Ben sana yazar olamazsın demedim
Hayatını vatanına ve milletine, ailesine ve mahallesine, dinine ve ırzına hizmete adamış hayırlı bir vatandaş olan bir baba ve bir de hakkında büyük ümitler beslediği, deruni hayaller inşa ettiği bir oğlu var imiş. Peder bey hazretleri her vakitte evladına “Sen adam olmazsın!” deyiverirmiş. Oğulcuk, ah ne yapsam ne etsem de babacığımın gözünde bir kıymet sahibi olsam, diye kendini paralayıp harap eder, tahsil gördüğü mekteplerden âli muvaffakıyet ile mezun olmak için mütemadiyen kıraat ve tahrir eder imiş. Gelmiş zaman gitmiş zaman, nihayet oğul muradına ermiş, enderundan birincilikle mezun olup, ırak vilayetlerden birine vali tayin olunmuş. Babacığının malum lafını kalbinde bir hançer yarası misali senelerce taşıyan oğulun ilk icraatı, peder bey hazretlerini vilayet makamına çağırtmak olmuş. Kendisini vali olarak görünce çok memnun olacağını zannederken, makam kapısından giren babasının gözlerinde yine o malum sitemkâr bakışı görmüş, yüreciğinde kopan fırtınaya tahammül etmeye çabalayarak, son bir hamleyle, “Babacığım, adam olamayacağımı söyler dururdun hep, bak gör, evladın, oğulcuğun vali oldu işte!” demiş. Demiş ama peder bey hazretleri ümitsiz nazarlarla oğluna bakarak cevabı yapıştırıvermiş: “Oğul oğul, ben sana vali olamazsın demedim, adam olamazsın dedim, adam olaydın babanı ta ayağına kadar getirtmez, kendin onun ayağına giderdin!
Batı dillerinde author ve authority kelimeleri arasında etimolojik bir akrabalık vardır. Her ikisi de Latince auctor sözcüğünden evrilmişlerdir. Türkçede yazar ve otorite kelimeleriyle karşılanan bu kelimeler, anlam bakımından daha geniş bir içeriğe sahip olup, aralarında sıkı bir bağ söz konusudur. Yukarıda mesel niyetine aktardığım hikâye, benim için aynı zamanda bir “What is Author?” metnidir.
Bu metinde baba, oğulun yazarı, müellifi, muharriri, yaratıcısı, müsebbibi; oğul ise, yazma edimi başarısızlıkla sonuçlanmış babanın eseridir. Baba, oğlunu kendisinin bir eseri kılmaya çalışmış, başarısızlık sonucu karşısında ise savunmaya geçerek, esere “Sen adam olmazsın!” muamelesi yapmaya kalkışmıştır. Babaya göre, oğulun günah ve sevabının sorumluluğu bizzat oğula aittir. Metnin serüveni yazarın sorumluluk kapsamından kovulmuştur. Babanın sorumluluğu authorship ile sınırlandırılmıştır. İşte oğulun da yaptığı, babadaki iktidarı ele geçirmeye çalışmaktır. Hem babasına karşı kendisini kanıtlayacak, hem de bundan sonraki hayatında tam da babasına yakışır bir oğul olarak yaşayacaktır. Vali olmuştur, artık o da bir authority statüsüne sahiptir, authorization görevini yerine getirecektir, o da sonunda authoritarian bir kimliğe kavuşmuştur. Hemen çağırır babasını, gösterir marifetini, “Ben de artık bir babayım” demeli, hem de baba tarafından hakkı teslim edilmiş bir babalık olmalı bu.
Ama hikâyenin sonu hazin ve elimdir. Baba, parmağını oğulun yüzüne doğru uzatır, sonra aniden oğulun işaret parmağına indirip kopartır. Babaya göre, şeriatın kestiği parmak acımaz, acımamalıdır. Oğul bir hiç olarak kalakalır, cennetin kapısı sonsuza dek kapanmıştır yüzüne, o artık ne kuldur ne de eser. Ne oğuldur artık o, ne de baba olabilecektir. Valilik beyhudedir, velilik mertebesinden kovulmuştur, vilayet oğulun olsa da velayet babada kalmıştır.
Babanın sözü doğrudur; oğulun anlamadığı da sözün ta kendisidir zaten. Adam olmak âdem olmaktır, beşer olmaktır, kendin olmaktır, özne olmaktır. Babanın sözü doğru ama ameli salih değildir. Oğulun sorumluluğunu üstlenmemiş, ona el uzatmamıştır. O sadece bir author’dur, gerisi metnin işidir. Oğulun yanlışı, babanın authority’sine tabi kalmaktır. Bu tabiyet, oğulu başka oğullara benzemekten başka bir sonuca götürmemiştir.
Şöyle bir hayalim var: Bir gün oğul babasının ayağına gider ve “Ben sana yazar olamazsın demedim…” deyip susar!
Cahit Akın
Gennaration Genel Yayın Yönetmeni


2 Yorum
20 Ocak 2010 19:42
Tuğçe Özel
Şöyle bir hayalim var: Bir gün oğul babasının ayağına gider ve “Ben sana yazar olamazsın demedim…” deyip susar!
O kada içselleştirmişim ki yazıyı, bir an gözümde canlandı her şey! Kalemine sağlık Cahit Bey…
22 Ocak 2010 13:12
inci vardar
bir yazara böyle bir yorum yapacağımı hiç düşünmezdim. ne kadar güzel bir dil kullanımı, ne kadar melodik bir yazı olmuş. ellerinize sağlık.
Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın