Seçime mi koşuyorsun? Sadece yap!
Reklamcı gözünden bakınca, politik görüşümüzle örtüşen, sivil haklar için mücadele eden ve müreffeh bir gelecek vadeden siyasi bir partiye oy vermek; sevdiğimiz araba markasını, moda çantayı, şarabı veya spor ayakkabılarımızı seçmekten pek de farklı görünmüyor. Hepsinin altında tek bir şey yatıyor: güven.
Beklentimiz, liderlerin bizi bir çift spor ayakkabının götürebileceğinden daha uzağa taşımasıdır. Güvendiğimiz lider, bizim gözümüzde, ülkeyi geleceğe taşıyan ekonomi politikaları geliştirir ve uygular. Çoğu zaman ihmal edilen eğitim ve sağlık alanında reform yapar. Mükemmele yakın ticari düzenlemeleri yürürlüğe koyarak şirketlerin daha iyi iş fırsatları yakalamasını ve ekonominin canlanmasını sağlar.
Ne yazık ki gerçek hayatta bu vaatlerin çoğu, hükümet kurulduktan uzun bir süre sonra bile yerine getirilmiyor. Dünyanın her yerinde bu, yazılı olmayan bir kanun adeta. O halde neden hayıflanalım? Liderleri ve markaları, geçmiş deneyimlerimize ve gelecek beklentilerimize dayanarak seçiyoruz.
Uzun yıllar önce, bir marka bunun zaten bilincindeydi. Eskiden Blue Ribbon Sports olarak bilinen Nike, insanların aslında ayakkabı satın almadığını, sıradanın ötesine geçme gücü ve yeteneği satın aldığını fark etti. Sınırları zorlayan ve görünene meydan okuyan güveni… Üstün atlet olma ve kendilerinde ‘sadece yap’ma özgüvenini bulma umudunu…
Nike’nin ismini çağrıştıran üç kelimelik bir slogan, 1951 yılında Eisenhower’ın kampanyasında kullanıldı: I like Ike (Ike’ı seviyorum). O yılın baharında Cumhuriyetçiler, bu sloganı umutlarının bir simgesi olarak yaydı. Peter Peterson, kampanya sırasında bir anket yaptırdı ve sonucunda, halkın Ike’a (Eisenhower) ne kadar güvendiği, onun sayesinde insanların ne kadar rahat hissettiği ve bundan bahsetmeyi sevdiği ortaya çıktı. Bunun üzerine ‘I Like Ike’ yaratıldı.
Şimdi, bu basit; ama etkili sloganın Nike’ye nasıl benzer bir zafer kazandırdığına bakalım.
Nike, antik Yunan’da zafer tanrıçasıdır. Nike’nin meşhur işareti 1971’de kullanılmaya başlansa da şirket, adını 1978’de değiştirdi ve “Just Do It” (Sadece Yap) sloganını Wiedan and Kennedy’den Dan Wiedan, Nike’ye ‘yapabilir’ özelliğini atfettikten on yıl sonra kullanmaya başladı. Slogan, sporcuların ve başarılı birer sporcu olmak isteyenlerin, özgüvenin sesini daha iyi duymaları için baş harfleri büyük olacak biçimde yazıldı. Cümlenin basitliği, şirkete bu sloganı tüm dünyada hiçbir dile tercüme edilmeden olduğu gibi kullandırttı.
Fakat bu yarış, Nike için hiç de tereyağından kıl çeker gibi geçmedi. Sonuçta, spor giyim pazarı çok rekabetçiydi ve bariyerleri aşmak epey zordu.
“Nike, 1980’lerde ezeli rakibi Reebok karşısında tökezledikten sonra, 90’larda tüm şirketlerden daha hızlı şekilde yükseldi. Akıllardan silinmeyecek Nike amblemiyle, “Just Do It” sloganıyla ve ilahlaşmış sporcu figürleriyle, reklamcılığın geçit vermez duvarlarını yıktı ve marka farkındalığını adeta bir inanca çevirdi. Şirket, tüm pazarlama ezberlerini bozdu; kitlesel pazarın karşısında durdu ve 1997’de 9,2 milyar dolar satış rakamını yakaladı.” diyor Jolie Solomon (1998).
Nike, bugün dünyanın önde gelen spor ayakkabı ve giyimi markası, spor malzemesi üreticisi ve yıllık cirosu 19 milyar doları aşıyor. Şirketin 6 kıtada 30 binden fazla çalışanı var. ‘Just Do It’ kampanyası cesaret, koruma ve tutku felsefesini kuruma, biraz da mizahla birlikte aşılamış görünüyor.
Kampanya ayrıca, tüketicilerin zihninde markanın ‘yüksek kaliteli’ olarak konumlanmasını sağlaması açısından da etkili. Daha sonradan Bo Jackson, John McEnroe ve Michael Jordan gibi dev sporcuların reklamlarda kullanılmasıyla, markanın bu imajı iyice sağlamlaştı.
Başarılı reklam kampanyası ve güçlü ürün gamıyla Nike, pazar payını 10 yılda yüzde 18’den 43’e, cirosunu da 9,2 milyar dolara yükseltti. Tüm bunlar 1988 ile 1998 yılları arasında gerçekleşti.
Nike’nin sırrı, markayı her zaman farklı kılacak olan çok iyi ürünler sunması, akıllıca pazarlama stratejileri ve sıradışı reklamları. Tüm bunları da turuncu bir eğri çizgi olan amblemiyle başarıyor. Nike’nin spor ayakkabılarında çok parlak bir içgörü ve seçilmek isteyen tüm markalarla politikacılara ibret olacak bir başarı öyküsü yatıyor. Just Do It.


Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın