, 2007, sf. 23-25). Web 2.0 kullanıcıların internetle etkileşim biçimini dönüştürürken, semantik web farklı kaynaklardan gelen veri ve hizmetleri birleştirecek yeni teknolojik imkanlar yaratıyor. Web 2.0’ın semantik web gelişimine yaptığı en önemli katkı, kullanıcıların içerik ürettikleri kadar üstveri oluşturma konusunda da istekli davranmaları oldu. Bu üstveri, Wikipedia’daki tablo ve kategorilerden Flickr’da etiketlenmiş fotoğraflara, bloglarda kullanılan mikro formatlardan her türlü sitede karşımıza çıkan mikro terminolojilere devasa boyutlara ulaşmış durumda. Sosyal ağlar aynı zamanda kullanıcıların kendisi, yani seçimleri, tercihleri, zevkleri, davranışları vb. hakkında da kapsamlı bir üstverinin oluşmasını sağlıyor. Bu durum, semantik web’in önündeki en büyük engelin, yani makinelerin okuyarak “anlayabileceği” üstveri setlerinin oluşturulması sürecinin aşılması demek.

Sosyal ağlar sayesinde internet üzerinde oluşan “ortak akıl”, otomatize edilmiş yapay zekayla birleştiğinde bizi çok farklı bir internet deneyimi bekliyor olacak. Web 3.0 “siber” ve “gerçek” mekanlar arasındaki uzaklığı kapatacak. Algılarınızın değişimine hazır olun!

 

 

DİĞER ÖZGÜR UÇKAN YAZILARI

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol