http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

ÖZGÜR UÇKAN
ÖZGÜR UÇKAN
16 Nisan 2010
0 Yorum

PAYLAŞ

Dijital Ekosistem Savaşları


“Ekosistem” terimini 1930‘larda ortaya atan Roy Clapham, bunu “bir çevrenin fiziksel ve biyolojik bileşenlerinin kombinasyonu” olarak tanımlar. Bütüncül bir sistem yaklaşımı olarak ekosistem, yanlızca bir organizma kompleksini değil, aynı zamanda çevreyi oluşturan fiziksel etkenlerin kompleksini de kapsar. Bu yaklaşım, canlı ve cansız kompleksler arasındaki ve içindeki etkileşime, yani “enerji akışı”na odaklanır. Sistemi sürdürülebilir kılan, çevre içindeki unsurların karşılıklı bağımlı olduğu bu kesintisiz enerji akışıdır. Dijital ekosistem aslında doğal ekosistemin basit bir uzantısıdır. Ancak burada akan enerji, farklı türde bir enerjidir: dijital enerji, yani veri akışı…

Dijital ekosistem içerisindeki etkileşimin özünü de bu dijital enerji akışı oluşturur. Bu sayede orada iş kurabilir, üretebilir, tüketebilir, oyun oynayabilir, blog yayınlayabilir, yazışabilir, film seyredebilir, müzik dinleyebilir, alışveriş yapabilir, protestoda bulunabilir, örgütlenebilir, kendinizi sergileyebilir, başkalarını röntgenleyebilir, kavga edebilir veya birbirinizi tavlayabilirsiniz. Dijital ekosistemdeki etkileşim imkanları neredeyse sınırsızdır. Bu bağlamda dijital ekosistem, dağıtık, hızlı uyum sağlayabilir, kendini-örgütleyen, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir açık sosyo-teknik sistem; yani, düğümleri arasında verinin özgürce akabildiği, bu verinin insan ya da makine yorumcular tarafından okunarak değer kazanmasını sağlayan herhangi bir ölçeklenebilir, dağıtık ağ olarak tanımlanır.

Dijital ekosistemler farklı tipte olabilir: Diji-mekanik ekosistemler (yani insanlar ve onların kullandığı aygıtlardan oluşan dağıtık ağ), ürün ekosistemleri (Amazon, eBay, Apple, Sony vb), hizmet ekosistemleri (API’ler, widget’lar vb.), sosyal ekosistemler (Facebook, Twitter, Friendfeed, Linkedin vb.)… Bu ağın insan ve makine düğümleri hızla artıyor, veri akışı yoğunlaşıyor, dolayısıyla veriyi güvenilir bir şekilde yorumlama ve etkileşimden değer üretme faaliyeti giderek önemli hale geliyor. Veri ve yorumcu arasındaki uyumsuzluk, platform farklılığı, erişim engeli akışı kesintiye uğratır ve ekosistem sürdürülebilir olmaktan çıkar. Thomas Petersen, bu bağlamda bir sonraki büyük savaşın ürünler, hizmetler, alet-edevat arasında değil dijital ekosistemler arasında yaşanacağını, bu savaştaki en büyük silahın ise “Kitle Bağlantı Silahları” (WMCs – weapons of mass connection), yani API’ler olacağını söylüyor (The Power of Digital Ecosystems).

Platformlardan bağımsız, karşılıklı işlerlik esasına dayanan API’ler farklı organizasyonlar arasında verinin özgürce akmasını sağlıyor; başkalarının başarılarından onlardan herhangi bir şey gasp etmeksizin yararlanmamıza izin vererek değer birikimini artırıyor; böylece veri akışına erişimi olan güvenilir yorumcu (trusted interpret) sayısını artırarak dijital ekosistemin sürdürülebilirliğini sağlamlaştırıyor. Zynga, Tweetdeck, Topsy ya da Seismic gibi oyuncuların başarısı, veya eBay üzerinde API’ler sayesinde binlerce küçük dükkan açan insanların yapabildikleri, dijital ekosistemlerin geleceği hakkında fikir veriyor.

Dijital ekosistemlerin gücü gelecekte herhangi bir organizasyonun en önemli dayanağı haline gelecek. Bu durum da onu gerçek bir savaş alanına çeviriyor. Dünya Ekonomik Forumu 2007’de ilginç bir senaryo çalışmasına sahne olmuştu (World Economic Forum, “Digital Ecosystem – Convergence between IT, Telecoms, Media and Entertainment: Scenarios to 2015”, 2007). Bilgi teknolojileri, telekomünikasyon, medya ve eğlence sektörleri arasındaki yakınsamadan hareketle dijital ekosistemlerin geleceğine odaklanan bu senaryoya göre, farklı oyuncular farklı düzeylerde etkileşime girerek birbirlerinin alanına sızıyor: İçerik yaratımı, sunum platformları, bağlantı ve taşıma hizmetleri, tüketici elektroniği üretimi, arabulucular ve arayüzler gibi düzeylerde, içerik sağlayıcılar sunum platformlarına, aygıt üreticiler hizmet platformlarına, ağ operatörleri içerik sağlama mekanizmalarına, kablo ve uydu operatörleri telekom hizmetlerine, portallar içerik sağlama ve WiFi/telefon ağlarına, kullanıcı-temelli içerik platform sunucuları bunların tümüne ve “saldırganlar” her tür yeni ağ yapısına nüfuz ediyor. “Yakınsama”dan çok, “çarpışma”, “füzyon” ve “mutasyon” terimleriyle algılanabilecek bir süreç bu: Arama motorları savaşının kızışması, sanal işletim sistemleri, sanal yazılımlar ve bulut / örgü platformları cephesinin açılması, arayüz paradigmalarında değişim, artırılmış gerçeklik ve “ortak akıl”a yönelen web 3.0… Bu makro cephede de API’ler, karşılıklı işlerlik standartlarını yükselterek önemli bir silah haline geliyor.

Dünya Ekonomik Forumu üç mümkün geleceğe işaret etmişti: Organik ve topluluk temelli bir açık sistem olarak “SenEvren” (YouUniverse); kapalı, denetlenen ve kurumsal yönelimli bir “Güvenli Sığınak” (Save Haven); ve bu iki kutup arasında bir orta yol, kurumsal ağırlığı olan ama topluluk ilişkilerinden beslenen, açık ama güvenli “Orta Krallıklar” (Middle Kingdoms). Şu anda en baskın eğilim orta yolda gibi görünüyor.

API’leri birer “Kitle İşbirliği Silahı”na dönüştürerek geleceği etkileyebilir miyiz, diye düşünmeden edemiyor insan…

 

 

DİĞER ÖZGÜR UÇKAN YAZILARI

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol