http://www.gennaration.com.tr/wp-content/themes/press


Gennaration
05 Şubat 2010
5 Yorum

PAYLAŞ

Krematik bir vaka: Ella da Bella


Yunus Baran

Markalar dünyasında, dramatik vakalar olduğu kadar krematik vakalar da vardır. Uydurmuyorum! Bu bir teori de değil, gerçek. Marka olmak zor iştir ve Türkiye’de bu zorluğu daha da zorlaştıran markalar bolca vardır, demek istiyorum esasında.

Aynı sektörde faaliyet gösteren birçok marka sektör liderini takip eder. Bilir ki, lider olan, bu yollardan geçmiş, pazar oluşturmuş, zorlukları aşmış ve aştığı tüm zorlukların yakınlarında, onları aşacak yeni birileri için izler de bırakmıştır. Cesaretsizlikten ileri gelen bir düşünce biçimi olan bu model, markaların özgün stratejiler geliştirmelerine olanak tanımadığı gibi, özgün marka isimleri bulmalarına da engel olmaktadır.

Peki, “krematiklik” bu işin neresinde? Krematik sözünü uydurmaktan kastım, işin dramatik bir hâl almasından kaynaklanıyor. Krem çikolata pazarını değerlendirerek ilerlemek istiyordum ilkin. Fakat bu değerlendirmeye gerek bile bırakmayacak kadar, tüm söylemek istediklerimi açıklamaya yetecek marka mevcut piyasada.
İşte o acı gerçek.

Bakın, markalardaki “Ella Bella” furyasına. Bu furya o denli bir sevdayla ve aşkla takip ediliyor ki, dünyanın en kötü isimlendirme çalışmalarından olan Anirella, Şenerella markalarını doğurmuştur. Bu doğumlar yetmezmiş gibi, krem çikolatadan sürülebilir pazarın tamamına doğru kayan bu karşı konulamaz akım, hız kesmeden önüne gelen tüm ürünlerde özenle boy gösteriyor, yer alıyor, dillendiriliyor, yerleştiriliyor… Fidella ve Kaysella da kategori dışına sıçrayan diğer örnekler.

Ey güzel yurdumun güzel marka yöneticileri! İçinde bulunduğunuz ahval ve şeraitten dolayı bunu yapıyorsanız, durun ve derin bir nefes alın. Azıcık da olsa konvansiyonel düşünmeye çalışın. Sonra yaptıklarınız değiştirilebilir bir durumdaysa eğer, markalarınızın isimlerini değiştirin. Yok değiştirilemeyecek durumdaysa, “ella da bella” bataklığında ölmeden kalabilmenin tek yolu kıpırdamamaktır, çırpınmamaktır. Batarsınız! Sakın yeni bir hareket daha etmeyin.

Zor iş marka olmak… Zor iş isim bulmak… Zor iş, yediğimiz şeyi her şeyiyle sindirmek ve afiyetle mideye indirmek.

“Ella da Bella” diyorum, başka da bir şey demiyorum.

Diğer Gennaration yazıları

5 Yorum

12 Şubat 2010 14:03

Salih Cem Nar

Konu bu kadar güzel özetlenir!Çizgidışı adında bir e-dergi çıkarmaktayız.Reklamcılık tasarım alanında yazılar çıkıyor.Yakında basılı yayına da geçeceğiz.Acaba yazınızı dergimizde kullanabilir miyiz?Hatta, dergimizde aylık köşe yazıları yazmak ister misiniz?İrtibat için lütfen e-mail adresime yazın.Görüşmek dileği ile,

12 February 2010 22:01 pm

Yunus Baran

Salih Merhaba,
Çok teşekkür ederim.
Kullanabilirsiniz tabiki.
Yayınlandığında haber verirseniz sevinirim.
Görüşmek üzere.

12 Şubat 2010 16:49

kuzi havva :)

ya bu yazı muhteşem olmuş gerçekten, çok iyi yakalamışsın kuzimm.Başarılarının devamını ve az da bana sıçramasını diliyorum.sevgiler:)

12 February 2010 22:04 pm

Yunus Baran

Teşekkür ederim kuzim, ben de sana büyük başarılar dilerim.
:)

20 Şubat 2010 23:29

Kader KILIÇ

Maalesef pazar liderini takip etmek demenin kopyalamak olarak anlaşıldığı zamanlardan geçiyoruz. Ancak bunun sadece Marka Yöneticilerinin kararı olduğunu düşünmüyorum. Ya da en azından öyle ise bile, yine de bu kararı vermelerinde rekabet gücü, pazarlama stratejisi ve markanın özdeğeri etkilidir. Dolayısıyla o insanlar Ella Bella ile Nutellayı andıralım da piyasada biraz olsun yer kapalım telaşında olabilirler. Doğru mu? Hayır.

Marka olmak özgün olmaktır, bir ürünü veya hizmeti andırmak demek değildir. Ama piyasa ve şirkete dair şartlar göz önüne alındığında teoride olmasını istediğimiz, beklediğimiz şeylerin pratiğe dökülemediğini de düşünmek gerekir.

Yorumunuz gönderiliyor...

Yorum yazın


Bu yoruma e-posta abonesi ol