http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

ÖZGÜR UÇKAN
ÖZGÜR UÇKAN
31 Ağustos 2010
0 Yorum

PAYLAŞ

İnternet her yerde, ama “sahibi” kim?


Son zamanlardaki gözde tartışma konularından biri web’in ölüp ölmediği! Wired dergisinin patronu ve “The Long Tail”in vizyoneri Chris Anderson, “Web ölüyor, yaşasın internet!” diyerek tartışmayı başlattı! Wired da bu “ölüm ilanını” bir grafik eşliğinde yayımladı.

Cisco kaynaklı bu grafiğe göre web ve P2P hacmi düşerken internette video mevcudiyeti artıyordu. Ama ünlü teknoloji sitesi BoingBoing, yine Cisco verilerine dayanarak, bu grafiğin internet trafik artışını hesaba katmadığını söyleyerek ve rakamları güncelleyerek yeni bir grafik ortaya attı.

Buna göre web ve P2P hacmi de ciddi bir yükseliş içindeydi; ama video kadar değil. Wired’ın grafiği gerçek toplam yerine, bir dikey eksen olarak toplam içindeki payları gösteriyordu. Gerçek toplama baktığımızda web büyümesinin yavaşladığını söylemek doğru değil; yalnızca P2P paylaşımı ve video mevcudiyetinin daha büyük bir hızla büyüdüğünü söylemek mümkün ki bu ikisi de zaten web içinde gömülü… Ayrıca, her şeyi hacime ve bant genişliğine bağlamak da pek doğru görünmüyor. Bu ölçüt, internet büyümesini ölçmek için anlamlı olsa da tüketimi ölçmek için uygun değil; çünkü harcanan zaman, yatırılan para, yapılan iş, elde edilen gelir gibi bileşenleri ıskalıyor. 50 MB’lık YouTube videosunun 5 MB’lık Wired makalesinden daha anlamlı bir büyüklük olduğunu iddia etmek kolaycılık olur.

Chris Anderson’un web’i simgesel olarak “öldürmeye” çalışması aslında internetin değişen kimliğine ve “olgunlaşmasına” dikkatleri çekmek için olsa gerek. Web’i bir “ergen ütopyası”na benzeten Anderson, bunun yerine, arayüzler ve makineler arasındaki iletişimin anahtar olduğu (XML), ekranın kullanıcının önüne geldiği (mobil internet), teknolojinin içerik ve hizmet kalitesi önünde silindiği (Apple), “olgunlaşmış” bir internet görmek istiyor. Yani açık, ama ekonomik olarak kırılgan bir dünyadan, kapalı ama ekonomik modellerin daha sağlam olduğu bir dünyaya geçişi hayal ediyor: mobil uygulamaların (apps) dünyasına…

İşte tam bu noktada, yani açık / kapalı geçişi konusunda itirazım var. Anderson aslında yeni bir şey söylemiyor. Mobil uygulamaların yakın geleceğin hakim platformu olacağını zaten biliyorduk. Arama işlevleri üzerine dayanan klasik web’den sosyal medya ortamına geçtiğimizi de… Anderson, internet tarayıcılarından uygulamalara, sendikasyondan (bir çok kanaldan birden ulaşılan içerik) abonelik sistemine, muzaffer Google’dan geleceği daha belirsiz bir Google’a, bedavadan (free) paraya çevrilebilir bedavaya (freemium), javascript’ten Objective-C’ye, HTML’den XML’e geçtiğimizi de söylüyor. Bunlar da yeni değil. Bu biraz “Apple Google’a karşı” tarzında bir klişe üretiyor. Yani bütün bu çıkarsamalardan “web’in ölümü”ne ilerlemek için biraz erken.

İnternet tarayıcısı hala çok yoğun bir biçimde kullanılıyor. Kullanıcılar o kadar kolaylıkla kanal değiştirebiliyor ki abonelik sisteminin sadakat evrenine geçtiğimizi söylemek abartı olur. Freemium kriz sonrasının başarılı modeli olabilir, ama bu uzun ömürlü olacağını söylemek için yeterli değil. Google’ın geleceği konusuna hiç girmeyelim, ama bir biçimde internetin geleceğiyle ilgili olacağı kesin. Web Google’ın ülkesi; Google sonrası internetin nasıl bir yer olacağı ile ilgili yeterli verimiz yok. Şu anda tek gerçek pazar, kullanıcıların oluşturduğu pazar ve bu pazar inovasyonla yaşıyor. Yani Anderson’un söylediği hiçbir şey kalıcı değil…

Web’in öldüğü filan yok. Sadece iş dünyası için daha zor başa çıkılır bir hale geldi. İş dünyası bir türlü web’den beklediği karı elde edemiyor. Kurumsal web sitesi ise öldü. Bu doğru. Kurumlar için kolay kullanılır uygulamalar daha akılcı. Açık web’den mobil uygulamaların “kapalı” dünyasına geçiş hayali, kar odaklı bakış açısından çok kışkırtıcı… Ama internet o kadar büyük bir hızla evriliyor ki iş dünyasının daha önceki hızlı yargıları ve başarısızlığının bir benzerini yaşaması çok mümkün. Çünkü denklemin en önemli bileşeni unutuluyor: Artık sadece “müşteri” olmayan kullanıcılar…

İnternetin gerçek sahibi kullanıcılar, iş dünyası değil. Kullanıcılar kolaylıkla yönlendirilebilir yekpare bir kitle olmaktan çıkalı çok oluyor. İnternetin iş dünyası ve devletlerin kapalı kurumsal evreni olması hayali web’in doğumundan beri kuruluyor. Ama artık internet her yerde; teknolojiye, belirli bir altyapıya, belirli hizmetlere bağlı değil. İnternet yansızlığı (net neutrality) ve yeni nesil dijital uçurumun nasıl çözümleneceği internetin geleceğini de belirleyecek. Giderek daha etkin ve etkili hale gelen kullanıcılar yön verecek bu geleceğe. Erken ötmesinler!

 

DİĞER ÖZGÜR UÇKAN YAZILARI

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol