http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

M. SEDEF TENİM
M. SEDEF TENİM
05 Ekim 2010
0 Yorum

PAYLAŞ

Geleceği şekillendiren, tüketicinin seçimi


“A pile of rocks ceases to be a rock pile when somebody contemplates it with the idea of a cathedral in mind.”
–Antoine de Saint-Exupéry

Hayal Gücü Çağı, 2000’li yılların ilk yarısından beri pazarlama dünyasını şekillendirmeye devam ediyor. Teknolojinin tüketici beklentileri yönünde evrildiği bir çağın gerekleri ile yüz yüzeyiz. İnovasyona yoğun yatırım yapan global markalar ile inovatif girişimci firmaların oluşturduğu interaktif platformlar, hâlâ tüketici nezdinde ‘iletişim’ / ‘ağ’ / ‘bağ’ kurmaya çalışıyor; düşe kalka da olsa…

Özgür Uçkan şöyle diyor: “Gerek endüstri, gerek şirket, gerekse de çalışanların oluşturduğu her bir katmanda etkileşim, artık ağ yapıları olmaksızın mümkün değil. Sosyal ağlar, yaratıcı zihinlerin birbirleriyle etkileşime girmesini ve yeni ürün, hizmet, süreç fikirleri geliştirerek açık değer zincirleri oluşturmasını mümkün kılıyor. Buna ‘açık inovasyon’ diyoruz ve bu sürecin özünü açık ağ yapıları oluşturuyor.”

Pazarlama dünyasında tüketicinin seçimini oluşturacak en önemli kanalların açık platformlar üzerinde hareket eden şirketlerce yönlendirileceğini söyleyebiliriz. Teknolojinin (Hard Science) ve tüketicinin (Soft Science) bütünleşik bir düzeyde sürekli ‘iletişim’ içinde kalmasıyla klasik medyayı da dönüştürerek onu da inovatif hale sürüklediği izleniyor. İnteraktif gazetecilik, outdoor uygulamaları, TV platformları… Bunların her biri, tüketicinin seçimini yönlendirmeye yönelik farklı uygulamaları parmaklarımızın ucuna kadar getiriyor. Tüketicisi ile iletişimi destekleyecek, yayacak ve güçlendirecek platformları deneyen, geliştiren ve marka iletişiminde vazgeçilmez hale getiren markaların ortak özelliklerine baktığımızda şunların ön plana çıktığını görüyoruz:

Şeffaf: Her zaman erişilebilir, Bağlı: İçeriği online varlığı üzerinden marka değerleri ile örtüştürüp hızlıca satışa dönüştüren, Viral: Ürünü ya da hizmeti inovatif bir fikir etrafında iş ortakları / tüketici / trendsetter nezdinde konuşulur / paylaşılır hale getiren yani sosyal ağlara taşıyan, Değer üreten: Marka fikri ile tüketicisine ekstra bir değer sunan, Beta: Yenilikçi iletişim modelini benimsemiş; marka stratejisini kısa sürede dönüşebilir halde tutan, devamlı test eden, tüketicisini sıklıkla dinleyen, Eğlenceli: Her zaman marka fikri etrafında ilgi çekici ve özgün hikâyeler oluşturan.

Son 10 yılda eskimeye yüz tutmuş gibi görünen Starbucks, Mercedes, Ford, Honda, Louis Vouitton, IBM gibi markaların Best Global Brands sıralamasında neden ilk 20 içinde yer aldığını bunlar ve benzeri özelliklere bağlıyoruz.

Tabii ki Apple ise bütün bu fikirlerin ‘babası’. Zira, eşsizlik üzerine tasarlanmış, tamamen inovasyon ile değerlenen, hatalarını bile yüksek satışlarla bitirebilecek kadar iyi yönetebilen dev bir marka olarak hepimizin ilgiyle izlediği bir noktada. Kimse de hâlâ yanına yaklaşamıyor.

Daha da geriye gidip bakarsak bütün bu gelişmelerin bize iletişim bağlamında neyi anlattığını şöyle özetleyebiliriz: tüketicinin seçimini sürekli olarak yönlendirmek.
Açık inovasyon konusunda dünyadaki önemli isimlerden MIT Sloan School of Management Öğretim Üyesi  Eric Von Hippel, “Açık inovasyon, bedava bilgi demektir. Şirketler, günümüzde kullanıcı tarafından yaratılan yeni ürün fikirlerini keşfetmek için ürünleriyle ilgili yarışmalara katılıyor, kullanıcılarının üye olduğu yerlerde, ürünlerin kullanımını, nasıl tasarımlar yapıldığını izliyor. Örneğin, bir spor markası, küçük büyük tüm müsabakaları izliyor ve burada hoşuna giden, yapılabilir bulduğu yeni fikirleri şirketinde uygulamaya geçiriyor.

Kullanıcıların tek istediği, kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ürüne sahip olmak. Bunu yalnızca para kazanma amaçlı olarak yapmıyorlar. Yarattığınız bir ürünü arkadaşlarınızla paylaşırsınız. Bu süreçte bir üretici gelir ve bu fikrinizi ürün olarak piyasaya sunarsa siz de ‘Bunu alabilirim’ dersiniz. Böylece üretici açısından da daha garantili bir ürün piyasaya sunulmuş olur.” diyor. İnovatif pazarlama sürecinde bütün iletişim kanallarının açık, erişilebilir, yani çift yönlü olması gerekiyor. Pazarlama / iletişim bilimi ile uğraşanlar da temsil ettikleri markaları benzer yöntemlerle çalışmaya yönlendirmek, çalışanlarını bu kavramın özelliklerine uygun biçimde seçmek ve gelişmelerini sağlamak durumunda.

Gelişmelere baktığımızdaysa markaların pazarlamada giderek daha çok ‘Açık İnovasyon’ sistemlerinden faydalanmaya başladıklarını görüyoruz. Açık inovasyon çalışmaları, içinde yaşam koşullarının ve dünyanın ‘iyileştirilmesi’ne yönelik hedefler taşıyor. Dünyayı ‘yeni iletişim modeli’ kurtaracak. Nasıl olacağı ise başka bir yazı konusu…

 

DİĞER M. SEDEF TENİM YAZILARI

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol