http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press

MELTEM ÖZÇELEBİ
MELTEM ÖZÇELEBİ
31 Ağustos 2010
0 Yorum

PAYLAŞ

Quo Vadis internet?


Zaman akıp gidiyor! 2010´un ilk yarısını geride bırakmışken gerek Türk internet kullanıcılarının alışkanları gerekse internet reklam sektörü olgunlaşıyor. Biraz soluklanıp durum değerlendirmesi yapmak için birkaç açıdan Türk internet sektörüne “Quo Vadis?” diyelim mi? Reklam harcamalarına, sektördeki ilerlemelere ve gelen dış yatırımlardaki trende ve bir de interneti benimseme hızıyla hep gurur duyduğumuz tüketicimizin son durumuna kısaca göz atalım.

İnternet reklam harcamalarıyla başlayalım. Kriz, dijital iletişimcilere bir nebze yaradı mı nedir? Pazarlama yatırımlarının en hızlı şekilde satışa dönüşmesinin kritikleştiği bu dönemde, hedefe odaklanabilen ve hesap verebilen mecra olarak internet, yıllık hacmini yaklaşık iki katına çıkarmış durumda.

Reklamcılar Derneği´ne göre, Türkiye´de reklam pazarı 2009 yılında %15 küçülürken internet reklam hacmi %92 oranında büyüyerek 182 milyon TL´ye ulaştı ve pastadan %6,58´lik bir pay aldı. 2010 yılının ilk yarısında, 2009 yılının aynı dönemine göre %36,3 oranında büyüyen reklam pazarında yine mecra bazında en fazla artış oranı internette oldu. 74 milyon TL’den 121 milyon TL’ye yükseldi. Bu raporun sadece Reklamcılar Derneği üyesi olan reklam ajanslarının verilerini baz aldığını ve dijital ajansların doğrudan müşterilerinin bütçelerinin bu rakamlara dahil olmadığını da gözönüne alırsak internetin payının daha yüksek olduğunu düşünebiliriz. Başka bir kaynak olan Google Türkiye, Orta Doğu ve Afrika Bölge Pazarlama Müdürü Mustafa İçil´e göre, Türkiye pazarında dijital reklamcılığın payı %10. Ulaşılan rakamsal hacim sektördaşlarımızca yeterli görülmese de bu büyüme ivmesi artık internet mecrasının rüştünü kanıtladığının somut bir göstergesi olarak önemli.

Türkiye´de dijital iletişime ayrı ve özel bir uzmanlık alanı olarak değer verilmesi de önemli bir gelişme oldu. Vodafone´un yerel medya planlama ve satınalma konkuru sonucunda dijital medya planlama hizmetlerini ayrı bir ajanstan almaya karar vermesini takiben THY ve Procter & Gamble gibi reklamverenler, dijital iletişim için ayrı konkur süreçleriyle ilerlediler. Bu radikal kararları alanların haricindeki markaların ajans seçimlerinde de dijital alandaki yetkinlik, önemli bir kriter oluşturmayı sürdürüyor.

Bu gelişmelerin tek nedeni kriz ekonomisi değil! Türk internet sektörüne yeni dernekler ve yayınlar gibi birçok oluşum da aktif olarak katkıda bulunmaya başladı. Markaların internete daha çok güvenerek ve aktif olarak yaklaşması için gereken sektörel düzenlemeleri hazırladılar. Bu düzenlemelerin en önemlisi, IAB (Interactive Advertising Bureau) Türkiye’nin ülke çapında objektif internet reklam ölçümlemesini başlatması oldu. İlk raporlarını yayımladı bile. Ayrıca, uluslararası bağımsız araştırma şirketleri olan Nielsen Media Research ve comScore da Türkiye pazarı ile ilgili verileri düzenli olarak açıklamaya başladılar.

Bir de yatırımcılar kanadına göz atalım. Güzel haberler var. 2006 yılında internet penetrasyonumuz %20´lik Avrupa ortalamasını aştığı sıralarda Türkiye´ye gelmeye başlayan yabancı markaların ve yatırımcıların ilgisi bu yıl da artarak sürüyor. Eban İş Meleği Toplantısı ve NuBridge Zirvesi gibi toplantılarda yatırımcılarla internet sektörü İstanbul´da bir araya geldi. Türk melek yatırımcıları Galata Business Angels çatısı altında toplanarak ilerledi. Ek olarak, etohum gibi Türk e-girişimcilerine ışık tutan ve destek veren oluşumlar yeşerdi ve sektörel etkinliklerin sayısında önemli artışlar oldu.

Yabancı yatırımcıların ilgileri kadar yatırımlarının derinliği de ciddi rakamlara ulaşmaya başladı. Özel alışveriş kulubü Markafoni´ye 11 milyon TL yatırımı gerçekleştiren grupta Facebook, Skype ve Spotify gibi önemli şirketlerin de yatırımcısı olan Klaus Hommels bulunuyor. Geçtiğimiz haftalarda bir diğer online alışveriş grubu olan trendyol.com 4.3 milyon TL global yatırımla ilerlerken ecift.com ve tasit.com da melek sermayecilerden paylarını aldılar.

Kıssadan hisse dersek, bence bu yazıdaki tüm rakamlar internetin önlenemez yükselişine kanıt oluştururken, tüm harfler de sektörün altyapısında taşların yerine oturmaya başladığını gösteriyor. Tabii ki ben hiçbir zaman objektif olamam bir dijital iletişimci olarak…

Tamamen “Polyanna” yaklaşımında olduğumu düşünmeyin. Meslektaşlarımın birçoğunun düş kırıklıklarına katılmıyor değilim. Uzun uzun ele alınabilecek birçok açmazımız hala kalıcı çözümler bekliyor. İlgili hukuki düzenlemelerden eğitime değin birçok alanda yapılacaklar listemiz hala kalabalık. Bunlar arasında, en çok düşündüren nokta ise sektörü ileri taşıyacak olan beyinlerin yetişmesi için gereken yatırımların yetersizliği.

Her halükarda, bardağa dolu tarafından bakmakta yarar var. Emek vermeye ve umut etmeye devam…

 

DİĞER MELTEM ÖZÇELEBİ YAZILARI

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol