Türk gençleri hayattan ve markalardan ne bekliyor?
Bir Youtholding girişimi olan Eğitişim Kariyer Enstitüsü, 10 Nisan – 10 Mayıs tarihleri arasında gençlerin tutum ve davranışlarını, gelecek hakkındaki düşüncelerini öğrenmek amaçlı bir anket düzenledi.
İnternet ortamında gerçekleştirilen ankete toplam 3759 kişi katıldı. %80’in üstünde bir tamamlama oranı da gençlerin bu anketi ilginç ve anlamlı bulduğunu gösteriyor.
Gelecekte kariyer yapmayı düşündükleri alan sorulduğunda, gençler için en cazip alanların %16 ile finans, %15 ile pazarlama ve %14 ile insan kaynakları olduğu görülüyor. Girişimciliğin de %13 ile 4’üncü sırada olması artık Türk gençlerinin kendi işlerini geliştirip yönetmek istediklerini vurgulayan önemli bir gösterge.
Gençlerin bir sektöre hiç değinmediklerini görmek oldukça şaşırtıcı ve düşündürücü: Sağlık/tıp alanı…
“İnternetsiz bir dünya düşünebiliyor musunuz?” sorusuna verilen %82 oranındaki “Kesinlikle hayır.” yanıtına karşın sosyal olabilmek için en etkin ortamın neresi olduğu sorulduğunda ise yanıtların %40’ını okul, kurs, dershane ve öğrenci kulüpleri oluşturdu. Bunu, %28 ile STK ve %12 ile restoran, kafe ve eğlence mekanları izledi. En şaşırtıcı olansa oldukça yüksek çıkacağını düşündüğümüz “sanal ortam ve sosyal medya”yı sosyal olabilmek için tercih edenlerin oranının %8 olup 4’üncü sırada çıkmasıydı. Bu da gençlerin Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sosyal ağları kullanmalarının yanında, sosyalleşmek için aslında ağırlıkla “gerçek hayat”ı tercih ettiklerini net bir şekilde vurguluyor.
Bir yöneticide olması gereken özellikler sorulduğunda, “liderlik” ve “iletişim becerisi” seçimlerinin %42’lik oranlarla bir yöneticinin olmazsa olmaz nitelikleri arasında eşit önemde olduğunu gösterdi. Bunları da “iyi bir eğitim” ve “ticari beceri” izledi. “İtibar”ın yalnızca %1 oranında önemli bir yönetici özelliği olarak belirtilmesi de oldukça şaşırtıcı elbette…
Hayatlarında bir şekilde eksikliğini hissedecekleri şeyler arasında Google’ın %42 ile en yüksek oranda olması hiç şaşırtıcı değil. BrandZ araştırması sonucunda beş yıldır dünyanın en değerli markası olan Google, vazgeçilmez olduğunu bir kez daha kanıtladı. İkinci sırada %24 oranında “kitap” olması ve televizyonun da önüne geçmesi medya tüketimindeki değişiklikleri açıklıyor.
Bugüne dek internette en az bir video yükleyenlerin oranı %62. Bu oran, internetin, gençlerin paylaşma arzusuna hızla cevap verdiğinin iyi bir göstergesi.
Kendilerine ait bir blogu ya da internet sitesi olan gençlerimizin oranı %29. Çıkan bu sonuçtan gençlerin video paylaşımına daha açık olduklarını; ama bir blog ya da internet sitesi tasarlayıp güncelleme işlerine o kadar da ilgi göstermediklerini söyleyebiliyoruz.
Katılımcılara, bir markanın tercih kazanması için en önemli unsur sorulduğunda alınan birinci yanıt %62 ile “ürünün kalitesi” oluyor. Açık ara ile ikinci tercih unsuru da %16 ile “dürüst olması”; %7’lik bir oranla 3’üncü sırada da “her yerde bulunabilir olması” çıkıyor. “Sosyal medyada varlık göstermesi” ise %3 oranıyla 4’üncü sırada yer alıyor.
Gençlerin, ellerine fazladan geçecek bir 1.000 TL ile ne yapmayı planladıkları sorusuna verdikleri yanıt, %47’lik bir oranla “kariyerim için eğitim”. Bu da bize, hem gençlerin eğitime verdikleri önemi hem de kendilerince en doğru tercihin geleceklerine yapacakları yatırım olduğunu net bir şekilde gösteriyor. %24’lük bir oranla da doğal olarak, “borç ödeme ya da bankaya yatırma” gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu sonuç da gençlerin, geleceğe yatırım yapma ve mali sorumluluk konusunu ciddiye aldıklarının net bir göstergesi olarak algılanabilir.
Sevdiklerine hediye almak isteyenlerin oranı %5 iken, yeni bir cep telefonu almak isteyenlerin oranı %1’in; yeni bir bilgisayar almak isteyenlerin oranı da %2’nin altında kalıyor. Bu sonuç da bize, gençlerin sevdiklerine hediye almak istemesinin, yaşamlarının çok önemli bir parçası olduğunu düşündüğümüz cep telefonlarını ve bilgisayarlarını yenilemekten de öncelikli olduğunu kanıtlıyor.
Başka bir ülkeye yerleşmek isteyen gençlerin oranı %46, Türkiye’de kalmak isteyenlerin oranı ise %54. Bu sonuçtan da beyin göçünü engelleyecek şartların bir an önce geliştirilmesi gerektiği anlaşılıyor.
Özetle; girişimcilik arzusu olan, mutlu, vatansever, eğitime ve kendilerine yatırım yapmayı önemseyen, markalardan kalite ve dürüstlük bekleyen, başkalarının mutluluğuna da önem veren, Google’ı yaşamlarının olmazsa olmazı gören; ama kitap okumayı da seven, sosyalleşmeyi sanal ortamdan ziyade gerçek hayatta ve kendi yaşıtlarıyla eğitim gördükleri mekanda arayan, ilginç buldukları konuları internette birbirleri ile hızlı biçimde paylaşmayı seven bir profil ile karşı karşıyayız.


1 Yorum
21 Haziran 2010 23:02
Gennaration Gazetesi | VS Magazin
[...] M. SEDEF TENİM Türk gençleri hayattan ve markalardan ne bekliyor? [...]
Yorumunuz gönderiliyor...
Yorum yazın