Nasıl seçim?
Günümüz iletişim dünyası çok karmaşık. Mesajlar ister istemez birbiri içine giriyor. İletilmek isteneni anlamayı bir kenara bırakın, nasıl anlamamız gerektiği konusunda bile tereddütte kalıyoruz.
Biri “Beni tercih et.” diyor; çünkü “Ben daha çok beyazlatırım”. Diğeri ise “Beni tercih et; çünkü ben lekelere düşman, çamaşıra dostum.” diyor. Başka sektörden biri “Hey dostum, senin tek sorunun ne biliyor musun?” deyip bizimle dalga geçiyor. Meğer ki “Baktığını anlamıyorsan yiğidim, yiğitliğini gözden geçir.” mesajları ise tam bir varoluş sorgulaması. Sonumuz hayrolsun.
Yani tüm markalar Recep İvedik gibi “Beni seç, beni seç!” diye bağırıyor.
“Beni seç; çünkü ben akıllı bir seçimim.”
“Beni seç; çünkü sen iyi bir babasın.”
“Beni seç; çünkü ben en lezzetliyim.”
“Beni seç; çünkü ben sana dünyaları vadediyorum.”
“Beni seç; çünkü ben en baharatlıyım.”
“Beni seç; çünkü ben en birinciyim.”
“Beni seç; çünkü ben ikinciyim.”
“Beni seç; çünkü ben sizciyim.”
“Bizi seçmezsen darılırım vallahi. Çünkü biz bunu sizin için yaptık.” gibi bir dolu neden sıralanıyor önümüze.
İdealde olması gereken de budur. Sıralansın efendim. Sıralansın ki çoktan seçmeli bir tercihte bulunalım. Elimizde hangisini seçeceğimize dair bir şifre olsa da bu seçimlerimizi daha kolay yapabilsek keşke. Zira her markayı deneme şansımız olmayabiliyor, diye de düşünebilirsiniz. Fakat işte, ‘beni seç’ demelerinin nedenlerinden biri de bu. Diğerlerini denemenize gerek bile yok. Bize inanmıyor musunuz? Aşk olsun!
“El değmeden ürettik.”
“Tam size göre.”
“Sıfır insan hatası var.”
“Robotlarımız çok hijyeniktir. Uğur Dündar her an gizli baskın yapabilir. Ayşe Özgün çocuklarla birlikte fabrikamızı ziyarete bile gelebilir.”
“Beni seç!”
“Beni seç!”
Bir de sizin için seçtiklerimiz var. Eskiden Türk sanat müziği yayını yapan radyo programlarında sıklıkla karşılaştığım bir konsepttir kendisi. “İyi de benim için seçme hakkını sana kim verdi yahu?” diye soranlar olmuş mudur, çok merak ediyorum.
Ne cesaret!
Doğmamış çocuğa isim bulan anne babalar da bebekleri için seçtikleri isimler için sorgulanmıştır eminim. “Seçim şansınız olsaydı adınızı ne koymak isterdiniz?” sorusuna herkesin verecek bir cevabı vardır bu yüzden. Anne babalar çocuklarına sadece isim değil, onların hayatlarındaki her şeyi seçer ya da seçmeye kalkar.
Çocukken hadi anlarım; annem benim için her şeyi seçmiştir. Ben de çocuklarım için aynı şeyi yapacağım muhtemelen. Fakat bir insanın aklı ermeye başladığı dönemden sonra, ne mümkün biri için bir şeyler seçebiliyor olmak. Hediye ürünlerle birlikte verilen değişim kartlarının ortadan kalktığı bir dünya düşünsenize. Alınan hediyeler, ya çok beğenilecek ya hiç kullanılmayacak ya da gizlice çöpe gidecek. Empati kurabilme kabiliyetimiz geliştiği zaman daha rahat olacak hayatımız.
Bazıları için bir şeyler seçmek zordur, risklidir. En fazla, tavsiyede bulunuruz ki o da çoğu kez başımızı ağrıtır. Önerdiğiniz şeyde bir arıza çıksa “Vay efendim, sen önerdin!” olur.
Pazara annesiyle gidenler bilir. Anne, her zaman tezgâhın en üstünden almak ister. Alttakilerden dolduran satıcıya “Üsttekilerden ver.” uyarıları işe yaramazsa anne kendi domatesini kendi seçmenin yolunu arar. Baktı ki olmuyor, o tezgahtan başkasına geçer; çünkü orada ‘seçmece’ yazıyordur. Seçim hayatımızın her alanında geçerlidir bu.
Bakkalda, çarşıda, pazarda, mağazada, özel hayatımızda, siyasi görüşümüzde, dinimizde, dilimizde… Bazı seçimlerimizi biz yaparız, bazılarını farkında olmadan yapmış bulunuruz. Deneriz, bize uymuyorsa değiştiririz. Bazen de bazıları bizim yerimize bazı şeyleri çoktan seçmiştir. Bu, böyle gelir geçer.
Ama gelir geçer olmayan bir şey var: Her seçmek bir vazgeçiştir.
Neyi, neden, nasıl seçtiğimizi ve nelerden vazgeçtiğimizi iyi düşünmek gerek.


Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın