Eurobest ve yarının tüketicileri
Geçtiğimiz günlerde 23’üncüsü düzenlenen Avrupa Reklam Festivali Eurobest, bu yıl Hamburg’taydı. 6-8 Aralık tarihlerinde görme şansını elde ettiğimiz bu festivalde; 20 seminer, genç ve senior kreatifler için iki tam gün düzenlenen workshop etkinlikleri ile önümüzdeki beş seneye damgasını vuracak 4G, Web 3.0 gibi yeni teknolojileri ve daha fazlasını dinleme olanağı bulduk.
Eurobest 2009 seminerlerine damgasını vuran ekonomik kriz dalgası hala etkisini sürdürse de Avrupa reklamcılığının kendine olan güveninin geri geldiğini söyleyebiliriz. 2010 seminer temalarında daha çok yaratıcılık, teknoloji-yaratıcılık ilişkisi, yeni tüketici ve gençler üzerine yapılan araştırmalar ağırlıktaydı.
Elbette hepsini tek yazıda toplayamayız; ancak genç tüketicinin nasıl değiştiğini anlayabilmek adına benim özellikle çok önem verdiğim bir araştırmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Initiative, dünya çapında gerçekleştirdiği “Yarının tüketicisi için ne yaptık?” başlıklı araştırma sunumunda, krizin18-24 yaş arasındaki gençler üzerinde devam eden etkilerini, geleceğe ve iletişime nasıl baktıklarını anlattı:
- 7/24 teknolojiyi yaşıyorlar. Ona göre de beklentileri var. %71’i iPod, %65’i dizüstü bilgisayar, %41’i smartphone, %50’si masaüstü bilgisayar kullanıyor ve %46’sı internete erişiyor.
- Kriz onları karamsar yaptı. %85’i gelecekten endişeli, %20’si ise çok endişeli. Örneğin, Hollanda’da çok endişeli olan gençlerin oranı %6 iken İtalya’da bu oran %44. Hatta İtalya’da her 5 gençten 3’ü ihtiyaçlarını karşılayabileceğinden şüpheli. İtalya’da milli gelir artıyor ama ülke, işsizlik oranı açısından Avrupa’da 3.sırada yer alıyor. Hollandalı gençlerin ise %67’si ekonomiden etkilenmiş; ancak ülke %7,4 ile en düşük genç işsiz oranına sahip.
- Gençlerin umut sembolleri Obama, Angelina Jolie, Bill Gates, Oprah Winfrey. Bill Gates ise en popüler rol modeli. Bunun en önemli sebebi, Gate’in eşiyle birlikte gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projeleri. Coca-Cola, Apple, Sony ise en çok hayran olunan markalar.
- Marka ile ilişkilerine gelince; bu nesil, markaların kendilerini tüketici olarak değil ortak olarak görmelerini istiyor. Marka müdürü, tasarımcı, yayıncı veya içerik yaratıcısı olmak istiyorlar.
- Özdeğerin eskiden kendileri için daha önemli olduğunu düşünürlerken günümüz koşullarında gençlerin daha çok güven ve emniyet ihtiyacı önem kazanıyor. Durum böyle olunca, başarı tanımlamaları da gelenekselleşmeye başlıyor.
Veriler pazarlamacılar için ne anlama geliyor?
- Genç yetişkinlerin segmentleri daha titizlikle ve incelikle hedeflenmeli
- Gençleri online ve offline perakende dünyasına uygun kanallarla yönlendirirken onlara bir fayda ve hedef sunulmalı; zira ilişkiler artık sadece tek yönlü değil.
- Gençlerin marka hakkında bilgi alma ve bu markaları satın alma alışkanlıkları desteklenmeli; gençler gerekirse ödüllendirilmeli. Çünkü genç nesil, artık alışverişi online yapıyor. Markaları internetten bakarak seçiyor, ne alacağına karar vermeden önce ürünü iyice araştırıyor.
- Markalar artık kaliteye ve gerçek ihtiyaçlara odaklanmalı. Çünkü gençler satın aldıkları ürünün verdikleri paraya değmesini ve markaların güvenilir olmasını istiyor.
İnteraktif iletişimin önemini ise şu sonuçlarla özetleyebiliriz:
- Markalar, “Reset Generation” yani “Sıfırlanmış Nesil” diye isimlendirilen bu neslin endişelerini, eleştirilerini, isteklerini ve desteklerini dinlemeli ve onlara karşılık vermeli.
- Pazarlamacılar sosyal medyaya, markalı mobil uygulamalarına ve deneyimlerine bütçe ayırarak tüketicilerinin içerik üretmelerini ve paylaşmalarını sağlamalı.
- Bu nesli bütün satınalma döngüsü sürecinde markayla ilişkide kalabilecek araçlarla donatmalı.
Pazarlamacılar başka ne yapmalı?
- Yaratım, içerik, prodüksiyon ve medya için ayırdıkları bütçe ve kaynakları tekrar gözden geçirmeli.
- Pazarlama yatırımını, PR ve Müşteri Hizmetleri ile bütünlüklü hale getirmeli.
- Organizasyonel olarak yeni sistemler yaratabilmek için insan gücüne, fikirlere, veriye ve teknolojiye yatırım yaparak onları yönetmeli.
- Markasının bütün mecralarda tüketicileri ile nasıl iş birliği yaptığını gözden geçirmeli.
- Sürekli akan verileri toplama, yönetme ve sonuçlarını optimize edecek bir sistem geliştirmeli.
Son söz olarak yeni teknolojileri, yeni tüketiciyi ve iletişim yöntemlerini hem reklam ajansında hem de reklam veren tarafında daha iyi anlayacak yönetici profillerine ihtiyaç olduğu gerçeğini pazarlama dünyasında artık kimse göz ardı edemez.


Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın