Eskiden buralar hep dutluktu
Günümüz internet topluluğunun sanal davranış kültürü ve tüketim psikolojisinden fersah fersah uzaklarda olan bir sanal evren idi Bitnet. Otuzlu yaşlarını tamamlamak üzere olanların da hatırlayacağı gibi, henüz internet memlekete gelmemişken üniversiteler arasında haberleşme ve bilgi paylaşımı için kullanılan akademik ağa Bitnet adı verilmişti.
Görselliğin grafik öğeler ile değil de, metin-tabanlı imgelerle insan tahayyülüne taşındığı bu dünyada, her iletişim ölçeğinde sıkı bir özdenetim ve etik ile karşılaşılırdı. İletişim hızının günümüzdekiyle kıyaslanamayacak düşüklüğünden midir, yoksa seçkin bir azınlığın üyesi olmanın getirdiği hissiyattan mıdır, erişilen her bilgi ve kullanıcı, yazılan ve okunan her satır altın değerinde olurdu kendiliğinden.
Bitnet tartışma listelerinde uygulanan moderasyon öylesine net ve “netik” idi ki, üyelerden moderatöre dek herkes bu “netiket”in uygulanışında, aslen listenin bağlı olduğu ağın yönetsel kurallarına tabi olduklarını asla unutmazlardı. Gerektiğinde, moderasyon uygulamaları ağ yönetimine şikâyet edilebilirdi. Bitnet kültüründen gelen bir sanal kullanıcının internetin bugün içinde bulunduğu hâllerin kural tanımazlığıyla uzlaşması, ancak içselleştirilmiş bir vurdumduymazlıkla mümkündür.
Demem odur ki, bugün Ekşi Sözlük ve benzeri platformlar nasıl ki sadece bir veri tabanı ve arayüzden oluşan bir mekanizmadan ibaret değilse, o günlerde Bitnet de sadece bir ağ protokolleri kümesinden ibaret değildi. Bugün mesela Ekşi Sözlük’ün aktüel konularda kendiliğinden üstlenmiş olduğu kamuoyu imgesi, o günlerde –hatırlayanlar yad edecektir– ülke dışında kurulu TEL (Turkish Electronic List) tarafından üstlenilmişti. Bugün “Kürt” ve “Kürt sorunu” denince Ekşi Sözlük’te oluşan tepkisellik ve operasyonel tartışmaların o günlerdeki karşılığı, TEL listesinde “Ermeni” anahtar sözcüğü etrafında inşa edilirdi.
Fakat örneğin İTÜ ağında kurulu Şiir-L listesi gibi bir listede, şiir ve şairler etrafında oldukça verimli tartışmalar, bilgi alışverişleri de yapılırdı. Mesela ben Enis Akın’ı bir şair olarak o günlerde tanımıştım. Yine örneğin, bugün artık bir tatlı hüzün olarak hafızamda yer etmiş ve benim de kurucularından biri olduğum Araf e-dergisinin doğuşu da yine böyle Bitnet tabanlı bir tartışma listesinde yapılan on binlerce satırlık yazışmalar sonucunda gerçekleşmişti. Sanırım Ege Üniversitesi ağından yayımlanan ilk Türkçe elektronik dergi ile de yine o devirde tanışmıştım.
O günlerde edindiğim sanal iletişim kültüründen bugün bana kalan en özlü davranış, yazılı dilin değerini, çoğulcu katılımın işlevini, demokratik işleyişin olabilirliğini, “netiket” odaklı moderasyon anlayışının verimliliğini kavrayan bir iletişim performansıdır. Bugün eğer sanal platformlara dair bir eleştirimi kabul edilebilir bir ciddiyet ve argüman içerisinde yapabiliyorsam, işte bu deneyim sayesindedir.
Asrısaadet hatıraları ve ahlakı, günümüz insanının davranış etiğinde bazen belirleyici olabilmektedir. Dileğim, bugün orada burada pervasızca ve fütursuzca gezinen büyük topluluğun sanal iletişimin miladını ne kendileri bilgisayarın başına oturdukları günle, ne de internetin doğuşu ve Türkiye’ye gelişiyle sınırlı sanmamalarıdır.
Hepimiz aslında çok uzun bir iletişim tarihinin ürünüyüz ve bu tarih öyle birkaç sayfada özetlenmiş ve birkaç dakikada tüketilebilecek bir tarih değildir. Bitnet ve sonrasında BBS’ler ile gelişen sanal iletişim kültürünün tarihi hakkında bilgi sahibi olmanın bugünkü davranışlarımız açısından önemli olduğunu düşünüyorum.
Galiba aslen şunu demek istiyorum: Geçmişin üretken sanal evreni, günümüzün tüketim odaklı sanal evrenine kıyasla, kimi bireylerini büyük kalabalık karşısında ister istemez muhafazakâr kılabilmektedir. Kabul etmek gerekir ki, muhafazakârlık bazı koşullarda kötü bir zihniyet de olmayabilir.


1 Yorum
12 Şubat 2010 14:59
Aylin Süer Alparslan
Bayıldım yazına… : ))
Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın